vandal mimar

2 /
ali kamber ali kamber
ortaköy'de bir sokaktır.

(bkz: hafız ali)
(bkz: sandalcı mecit)
(bkz: bestekar ahmet çağan)
(bkz: bestenigar ziya)
(bkz: kumbaracıbaşı)
(bkz: tayyareci fevzi)
(bkz: muallim naci)
(bkz: müverrih sadettin)
(bkz: mütevelli ibrahim)
(bkz: kavurmacı)
(bkz: işkembeci yaver)
(bkz: sütçü ali)
(bkz: gözlükçü)
(bkz: büyük şekerci)
(bkz: çarşı ağası)
(bkz: muvakkit)
(bkz: postacı)
(bkz: vatman)
(bkz: çevirmeci)
(bkz: kilercibaşı)
recai pengül recai pengül
üzülerek söyleyeceğim ki sözlükte son zamanlarda belli olan durumdan kaçınamayacak yazardır. işte burada afişe ediyorum kendisini ve soruyorum:

iki hafta önce güvercinler havadayken zobarakları güberttin mi gübertmedin mi? eğer gübertmediğini iddia ediyorsan komidin çekmecendeki sürpülmüş pırpıntıları nasıl açıklayacaksın? bütün bunlar zobarakların serpülme vasıtasıyla gübertildiği anlamına gelmez mi?

ekrem tanyolaç'ın da daha önceden belirttiği gibi vesveseli gerçekler asla uzun süre saklanamazlar. ali kamber ve epigon tayfasıyla bir süredir yürüttüğün gizli kapaklı işlerin gerçek amacı nedir açıkla. bunu açıklayamıyorsan ortalıkta sevüreklerin en yılmaz bekçisi gibi dolaşmaya yüzün kalmaz, tutarsız duruma düşersin.

not: beklediğimdem daha az duygusal oldu ama naapalım. yazmış bulundum bir kere.
tembel tembel
sözlükteki özgün mizah odaklarından biri.* pek anlayamıyorum ama çok gülüyorum. öyle olunca da aptal aptal gülmüş oluyorum. iç veya dış mihrakların oyunu olabilir.
ali kamber ali kamber
pembe şemsiyesi ve metallicacı gençlik kostümüyle karşıma çıkınca irkildiydim. bir de "seni sevmiyorum, takip etmiyorum pek" dediydi, açık sözlülük marifetmiş gibi. ben de onu takip etmiyordum allahtan. altta kalmadım.

sonra yazılarını inceledik pengül'le. işimize yarar gibi geldi, uzun, akıcı, esprili ve iğneleyici yazıyordu. teklif götürmeye karar verdik. örgütümüzün üyesi ol dedik. ön plana çıkmayacak, lojistik destek verecekti. gerektiğinde lazanya ve kabak dolması yapacaktı. anlaşmayı konuşmak için postmodern kartal heykeli'nde buluştuk. şöyle bir yürüyelim yürürken konuşuruz falan derken kendimizi taksim'de bulmuşuz. biralar eşliğinde prensipte anlaşmayı yaptık. bucalı yeni yetme üniversite öğrencilerine sanatsal resimler kakalayıp örgüte mali destek sağlayabileceğimizi de o gün fark ettik. örgüt için hayırlı bir gündü.

uzun süre düzenli görüşmelerimiz devam etti. o sıralar pengül aranıyordu ve yurt dışına çıkmak zorundaydı. türkiye'deki işleri çekip çevirme görevini bize devretti. sorumluluğumuz artmıştı. yine de vandal'ın ön plana çıkmasını istemiyorduk. bir süre gizlenmesine karar verdik. iki dakika boş bırakmaya gelmedi, hemen bir işler pişirmiş. durumu pengül'e ilettim. sert çıktı. gerekirse vurun diye emir geldi. vandal korkmuş olacak, fazla direnmedi. yeniden örgütte aktif rol almaya başladı. sevindik hepimiz, mutlu olduk. o da olmuş gibi. olmadıysa da olsun.

