vejetaryen

2 /
jazzybasil jazzybasil
-pidenin üzerine baharatlı iskender sosundan koyabilir misiniz?
+abla biraz et de koyayım mı?
-yok yok.sadece soslu pide lütfen.
+bak abla cidden sorun değil.yani koyalım ne olacak.
-sadece soslu pide istiyorum ben.ayrı veremiyorsanız sorun değil.parası neyse vereyim.
+insanlık öldü mü be ablacım.sen parayı düşünme.bak koyuyorum.istediğin zaman gel ye.dükkan senin.
-yahu canım iskender istese almaz mıyım.soslu pide istiyorum sadece.vejetaryenim ben.et yemiyorum.parası neyse vercez.e hadi geç kaldım.
+nassı yani?!hiç mi yemiyorsun?yazık ya.
-hönk?!hı bu arada nerden ablan oluyormuşum.


(istiklaldeki halk dönerde dahil olduğum bir dialog)
elladan tinuviel elladan tinuviel
vejetaryenler ikiye ayrılır. bir ateşli vejetaryenler bir de yarım vejetaryenler. ateşli olanlar genelde seksi olurlar. daha doğrusu insanlığın dişi kategorisine mensup olurlar. sağlıklarını düşünürler. kolestrol cart curt mühimdir onlar için. kocalarını gömüp paralarını yemek adına et yemezler.

yarım vejetaryenlik olayını ben şimdi buldum. kendimi bu güruha layık gördüm de diyebilirim. bu tür insanların sağlıkla, kolestrolle işleri olmaz. onlar sadece ama sadece damak zevklerini düşünürler. bu uğurda et yemiyorlarsa sağlıksız olduğu için değil, etin kokusu dahi onları kusturabildiği içindir. bu insanların çocukluğuna indiğinizde elinde çatal, çatalın ucunda et evin içinde dört dönen bir anneyle karşılaşma ihtimaliniz her zaman vardır. psikolojik de olsa bu insanlar et ve türevlerinden tiksinirler. ama yeri geldiğinde et de yedikleri görülmüştür. bu yüzden yarı vejetaryendirler zaten.
feklavye feklavye
niyeyse ne yemediği pek çok insanı geren kişidir. aslında öyle etrafa vejetaryen olduğunu özellikle yaymak istediğinden değil, yemek kültürü et üzerine kurulmuş bir ülkede arkadaşlarla yemek yenecekse, aç kalmamak adına kendisinin de en azından çorba bulabileceği bir yer seçilmesini rica etmesiyle insanlar yaşam tarzını öğrenmiş olur. ondan sonra ise karakterlerine göre ilginç sorular sormaktan dalga geçmeye, kendilerince mantık zinciri ile yanlış karar aldığına ikna etmeye çalışmaktan böyle bir karar aldığı için yeterince zeki olmadığını ima etmeye kadar, çeşitli nezaketsizliklerle karşı karşıya kalır.

oysa onun tek derdi, özellikle üçüncü küreselleşme dalgası ile beraber çığırından çıkan gıda ticaretindeki katkısını ortadan kaldırmaktır ki sadece et değil, ithal sebze - meyve; vejetaryen pazar yaratmak üzere ortaya çıkarılmış ve besleyici değeri hala tartışılan soya ürünlerini de tüketmeyi reddetmektedir. dünyanın bir yerinde aç insanların var olduğunu bilirken lüzumsuz derecede yiyecek tüketmekten oluşan göbeğinden sırf bu yüzden utanır; çünkü tek derdi dünyaya verdiği zararı minimuma indirmektir.

ancak ne yazık ki bunları söylediğinde dahi "bir tek senle ne değişecek ki" ile başlayan ve saçmalıktan saçmalığa uzayan bir mantıksızlık silsilesi ile karşılaştığından, artık kendine sorulan soruları, gerçekten karşısındakinin iyi niyetli merakıyla sorduğuna inanmıyorsa cevaplamamaktadır.

