varoluşçuluk

1 /
whisper whisper
çeşitli karşılıklarla cevap verilmiştir varoluşçuluğa. weil 'e göre bir bunalım, mounier 'ye göre umutsuzluk, hamelin 'e göre bunaltı, banfi 'ye göre kötümserlik, wahl 'a göre özgürlük, lukacs 'a göre idealizm, benda 'ya göre usdışılık, foulque 'ye göre saçmalık felsefesidir.
bir dönem slogancı gençliğin peygamberi ve varolşçu papa'sı sayılan sartre 'a göre ise "varoluş, insanda -ama yalnız insanda- özden önce gelir. bu demektir ki, insan önce vardır; sonra şöyle yada böyle olur. çünkü o özünü kendi yaratır. nasıl mı? şöyle: dünyaya atılarak, orada acı çekerek, savaşarak yavaş yavaş kendini belirler. bu belirleme yolu hiç kapanmaz..."
fakespeare fakespeare
bir türlü anlayamadığım insanlardır şu varoluşçular...ideal insanı aramayın derler..eyvallah...herkesin özü farklı derler..mümkündür...(herkes özünde insandır lafına karşı çıkarlar)..tamam anladım doğmadan önce hiçtik ve ölümden sonra hiç oluyoruz..buraya kadar herşeyi kabul edebilirim varoluşçulukla ilgili...ama ideal insanı aramayın eleştirisinden sonra herkesin birbirine benzemesinin doğru olmadığını söylemek insanları idealleştirmeye çalışmak değil midir zaten?insanları idealleştirmeye çalışanlara karşı çıkar varoluşçuluk hiçbir sorunum yok...insanları kalıplardan kurtarıp özgür yaşamaya alıştırmaya çalışıyorlar..yani insanlar için ideal olanı aramıyorlar mı bir bakıma?küçüklüğümden beri hep bu varoluşçulara gıcığımdır ben bu yüzden..daha iyi olabilirim diye yırtınmayın derler bize amma ve lakin gelin görün ki birbirini taklit edenlere(moda da buna dahil) sizin hayatınız kötü der birbirinizi taklit etmezseniz "tam süper olacak" der...(gaffur da bir varoluşçu olabilirmiş pekala)...uzun lafın kısası bu varoluşçu insanlar pessimistliğin bokunu çıkarmış insanlardır..insanın hayatının giderek kötüye gittiğini düşünerek kafayı yemişlerdir efendim...yazıktır günahtır...
betatron betatron
genellikle hakkında araştırmalar yapanları karamsarlığa sürükleyen,buna rağmen jean paul sartre tarafından iyimser bir felsefe olarak tanımlanan,kesinlikle bir kenara atılmaması gereken felsefe akımı.
nihil est nihil est
dostoyevski 'nin "eğer tanrı yoksa herşey mübahtır" sözünün varoloşçuluğun kaynağı olduğu rivayet edilmektedir. şahsi düşünceme göre de cuk oturmaktadır.
yesilcuppelipenguen yesilcuppelipenguen
varoluşçuluk, bir felsefe değil, gelenekçi felsefeye karşı birbirinden apayrı birkaç başkaldırmaya verilen addır.

varoluşçuluğun bir düşünce okulu olmadığı, ya da herhangi bir ilkeler dizisine indirgenemeyeceği su götürmez.

herhangi bir düşünce okulundan olmamak, herhangi bir inançlar küme'sini, özellikle sistemleri yetersiz görmek, sığlığını, bilgiçliğini, yaşamdan yoksunluğunu ileri sürerek gelenekçi felsefeyi açıkça küçümsemek - işte varoluşçuluğun çıkış noktası.

walter kaufmann - dostoyevski den sartre a varoluşçuluk - önsöz
redinef redinef
varoluşçuluk akımının ortaya çıkışında, özellikle hegel'in ardında bıraktığı na-neden ve na-nasil soru(n)larının payı vardır sanırım. soren kierkegaard'un gençlik dönemindeki hegel hayranlığı, ileride onu acımasızca eleştirmesine donüşmüş ve friedrich nietszche gibi şahsi yıkım emelini (emel kelimesini ben bilinçli olarak kullanıyorum, bilinçsizce gerçeklesmiştir halbuki) ortaya koymuştur. bu noktada martin heidegger, husserl'in fenomenoloji mefhumuna gönderme yapa yapa akımı fransa'ya aktarmıştır ve jean paul sartre'ın özverisiyle bulantının yayıldığı avrupa, kendini sancı içinde bulmuştur. albert camus, gabriel marcel, karl jaspers edebiyata nakşederek mevzuubahis hadiseyi; suret kırmışlardır.
pink vs beer pink vs beer
"insanın kendi kendini yitirdikten sonra bütün dünyayı ele geçirmesi neye yarar?"tek cümleyle özetlemek gerekirse kullanılacak en uygun cümle kanımca budur
1 /