(bkz: bir cin ali nin itirafları)
ali kamber ali kamber
çilek operasyonu çerçevesinde çaylak edilmiş bir başka yazar (bkz: recai pengül/#2322589). cin ali zirvesi'nin ardından diğer cin aliler ile ilişkisi gündeme gelmişti. şimdi de, zirvenin üzerinden daha bir hafta geçmeden, çaylak edildi. pekiyi sözlüğün en önemli yazarlarına karşı yapılan bu yıldırma operasyonları daha ne kadar sürecek? yazarlar sözlüğün gittiği yere daha ne kadar seyirci kalacaklar? aklın ve mantığın savunucusu olan yazarların tasfiyesi tamamlandığında, bilsinler ki adalet aramak için çok geç olacak.
ali kamber ali kamber
bestenigâr ziya sokaktaki şino kahvesinde ılık bir bahar günü oturup laflaşırken tavla oynayalım diye ısrar eden, güzel gönlü istedi diye kabul edince de sonunda "yendim yahu, bilmem de halbüse" diye ortalığı velveleye veren bir dostumuzdur. naçiz tavla kabiliyetimi imtihan etmiş, neticesinde dehâsıyla beni mağlup etmiştir. aksini söyleyecek değiliz.

ne var ki; evvelsi görüşmemizdeki atari eğlencesinde "super mario" namlı oyunu kaç kere oynadığını, kaç kere nam-ı diğer muslukçu maryo'yu rahmete kavuşturduğunu ve bendenizin bir kerede muhteremi hangi seviyelere taşıdığımı da cümle âlemin bilgisine sunmasını ricâ ederim. hanımefendiciğimizin yüksek ahlâkı bunu gerektirir.

bir ingiliz beyefendisinin dediği gibi: "deal with it."
pushitonmeshitonme pushitonmeshitonme
sözlükteki yazarlar arasında üslubunu en çok beğendiğim olabilir. paylaşmayı da seviyor sanki. e bir de üstün müzik zevki ve bilgisine sahip. işte bunlar kendisinin favori yazarlarımdan biri olması için yeterli ve geçerli sebeplerdir.
azwepsa azwepsa
vandal mimar'a açık mektup:

mimoş naber?

radyo programı yapmaya başlamışın. hayırlı uğurlu olsun diyorum. valla istek parça yapmak isterdim ama geçen gün sorduğunda denediydim beceremedim malum. bana böyle şeyler sorma. bana hayatın anlamını sor, "ne dinlemek istersin?" tarzı bişey sorma. bana misal istiklal'de "ne yiyelim?" diye de sorma. hayattaki en büyük buhran anlarımdan birine denk gelirsin. aklımda yiyebileceğim yüz milyon şey var şu an. ama oraya çıkınca hepsi kayboluyor. aslında kaybolan kafamdaki seçenekler mi yoksa karar verme yetim mi bilemiyorum. senin bildiğin bi yer yok mu? bana niye soruyon?

geçenlerde abbasla genç bakışı seyrederken aklıma gelmedi ama sonradan farkettim. can dündar'a abidik gubidik soru soran sabilerin soru tarzları da vurguları da anti-okan bayülgenci magazin programlarına çok benziyor. yaaav geçen noldu biliyor musun? okan'ı en dingin en keyifli haliyle yakalamışlar. soru soruyor, adam tatlı tatlı ama yavaş bir tonda cevap veriyor. bir kere daha denk gelmişler. gene öyle. üçüncüde "okan bey siz gay mi oldunuz?" diye soruyo. oha falan oldum oturduğum yerde. hatta koltuktan yuvarlandım. aynı görüntüleri 100.000 kere çevirdiler. acaba okan gay mi diye diye. gül gül öldüm.

bu arada magazin demişken duydun mu demet akalın'ın sevgilisi mi kocası mı, her neyse, onu aldatmış. adama bak ya. demet gibi manitası varken başka hatunlara gidiyor. gerçi o hatunu da gördüm. valla bilemiyorum aslında. demet mi o mu deseler ben de ona kayabilirim. yani gönlüm ona kayabilir. teni falan çok güzeldi. ama bu arada sana şunun müjdesini verebilirim ki bu yaza çok bomba bir demet albümü geliyor. eski sevgiililerimize yeni yeni ayarlı şarkılar gönderebilecez. ahaha yav neydi o ibrahim kutluay'dan sonra, hani o ilk çıktıkları zaman. gerçi sonraları da o çizgisini korudu. aferin ona.

mankenden şarkıcılığa geçenler arasında ben en çok seçkin pirileri sevmiştim. zaten çok güzel kız. böyle görünce bile ağzım yayılıyor, yüzüme bi gülümseme geliyor. kırmızı papuçlu bi şarkısı vardı. klibini indirip tekrara alıp az saatlerimi vermedim ben ona... ama aslında az vermişim. şarkı çok fazla aklımda kalmadı ama güzeldi o. kız da güzel. ses de güzeldi. kimse pirilerimin sesine bok atmasın. bob dylan'ın çatal çatal sesine hayran olup da bu kızın sesine bok atana kafa atarım. hem ne demiş kemal tahir? su sesi, altın sesi, en güzeli genç kız sesi.

