unchain my heart

spyder spyder
ray charles şarkısıdır aslında ama joe cocker ile daha çok akıllarda yer etti. cocker'ın '87 yılında çıkardığı albümün ismi aynı zamanda.

unchain my heart
cause you don't care please set me free

unchain my heart
baby let me go
unchain my heart
cause you don't love me no more
every time i call you on the phone
some fella tells me your not at home
unchain my heart set me free

unchain my heart
baby let me be
unchain my heart
cause you don't care about me
you got me sewed up like a pillow case
but you let my love go to waist
unchain my heart set me free

i'm under your spell
like a man in a trance
you know darn well that i don't stand a chance
unchain my heart let me go my way
unchain my heart you worry me night and day
i live a life of misery
and you don't care a bag of beans for me
unchain my heart set me free
manha de carnival manha de carnival
80 li yıllarda -ki tek kanallı dönemlerdi malumunuz- o kuşağa ait çocukların pazar günlerini iple çekmesini sağlayan bir parçaydı. klibinde joe cocker amca son derece vakur bir edayla gündüz saati bir bara girer ve o esnada doğaçlama yapan bir müzisyenle parçayı çalmaya başlarlar.
karamuratbenim karamuratbenim
bu parça benim hayalimdi. ilk trt 2'de görmüştüm klibi. 17 yaşındayım yarenimiz yok, yaren adayımız var. ama yaren adayı yangın çıksa ilk kurtarılacak nesne. yarenliğin kaldığı binada yangın çıkmasını ve benim onu kurtarmam sonucu bir aşk doğmasını bekleyecek kadar umutsuz vakayım. blue jean dergisi alıp, new kids on the block'un step by step parçasını ezberlemeye çalışıyoruz. o zamanlar bunu seviyor kızlar. sevgi miydi, sevinç miydi anımsamıyorum, yangından ilk kurtarılacak eşyayı, onu tavlamak nezninde bu parçanın klibini de kurgulamıştım kendimce. bu yarenin gittiği geldiği bir köy derneği var. orada sazlı-sözlü aktiviteler yapılıyor bazen. kalabalık sıkılırken ben joe cocker edasında puslu köy derneği ortamına gireceğim. herkeste bir bıkkınlık, yarende bu bıkkınlığın mensubu. ben geliyorum dayımın pardesüsünü giyip, kafamda dedemin foteri, ardımda yakın arkadaşım var, darbuka çalar. arkadaşım derneğin çaycısına "hey you player unchain my heart?" diyor. çaycı mal olduğu için bu sahneyi kesiyoruz. ben direk "ançey mayhart" diye bir giriş yapıyorum ortalık dikkat kesiliyor. sonrasında "unchain my heart set me free" diyorum ve klarnet giriyor herkes ayakta, yarenlik baygın gözlerle beni seviyor. "klarnet ne alaka lan" diyen arkadaşa gelsin; ben bütün bunları bir kör darbuka ve eksik notalı bağlama ile yapmayı hayal ediyordum.


bitli piyade bitli piyade
hakkında çok önemli bir detayı öğrendiğim şarkı. zira bu detay şahsımla ilgili. şöyle ki biraz önce aklıma gelmiş bir yandan dinliyor bir yandan eşlik ediyorum, eşlik ettiğimi gören annem bu şarkıyı sevip sevmediğimi sordu. ben de tabii ki seviyorum şeklinde direkt olarak cevapladım. bunun üzerine annem "ilginç, çocukken duyduğunda korktuğun bir şarkıyı büyüdüğünde sevmen çok ilginç geldi" şeklinde yanıt verdi. tabii öncelikle bi' duraksadım ve ardından "nasıl yani" diye cevap verdim. meğerse ben daha çocukken joe cocker şarkıya o güçlü sesiyle unchain my heart diye girdiğinde korkup kaçıyormuşum.herhalde bundan sonra bu şarkıyı her dinlediğimde bu durumu hatırlayıp güleceğim.