çünkü o sadece her insanın, tek başına olduğunu düşünmeksizin üzerine düşeni yapmasıyla dünyanın değişeceğine inanmaktadır.
turuncu turuncu
tercihtir.bazen bilinçli bazen de bilinçsiz yapılan bir tercih.
bilinçli tercih,adı üstünde bilinç belli bir seviyeye ulaştığında ve işin felsefesine inanıldığında yapılır.ama bu tercihlerin çoğu uzun sürmez.vazgeçilir.
bilinçsiz tercih,yine adı üstünde bilincin daha işin felsefesini falan algılayamayacağı bir dönemde yapılır ki,temelinde psikolojik olarak derinden etkilenen bir olay vardır.işte bu hayat boyu sürer.
benim vejetaryenliğim öyle mesela.ben öyle sanıyorum en azından.
6 yaşımdayken,hiç arkadaşımın olmadığı şehre yeni gelmiştik.bir de koyun geldi bahçeli evimize.ben,yanlızım diye bana alındı sanmıştım.gece gündüz yanındayım,hani izin verseler onunla birlikte yatıp kalkacağım.yemek yediriyorum,su içiriyorum,konuşuyorum,onu bile konuşturuyorum sesimi değiştirerek.tepkilerine karışmıyorum ama,onlar orjinal.baa..,beee şeklinde.geziyoruz,ben üstüne bile biniyorum.sıkı dost olmuştuk yani.
işte bu sevgili arkadaşımı bi sabah(ki ben ona su vermeye gidiyordum)ayakları bağlanmış yerde debelenirken buldum.tuhaf tuhaf bişeyler mırıldanan adam bıçağı boynuna sürtüyor,yanındakiler arkadaşımı sıkıca tutuyordu.yüzümün yarısı göz oldu hatırlıyorum,sesim içime kaçtı.ve o adam(iyi ki babam yoktu onların arasında)gürültülü bi bismillah çekerek boynunu gövdesinden ayırıverdi arkadaşımın.kan sıçradı ayakkabıma.aynı anda bağırdık.bu kez onun sesi içine kaçtı,benim ki dışarı taştı.tepine tepine ağladım,uzun süre sakinleştiremediler beni.gecelerce kabuslar gördüm.o gün ve o günden sonra asla et yemedim.
turuncu turuncu
vejetaryen olmayanın hayatını zorlaştırabilcek olan kişilerdir.vejetaryen olmama rağmen kabul ediyorum. ama siz de kabul edin durumu asıl zorlaştıran sizsiniz.yemeğe öyle her istediğiniz yere gidemezsiniz.vejetaryen bizi ağırlamak zordur akşam yemeği için.kara kara düşünebilirsiniz ne yapsam ne yapsam diye.aklınıza haftasonu için piknik yapma fikri geldiği anda mutluluğunuz bir anda sönebilir.mangalsız olmaz ama ya derken içiniz gider.gerşekten dert edilecek bişey yoktur aslında bizim için.siz kendinize dert edersiniz bizim yerimize.kolay doyarız biz.bizim istediğimiz yere gitmediler diye bozulmayız,mangalda patlıcan biberi daha çok severiz.tek yapmanız gereken bize uzaylı muamelesi yapmayın.yapmıyoruz zaten demeyin.sık sık karşılaştığımız şu diyaloglara bi bakın.

-vejetaryen misin?
-evet
-saçmalama!
-!!??

yaşamayı haketmediğimizi düşünenler:

-et yemiyormusun?
-hayır.vejetaryenim ben.
-neden yaşıyorsun ki o zaman.
-....


bizi hep aç sananlar:

-hiç mi et yemiyorsun?
-hayır yemiyorum.
-ne yiyorsun?
-??

hayatımızı anlamsız bulanlar:

-yani sen şimdi hiç iskender,adana falan yemedin mi?
-yemedim.
-yani hiç yemicekmisin?
-yemicem
-ben bu hayata hayat mı derim bee...

