vedat tarhan

ofansif sol bek ofansif sol bek
iddialara göre; ahmet emre yıldır isimli bir çocuğa 9 yaşından 17 yaşına kadar sistematik bir şekilde cinsel istismarda bulunmuş, sonunda o çocuğun intiharına neden olmuştur. cinsel istismardan tutuklanan tarhan, 4 aylık tutukluluğun ardından "kaçma şüphesinin olmaması" gerekçesiyle tahliye edildi. ne var ki, akrabalarının yardımıyla kaçmaya çalıştığı anlaşılınca yakayı ele vermiş ve tekrar tutuklanmış.

he, bu arada ahmet emre yıldır da, yaptığı suç duyurusundan 52 gün geçmesine rağmen dava açılmaması ve bu şahsın ifadeye bile çağrılmaması üzerine bunalıma girip intihar etmişti. allah gani gani belanı versin vedo!

tr.sputniknews.com

www.superhaber.tv

edit: bazı yerleri düzenlemek zorunda kaldım.
selimciğim selimciğim
haberi okurken burnum sızladı.

adamı acıyıp akrabadır diye evinde ağırlıyorsun. adam gece 9 yaşındaki ufacık oğluna tecavüz ediyor. bir anlık da değil, sistematik hale getiriyor. çocuk koca delikanlı olana kadar devam ediyor. hatta üniversite okurken bile tehditle pisliğine devam ediyor. oğlan o psikolojiyle askere gidiyor. yataklı tedaviye ihtiyaç duyacak kadar büyük bir çöküş yaşıyor.

sonra çok büyük bir güç sarf ederek böyle iğrenç bir olayı ailesiyle paylaşıyor. öncesinde nasıl kendimi yemiştir, nabzı nasıl yükselmiştir kim bilir? sanki kendi suçu gibi ne kadar ezilmiştir? ve kalan son gücüyle de mahkemede elinde delil olması için bir şekilde o iğrenç herifle buluşuyor ve herifin itiraf babında ses kayıtlarını (muhtemelen normal konuşma tarzında) alıyor. nihayet savcılığa suç duyurusunda bulunuyor.

buradan sonra normal şartlarda kahramanın zaferi şeklinde bir final bekliyor insan. ama ne oluyor? yüce türk adaleti 53 (elli üç) gün boyunca bir geri dönüş yapmıyor. ses çıkmıyor. ahmet'in düştüğü durumu düşünün. hayatının en cesur işini yapmış. artık aile, eş, dost herkes haberdar belki. o psikolojiyle iki ay öylece bekletiliyor. apartmandan aşağı atıyor kendini. düşünsene. umut en büyük kötülüktür çünkü işkenceyi uzatır demişler ya, işte umuttan sonra tedirginlik ve sorular şeklinde büyümeye başlayan o işkenceyi yüce türk yargısı kılıcıyla kesemedi. belki intihar etmese iki ay daha bekleyecekti.

ama ne hikmetse dünyaya hiçbir faydası olmayan "ünlü" dediğimiz böcekler skindirik hakaret davaları, bilmeme ne davaları, o bana şunu dedi davaları açıyorlar ve bunlar jet hızıyla sonuçlanıyor. televizyonda benim hakkımda açıklama yaptı diye cezaevine bile sokabiliyorlar birbirlerini. çok önemli ya bence de bu davalar. yoksa çocuğa on yıldır tecavüz edilmiş, falan, bunlar gereksiz yük yüce yargımıza. o esnada başka birisi her gün mahkemeleri meşgul ederek ekşi sözlük'te başlığını sildiriyor. öteki de garson üzerime çay döktü diye dava açıyor.

intiharın ve belki de intiharın ana haber bültenlerinde yer almasının ardından yüce türk adaleti paçalı kartal gibi çöküyor elbette kötü adamların tepesine. koçlarım benim, aslan bunlar. çocuk da ölmüş zaten. bence salın bu tecavüzcü şerefsizi, tutuksuz yargılayın. ki salacaktınız zaten iş büyümese. cezaevleri falan da dolu. di mi?