üsküdar a giderken

2 /
regulus regulus
dizi fena değil belki güzel de olacaktır ileride ama, sözlüklere hitap edelim, internette konuşulalım, gençliği arkamıza alalım tavırları biraz fazla dikkat çekmeye başladı dizilerde sanki.
menesym menesym
fazla güzel olmuş dizi. müthiş göndermeler var, türkiye'de tutacağına inanmıyorum, espriler standart üstü. ben yayından kaldırılacağı zamana kadar zevkle izleyeceğim onu biliyorum.

ayrıca dilbilgisi kurallarına dikkat edelim; üsküdar'a giderken.
garbinooo garbinooo
ilk bölüm için oldukça karışık, anlaşılması güç ve fazlaca abartı diyalogların olduğu dizidir...

başladığı an'dan beri seyrediyorum ancak, hala diziden hiç bir şey anlayabilmiş değilim...
dream is destiny dream is destiny
taksimetreyle 24'e yapılan gönderme olağanüstü.oğuz atay'a ve murat menteş'e de selam ettiler.*
ayrıca panpa kelimesini daha fazla duymak istemediğim için kullanılması beni rahatsız etti.

dizinin farkı ise karakterlerin sürekli kendisiyle konuşması,düşüncelerinin canlandırılması vs gibi görünüyor.

özetle çok da iyi olmasa da izlenebilecek güzel bir dizidir. çocuklar duymasın ve papatyam gibi saçmalıklar varken gayet de iyi dizidir.

hah unutmadan mühendisler var bu dizide daha ne. bir de iş görüşmesi sahnelerine bittim.*

hatırlama sonucu edit:
aşçı mühendis sorar " ben yokken neler oldu bu ülkede? "
parasız mühendis cevaplar " mankenler şarkıcı oldu.şarkıcılar da sinemacı oldu.eski sinemacılar mı? öldü hepsi..."

yok yok.çok iyi dizi bu. ölü baba ruhu ise erkan can'a süper gitmiş.izleyin izletin.
rout rout
tam yerine denk gelmiş, güzel olmuş dizidir. behzat ç.'ye kardeş gelmiştir nazarımda. jenerik müziği de herşeyi özetlemiştir.
setheleh setheleh
izlediğim kadarıyla benim seveceğim dizilerden biri, bu ekranda tutunması anlamına gelmiyor elbette zira benim saçma sapan zevklerim var. olsun, kimse izlemezse ben izlerim, üzülmesinler.

o değil de benim esas söylemek istediğim başka bir şey: böyle bir konuyu böyle zamansız bir şekilde işlemeleri beni derinden yaraladı! lan ben size ne diyeyim, allah boyunuzu devirir inşallah!
ben "hani mühendis olacaktın, o kadar diplomalar aldın çifter çifter" diyen annemi zor zaptediyorum, sen gelmişsin böyle diziyi pimi çekilmiş bomba gibi bizim salonumuzdaki televizyona bırakıveriyorsun. ne yapayım yani yurt dışına mı kaçayım, sokaklarda mı yatayım ha homeless mı olayım ben!? dizideki elemanın anasının yaptığı dırdırın birebir aynısı bizim evde var, dizilerde gördüğümüzün aynısı!!! abartmıyorum, en az dizideki kadar saçma mülakatlara gittim ben ve en az dizideki kadar absürd bir hayatım var. bakın "en az" diyorum, şu an hemen burada kendi hayatınızı daha çok sevebilirsiniz!

hayatımın her anında en çılgın sürprizi yapanlara, itina ile hayatımı skenlere sonsuz teşekkürler. beni sizler yarattınız, ama bir insan da bu kadar maymun edilmez arkadaş, bana da bir huzur verin. doğala özdeş aroma çalın lan bari ağzıma, hakikisini vermediniz sentetik de olsa biraz ağzımız tatlansın şu zalım hayatta!
hilde hilde
murat cemcir'in ses tonu ve diksiyonunu şeye benzettim, hani haneler'de "üleeeaaaayyn" diye bağıran bi abi vardı ya, ona. her lafının arkasından "üleyyn" gelecekmişcesine gerilerek izledim.

bir şeyler eksik geldi bu dizide, bilemedim. erdem ve kankası sürükleyecek gibi değil. güldürecek, iyi işlenmiş yan karakterler lazım ilerleyen bölümlere.
ölümsüz ortanca ölümsüz ortanca
yani öyle beş dakika da tüm dizeye hakim olunabilecek, reklamlarını izlemekle çözülebilecek bir dizi değil anlamak için çaba harcamak en azından zaman ayırmak gerekiyor.
2 /