unutulmaz film replikleri

1 /
cekoslavakyalilastirilamayanadam cekoslavakyalilastirilamayanadam
"fakirle zengin arasında bir fark yoktur vasili. zenginler ölür, fakirler de ölür"
"biz, komşusunu bile kıskanmayacak, eşit bir toplum yaratmaya çalıştık. ama her zaman kıskanacak bir şey vardır. bir gülüş.. bir arkadaş..
sahip olmadığın ve sahip olmak istediğin. bu dünyada sovyetlerde bile her zaman zengin ve fakir kavramı olacaktır. kabiliyet zengini..
kabiliyet fakiri..
sevgi zengini..
sevgi fakiri.."
yanıyorum öyleyse harım yanıyorum öyleyse harım
abbas kiarostami'nin kirazın tadı filminde geçen repliktir.


"size başımdan geçen bir olayı anlatacağım. henüz yeni evlenmiştim. belaların her türlüsü bizi buldu. öylesine bıkkındım ki her şeye son vermeye karar verdim. bir sabah şafak sökmeden önce, arabama bir ip koydum. kendimi öldürmeyi kafama koydum. mianeh'e(iran'da bir şehir) gitmek için yola koyuldum. bu 1960'daydı. dut ağaçlarıyla dolu bir bahçeye vardım. orada durdum. hava hala karanlıktı. ipi bir ağacın dalı üzerine attım, ama tutturamadım. bir kere iki kere denedim ama kâr etmedi. ardından ağaca tırmandım ve ipi sımsıkı düğümledim. sonra elimin altında yumuşak bir şeyler hissettim. dutlar. lezzetli, tatlı dutlar. birini yedim. taze ve suluydu. ardından bir ikincisini ve üçüncüsünü. birdenbire güneşin dağların zirvesinden doğduğunun farkına vardım. o ne güneşti, ne manzaraydı, ne yeşillikti ama! birdenbire okula giden çocukların sesini duydum. bana bakmak için durdular. "ağacı sallar mısın?" diye bana sordular. salladım. dutlar düştü ve yediler. kendimi mutlu hissettim. ardından alıp eve götürmek için biraz dut topladım. bizim hanım hâlâ uyuyordu. uyandığı zaman dutları güzelce yedi ve hoşuna gitti. kendimi öldürmek için ayrılmıştım ve dutlarla geri geldim. beyim, bir dut hayatımı kurtardı. bir dut hayatımı kurtardı."
stian stian
'sometimes i think i have felt everything i’m ever gonna feel. and from here on out, i’m not gonna feel anything new. just lesser versions of what i’ve already felt.“

her
stian stian
'who are you trying to convince, evan? you come all the way back here to stir up my shit just because you have a bad memory? what? do you want me to just cry on your shoulder and tell you everything’s all better now? well f*ck you, evan. nothing’s all better, okay? nothing ever gets better. you know, if i was so wonderful evan, why didn’t you call me? why did you just leave me here to rot?’ -kayleigh

the butterfly effect
yanıyorum öyleyse harım yanıyorum öyleyse harım
woody allen'ın baş yapıtı annie hallfilminden;

"eski bir espri vardır, bilirsiniz. iki yaşlı kadın dağ başında bir lokantada yemek yemektedirler.
biri, ”lanet olsun!” der, “yemekler ne kadar da berbat!”
“evet” der diğeri, “üstelik ne kadar da az!”
yani, bu benim yaşam hakkındaki düşüncemin kısa bir özetidir: hayat yalnızlık, sefillik ,acılar ve mutsuzluklarla doludur ama keşke bu kadar kısa olmasaydı."
krkmbnvrm krkmbnvrm
- sen kötü şeyleri çok güzel söylüyorsun.
- senin hastalanman bile güzel..
- o ne demek şimdi?
- sen hasta olmasaydın seni bana vermezlerdi ki.
- bak yine kötü birşeyi çok güzel söyledin..
1 /