vandal mimar

4 /
vandal mimar vandal mimar
yakın çevrem için yazıyorum, dikkate alınsın. şimdi şöyle bir şey var; bu çağda, bu düzende istisnasız her insanın çoklu kişilikleri oluyor. tıp buna şizofreni diyor, kişilik bozukluğu diyor bir şeyler söylüyor tıp bu konuda; ama tıbbı salla. sen bu çoklu kişilikler arasında bir savaşa girdiğin, kendi içindeki barışı sağlayamadığın vakit fena halde sıçıyorsun. bu çok acayip bir güç ilişkisi. bir kişilik mutlaka baskın gelmeye çalışıyor, diğerlerini yenmeye çalışıyor. bu iyi değil. çünkü hiyerarşik bir ilişki biçimini içselleştirmiş ve enerjini tüketmiş oluyorsun. onun için en iyisi tüm bu kişiliklerle barışmak, onları yok yere savaştırmamak. ama bazen acayip savaşmak istiyorlar biliyor musun. diş biliyorlar birbirlerine, sen bunu içinde hissediyon, kızışan ortamı rahatlatmaya çalışıyon; ama bu da kolay olmuyor. benim sıkıntım bu sanırım. iki sene önce fark etmiştim bunu. o zamanlar romantik bir karar almıştım, ne olursa olsun içimde barış olacak diye. motivasyon noktaları buluyordum kendime ve inanıyordum ki eğer içimde barış olursa gerçek bir savaşçı olabilirim. çünkü savaşılacak çok şey var dış dünyada. hava koşulları, hastalık, ilişkiler, bürokrasi vb. gerçek şu ki; içinde barış olursa, sakinsen, kafan basıyorsa pek çok şey daha net görünüyor sana, analizlerin sağlıklı hale geliyor, otoritenin sözlü kültürle taşınan mirasını dahi reddediyor olmanın getirdiği bir güven oluyor içinde. ve böylelikle bu boktan dünyayı ya da onun bir kısmını nasıl değiştirebileceğin konusunda daha verimli hale gelebiliyon. ha değiştirebilirsin yahut değiştiremezsin, orası önemli değil. ama koca bir hayat böyle geçse, bu çaba her şeye değer değil de nedir? bence ancak böyle gerçekten yaşayabiliyoruz.

geçen akşam bunları bir arkadaşıma anlattım. son derece samimiydim, dediklerime anlam veriyor olup olmaması umrumda değildi. durduk yerde birasından bir yudum alıp yumruğunu çenesine dayadıktan sonra gözlerini kısıp "sen fuko mu okuyorsun son zamanlarda?" şeklinde bir soru sordu bana. sanırım o hiçbir zaman anlayamadığım ve anlayabileceğimi sanmadığım fuko efendi böyle şeylerden bahsediyormuş. ya da arkadaş da "fukocu akademik entel insan" karakterine yenik düştü o esnada, orasından emin değilim. emin olduğum bir şey var, sözlük bitti ya. (konuyu şık bir şekilde bağlayayım, bunca yıllık sözlük karakterime layık bir veda atmosferi yaratayım istedim. kahrolsun sınıf savaşı.)
ahmak ı hayal ahmak ı hayal
"ne kadar uzun ve karmaşıksa da, her yazgı gerçekte bir tek an içerir; insanın kim olduğunu anladığı an!" derken, borges de, şizofrenin parçalara böldüğü "ben"inin birleştiği ve kendini bütün olarak gördüğü anı anlatmak istiyordu sanırım. vandal da onu mu anlatmak istedi, yoksa ben şık bi şeyler mi yazayım istedim bilmiyorum. üstüme gelmeyin bu kadar.
queenie queenie
gecenin ya da sabahın bu saatinde karşı kıyıya yüreğimde taşıdığım tırt dünyanın derinliklerinden gelen sayısız ama çok karışık duygu ve düşünce içinde içten çok içten bir selam, bir devrimci selamı göndermeye neden.

bir bahar akşamı rastladığım gülüşü ve gözlerindeki ışıltıyla kaleminin gücünden, ayaklarımı henüz ısıtamamış olmamdan, ezginin günlüğü'nün eski günlerimiz'den ve güneşten.

insan bazen.
tyrannicide tyrannicide
tuhaf bir yakınlık hissediyorum kendisine. sözlüğe düştüğü an seviniyorum falan. çok normal olduğu söylenemez, sıradışı bir tarafı olduğu kesin. asabiyetine de hastayım. tanışmanın bir yolunu bulmayı düşünüyorum.
laein laein
kendisiyle hiç samimiyetim yok o sebepten başlığının altına "müneccim boku yemek" deyimini bkz olarak verip vermemekte kararsız kaldım ama bir yandan bu özelliğiyle ilgili hiçbir şey yapmamış olmak istemediğimden ötürü de şuanda okuduğunuz şeyi yazmaya karar verdim. ben teşekkür ederim. iyi geceler.
hippi hippi
enfes yazar, açtığı bir başlık sanırım ne kadar aydın, kendini geliştirmiş, duyarlı biri olduğunu kanıtlıyor! insanoğlu doğayı yok ediyor saçmalığı

he belki de işini düzgün yapan bir troll kardeşimiz. ayrıca evet ya nicki de mesela çok anlamlı, hani böylesi manalı, zarif mimarlar olsa keşke evet ya ne şahane olur... !

hani birçok sözlükte takılması etmesi (duyduğum kadarıyla) kendisinin ne kadar işinin ehli, zamanını son derece lüzumlu şeylerle geçiren biri olduğunu da sanırım gösterse gerek! o değil de aslında tebrik ederim, ilk kez belki de gaza gelip böyle bir nick altıyla kendisi, ulu insana methiyrler yazıp nickaltına bir entry daha kazandırdım. belki de bir troll böyle olmalı, hem bir zamanların, yakın zamanlarının ünlü politikacıları gibi bir troll de değil, çok yaratıcı, valla!

neyse sözün özü beğenerek takip etmek lazım, ben bayıldım herkese tavsiye ederim! vatana millete hayırlı olsun...
director director
evlenmiş yazar.

evlenmeseydi nickini hiç duymamış olacaktım. ah canım, ben duyayım diye evlenmiş.

ben de evleneyim bari, nickimi dünya duysun.
pug pug
fi tarihinde oturup konuşuyoruz tadında organize ettiği zirveye iştirak etmiştim. zirvetör olarak oldukça sıcak kanlıydı. evlenmiş ya la hadi hayırlı olsun.
4 /