vedalaşmak

1 /
swetlana swetlana
ayrılırken esenlik dileme durumu,yüzeyselce.
derinlere inildiğinde,insanın içini acıtan bir eylem.

çok kötü olurum ben bu vedalarda.sevdiklerimi bırakıyorsam geride çok canım yanar.sesim kesilir.konuşsam,sesimin nasıl çıkacağını bilmediğimden susarım.

bakamam kimsenin gözlerine.''kimsenin gözündeki özlemi görmek istemiyorum'' diye kandırırım kendimi.ama belki de hüznümü sakladığımdandır.bakamam.

hep ilgilenecek birşey çıkar o anlar.belki hırkamın fermuarı açık kalmıştır,belki de bileklerim kaşınır.oyalanırım aklımca.tutarım kendimi işte.sırf arkada bıraktıklarımı daha çok yıpratmamak için,tutarım.

boğzıma birşeyler takılır,tükürük büyür ağzımda.susarım,dilimi ısırırım hatta.gözlerimi kırpamam.tutarım kendimi.

veda biter.çeker giderim.arkamı dönememle paralel süzülür yaşlarım.

''ayrılık,özlem...''tüm bu vedalaşma sebebleri,acıtmaz vedalaşmak kadar.
merhume merhume
hareket vakti gelen otobüs kaptanlarına ağız dolusu küfredecek iken bir de bu kaptanları anons eden ve sevenleri bir an önce ayırmaya çalışırken yapılan eylem. gözden bir damla yaş süzülür ama sakın! görmesin uğurlanan kişi onu, binsin, ağır ağır uzaklaşırken akıt bir damla tuzlu göz yaşını, sigara dumanına karıştırarak. vedalaştıktan sonraki geçen bir dakika içerisinde toparlan, sil göz yaşını ve anılarınla yaşamaya devam et " o " gelene kadar.
another one another one
söylemesi bile iç burkandır.

her türlüsü acıtır arkadaşım. sen ister vedalaşmam gerekmez de ister sevmiyorum de yine de acıtır. zaten insan sevdikleriyle vedalaşmaz mı bir kere? sevmediğin insana veda edip de ne yapacaksın? çek git o senin bileceğin iş. ancak durum sevdiklerinle vedalaşmaya gelince adamın içinde buruk bir ukte bırakır.
laura brown laura brown
"söyleyebilirim artık, son bakışın gücüne de inanıyorum ben. ayrılıp giden insanın ruhu bir kereliğine asla unutamayacağımız biçimde en gizli köşelerine kadar aydınlanıyor."

latife tekin
free as a bird free as a bird
normalde her zaman ağlatır beni hele ki şehirler arası olan versiyonu. ama eğlencelileri de oluyor bazen. sabahın altısında iki kör kuzenin havaalanı otobüsü geliyor diye defalarca sarılıp öpüşmesi gibi mesela. kuzenler kör; çünkü uzaktan otobüsün numarasını okuyamadıklarından hah bu sefer geldi deyip şapır şupur öpüşüyorlar, sonra da aaa bu değilmiş. normalde burada ahahah diye gizli bakınız var ama mobilden şaapadım.
karyatid karyatid
"insanlar vedalaşırken genellikle olayın sürekliliğini inkar eden sözler dile getirmeyi severler. birbirlerinden ayrılırken "tekrar görüşene dek" derler. yeniden bir araya gelme planları yapmakta çok aceleci davranırlar, fakat unutmakta daha acelecidirler."

nietzsche ağladığında
godotyubekleyen godotyubekleyen
her şey zamanında yaşanmalı. yoksa bu eksiklik duygusu zamana rağmen geçmeyecek, bir yumru gibi göğsümüzde kalacak. ağlamayın ağlamayın acınız azalır diyor ya şiir de. ağlayın işte, acınız azalsın.


eyzııl eyzııl
gecmisimle vedalastigim ilk o an geri gelse yeniden sarilsam o gunlere.. su anda gecmise ozlem duyuyorum. bu gunlerin ne kadar boktan oldugunu bildigim icin.
1 /