ikna etmeye çalışanlar,saçma olduğunu anlatmak için çırpınanlar,canımızın çekeceğini düşünüp ballandıra ballandıra iskenderi ya da bilmem neyi anlatanlar.neden bu kadar sıkıntı yapıyorlar bizi bilmiyorum.et yiyen bir insanın kerevizi sevmemesi yada yememesi gibi bişey bizimki. o kadar yani.büyütülcek bişey yok bunda.
orlov orlov
mesela benim,hayvanlar umrumda değil,vejeteryanlara da salak derdim,sağlık da umrumda değil.3eksik 5 fazla nolmuş ama artık tiksiniorum etten.anlayamıyorum neden oldu bu ama tiksiniyorum,yiyemiyorum,midem almıyor.kesin ölecem ben ya.zayıfladım da zaten.lan otobur yaşanır mı be.off off.geri gel arzum,iskender,kebap,tantuni,kokoreç.özledim sizi ama yiyemiyorum lanet olsun.mangal tavuk bile yiyemedim geçen gün.millet bit misyon uğruna ya da havalı olsun diye(ne havası varsa) vejeteryan olur sanardım, ama bu tammamen içgüdüsel. hani insan omnivor canlıydı?ben insan değil miyim???!!! sanırım geçici bir durum.
catalci catalci
beslenme alışkanlıklarını anlayamadığım topluluktur. tüm biyoloji kitaplarında "insanlar hepçildir" yazar. yani bulduğumuzu yiyormuşuz. et yememek insanın doğasına aykırı oluyor yane

ilahi dinlerde de dünyadaki düm hayvan,bitki,ot,böcük "nimet" olarak görülüyor ve yenebilmeleri için kıstaslar var. misal otçul dört ayaklılarda çift toynaklı olması gibi. yani allah onları biz yiyelim diye yaratmış. doğal olarak nimetten de faydalanamıyoruz.

3. olay tamamen özentilik. sırf artistim ayağına "et yemem ıyk, canlı onlar hiç mi vicdanın sızlamıyo" diyenlere de sinir olurum. ne alakası var bi kere hayvan onlar. bildiğin hayvan işte. bide salak gibi insanla hayvan arasında ne fark var o da can falan deniyo.

valla hiç acımam o çok beğendiğiniz kırlarda zıplayan minicik kuzucanları şişe geçirir afiyetle yerim. bunu yazan da etobur bir erkektir. vejeteryan kızlarımız gönül rahatlığıyla eksileyebilir ve limonlu börülceleriyle haşır neşir olabilirler.
volera volera
pek çok çeşidi bulunmaktadır.
semi vejetaryen: beslenmesinde balık, kümes hayvanları, yumurta ve mandıra ürünleri bulunur.
lakto-ovo vejeteryan:sadece mandıra ürünleri ve yumurta bulunur.
ovo vejetaryen: sadece yumurta bulunur.
vejan(katı vejetaryen): sadece bitkisel gıdalarla beslenir. her türlü hayvansal gıda reddedilir.
pescetarian: sadece balık bulunur.
volera volera
akdeniz usulu beslenmeye birçok yönüyle benzemektedir.ve son derece sağlıklıdır.
ama pratik hayatta zordur.
bir iş yemeğinde, ramazanda davetli olduğunuz bir iftar yemeğinde, sevgili adayı ile çıkılan ilk akşam yemeğinde
işler sarpa sarabilir.
karamuratbenim karamuratbenim
yukarıda ki grupların hiç birine dahil değilim.. köfte, adana, urfa civarı kıyılmış ama ızgara olan kırmızı et grubunu yiyorum.. pide ve lahmacun da menümde var.. beyaz et kesinlikle yok, parça kırmızı et hayatta yiyemem, süt içemem ama yumurtaya sonradan alıştım köfte gibi..bir takım insanlar bana uyuz oluyor .. özelliklede annem.. hakikatten acayip kıl bir durumdaymışım.. vejetaryenler arasında gireceğim gurup bile yok..uyuz oldum kendime ..
2 /