bu arada gördün mü geçenlerde zenciyi başkan seçtiler amerika'da. zenci menci ama öbür adamdan daha iyiydi. daha genç görünüyor. bi ülkenin lideri titrek bi ihtiyar olmamalıdır. akp'nin de en güzel yanı o zaten. bak başbakan 30 yaş birden gençleşti bi anda. cumhurbaşkanı da bi 15-20 yaş gençleşti. saçları var ve siyah en azından! yalnız sana bişey diyim miii. öbür ihtiyarın yardımcısı olan bi kadın vardı. sarah palin, ona üzüldüm heaa. at gibiydi. keşke zenci onu yanına yardımcı alsa. süper olurdu.

bi ara görüşelim. kahve falan içeriz. hatta çin yemeği falan yiyelim. çubuklarla falan. çok eğlenceli bişey o. "güldürürken düşündürür" doyururken eğlendirir. kendine iyi bak. kestane kebap acele cevap.

azwepsa üçyüzbeşyüzgil.
radiance radiance
severim iti. ortalama zekasından ve gerçek kaliteyi algılayamamasından ötürü arada kınasam da vasatın üstü bir insan diyebilirim.

geçenlerde ben ve kankalarım oturuyoruz, tam "ehahah lan süleyman amına koyim geçen bele 10 tane karı var ortamda bi şaka yaptım hepsi yarıldı olm, bi tanesi işedi böle amı ıslandı eheahahah" şeklinde şakalar yapıyorum.

bu geldi moruk çok high oldum yeaa dedi. ben de şakacı olduğum için işte sana bi kaysam very high olursun. bu words yokuş aşağı götüne girsin dinosaur testicles dedim. ismal ve sülo gülerken ağzındaki cipsleri televizyona bulaştırdı. nasıl da yarıldı amuşlar bu şakayı duyunca. üstüne bir de i am the bombacı diye ekledim ki artık hüseyin de kendini kaybetmişti.

ama vandal kuşbeyinli olduğu için ince mizahı anlayamadı. halbu ki nasıl da komik kıvrak zekalı espriler yapmıştık. kalite farkı da burada ortaya çıkıyor sevgili dostlarım. life is so ensest lolita. ahrasu%[dsa0hasd]*1234sda0jasd>>>>asd9 yarıldınız di mi, nasıl da komikim.
manha de carnival manha de carnival
sağlam siktir çekici biri olduğu belli. iki kelimeyi bir araya getiremeyen yavrucakların kuyrukları birbirine karışmış.

ne oldu acaba ''slm asl?'' mesajına ananinami@cortmail.com cevabı mı verdi?

kim, nasıl sinir etmiş de böyle ön sevişmesiz saldırmışım. aslında hiç gerek yokmuş.
iao iao
ya sevgili romalılar, gelin itiraf edelim: bir memeli resim bir kaç tane de kıvrımlık bölge muhabbeti görünce hedefe aç sinekler gibi uçuşmak, belki bir ekmek çıkar deyip sürtünme denemeleri bulunmak, şakacı, yaramaz ama espirili çılgın çocuk yaftası kapma çabaları, haftanın en ilgi çekicisi olanlardan neyim eksik düşüncesiyle oraya buraya giriştikten sonra elinize kırmızı şarabı alıp kırçıllı dj sesleriyle hayata ve aşka dair ahkam kesmek pek tutarlı gelmiyor.

zaten genel olarak kadının göt çatalı, tuvalete çömelirken belinin aldığı kıvrım, pi'yi üç alan kız gibi muhabbetler hep vardı; vandalın da bu son olayda yarattığı değişiklik x yapan kız kalıbı yerine kendi ismiyle anılması oldu. böyle mevzularda güneşe doğru yükselirken sağa sola ateş açıp ölen ikarusları artık toplu mezara gömüyorlar bildiğim kadarıyla, özel cenaze ve anma törenleri pek kalmadı.
jugador jugador
hani derler ya tanımam etmem, kankam değil falan filan. o hesap işte benimkisi de. yalnız şöyle bir şey var ve bu onun hakkında iki kelam etmemi haklı kılabilir. yoksa tanımadığın bir yazar hakkında niye nickaltı yazılır ki.

bence sözlük dahilinde ve belki de internet ortamlarının en güzel ayarlarından birini vermiş bir yazardır bu. söz konusu ayar müze* sınırları dahilinde halka açık şekilde gösterilmektedir. ondan kelli gerisi bence yalandır.

yoğun istek üzerine: (bkz:http://www.itusozluk.com/muze//index.php?a=view&id=2585
2 /