ünzile

2 /
ne me quitte pas ne me quitte pas
her dinlediğimde çocuk olamadan ana oluvermiş tüm ünzileler adına gözyaşı döktüren, odamdan, yaşantımdan, bilgisayarımdan, ailemden, kitap ve dvdlerimden; daha doğrusu bunlara sahip olmaktan utandıran eserdir. bu haksızlıkta payım varmışçasına, yaşantım onların yaşana-ma-mışlıklarını çalıyormuşçasına...
zagnem zagnem
anadoluda bir metrelik uzunluk ölçüsü biriminin adıdır. çoğu zaman bezden yapılır ve sarı renktedir. üzerinde uzunluğu cm cm gösteren birimler vardır. terzilerin vazgeçilmezidir. zamanında ananem ünzileyi getirsene yavrum üst kattan dediğinde kim o kadın acaba diye düşünmeme sebep olmuştur.

edit: araştırmalarım sonucu bu pek bilinmeyen adıymış. mezura ya da mezure diye de bilinir.
kızınbiri kızınbiri
son bir kaç gündür her fırsatta dinlemeyi deli gibi istediğim tek parça. kendisini çok sevsem de niyeyse hiç şebnem fanlığı yapasım yok şu an. yine de şarkıyı önceden biliyor olmama rağmen şebnem ferah'ın yorumu neden bu kadar etkiledi beni bilmiyorum. tarif etmek için kelime bulamıyorum, yani aramıyorum zaten de. sözler aktıkça "insan dölü ünzile"ye daha bir acıyorum, daha bir seviyorum, sanki çok uzaklarda yaşayan hiç tanımadığım kardeşimmişçesine. şaşıyorum kendime, bu kadar hüzün yaptığıma. dinleyebildiğim kadar dinliyorum, fazlası acıtıyor. dokunsalar ağlayacağım, anlamıyorum. sanırım, aşkı anlatmayan bir şarkıyı ilk kez bu kadar seviyorum.
mugurg mugurg
kesinlikle sezen aksudan dinlenilmesi gereken,şebnem ferahtan dinlenildiğinde hiç bir his vermeyen şarkı.şebnem ferah sadece doğru notaları basmakla uğraşırken sezen aksu hisettiği gibi sölemektedir,hissettirmektedir..
ugokhan ugokhan
bu kelime kur'an'da çok yerde geçmekle birlikte esas olarak amener rasulü olarak bilinen duanın içinde geçmesi sebebiyle bilinir. bu sebeple müslüman halk bu kelimeyi bir şekilde benimsemiş ve biz kız ismi olarak kullanmıştır.

"amener resûlü bimâ ünzile ileyhi min rabbihî vel mü’minûn..."
blondie blondie
hem çocuk hem de kadın, on ikisinde ana" sözleri beni telef eder şarkıda.keza "dayaktan uslanalı hiçbir şey sormuyor" da öyle...ne zorluklar altında çocuklarını yetiştiren,tarlalarını süren,yemeğini yapan kadınlar, hepsini görür gibi olurum...kadın olarak hep omzuna yaslanmak istediğimiz,sığınmak,güvenmek istediğimiz erkek figüründen kat kat daha güçlü daha erkek,ama çaresiz kalmış kadınlar.o çileyi,o yükü kaldırabilen,sırtında taşıyabilen...sadece gücü yettiği için bi kadına el kaldırmayı kendinde hak gören,yatağına girdi diye kadını malı sanan "erkek"lere ve daha da kötüsü ailesi tarafından bile mal gibi görülüp satılmasına rağmen, herşeye rağmen yaşamından vazgeçmeyip yuvasına sahip çıkan kadınlar...kendimi onların yerine koyunca daha bi fena olurum.sonra aklıma bi tirad gelir."ben küçükken babam anneme vurmuştu bi keresinde.hiçbişey yapamadım deliye dönsem de..öfkeden kendimi dışarı attım.sonra bi baktım dışarda koyunlar, horozlar, kuzular...dedim ki bunu yapana hayvan bile denilmez!"peki hiç mi düzelmicek bu düzen?!kimse bunun için bişey yapmicak mı derim ama nafile...tam o sırada şarkı biter..bi daha da açamam zaten uzunca bi süre...
2 /