veli toplantısı

1 /
floydzede floydzede
liseden sonra sözlükte de sonumu hazırlamasına ramak kalmış olaydır.sözlükte yılın çaylağı adayı olmamı da sağlamıştır.söz konusu kayıt uzun zamandır ortalıkta dolaşan, oflu imamı da seslendiren elemanın marifetidir.
işin esprisi işin esprisi
arka sıra müdavimlerine büyük hasar veren tehlikeli buluşma.

toplantı duyurusu için velimize vermemiz gereken kağıt, son güne kadar ceket cebinde muhafaza edildikten sonra toplantı günü sabahı babaya çaktırmadan anneye verilerek, sanki pek de önemli değilmiş izlenimi verecek açıklamalarla süslenir. 'anne sen gel, babamın gelmesine gerek yok' dense de son kararı baba verecektir. hele erkek babasıysa, oğlunun yediği naneleri dinlemek onun asli işidir zaten.

öğle saatlerine kadar süren neşeli öğrenci tripleri, öğleden sonra yerini toplantı stresine bırakır. paydos zili çalıp da bahçeye çıkıldığında anneyle karşılaşmak derin bir ohtur. durum; "olm annem gelmiş lan, yırttık" şeklinde şaşkın gözlerle bahçede velisini arayan kankaya özetlenir. fakat kanka oralı olmaz, zira can derdindedir.

babanın teşrif edip de seni yakalaması durumunda, bütün öğretmenlerle yüzleştirerek zeki olup da çalışmadığını, akşamları tekrar yapmadığını, devamsızlığın dev gamsızlık olduğunu sana zorla dinlettirecek, aralarda 'eve gidelim görürsün' bakışları ile seni taciz etmekten çekinmeyecektir. en mantıklı hareket, babaya yakalanmadan okuldan bir an önce sıvışmak ve eve gidip yorganın altına saklanarak uyuyor numarası yapmak olacaktır. baba eve gelip de 'nerde o şerefsiz' diye anneye sorduğunda yorgan içine iyice gömülüp sonunu beklemekten başka çare yoktur. annenin uyuduğunu beyan etmesinin ardından, odanın buzlu camında beliren baba silüeti salona yönelir. içerden yükselen gürültüler yataktan uzun bir süre çıkmaman gerektiğinin habercisidir. şikayetleri can kulağıyla dinler, dinciye ve fenciye lanetler yağdırırsın. ulan hiç mi iyi bir şey söylenmez be! ingilizceci? türkçeci? bak onlar iyiydi!

toplantının ertesi günü, seni veline şikayet edip kimlerin patron olduğunu gösteren öğretmenin huzuru yüzünden okunur. o günün akşamı eve gidilerek, gün içinde öğrenilenler seve seve tekrar edilir; "ah ulan fenci, sene sonu görürsün sen!"
insomnia insomnia
kuzen velisi olarak bugün ilk defa dahil olduğum grup terapisi gibi bişey. ama tek benzeyen tarafları grup olması yoksa terapilik bir tarafı yok. kuzenimin ne kadar haylaz olduğunu, derslere çalışmadığını, annesinin babasının neden toplantılara gelmediğini dinleyip durdum ama bir ara canıma da tak etti. "ben de geçtim bu okuldan bu sıralardan hocaanım, benimde velim toplantılara gelmezdi, ben de ingilizceden çakardım, ben de haylazlık yapardım ama görünüzki iş okuldaki derslerle değil, aktarılanları gerekli yerlerde verimli kullanmakla oluyor" diye içimden geçirdim. geçirmekle de kaldım.
ageblood ageblood
giden hiçbir velinin mutlu dönmediği olaydır... öyle ki, çocukları her derste başarılı bir öğrenci olsa öğretmenlerin "hiç sosyal değil" gibi, çok sosyal ve hafiften afacan bir öğrenci olsa "çok zeki ama kafayı bir türlü derse vermiyor" gibi, derslerde başarılı, sosyal ve afacan bir öğrenci olması durumunda da birçok öğretmen bu durumdan dolayı kafayı yediği için "ahh ahh o var ya ....." şeklinde başlayıp sonu bir şekilde yine toplantıdan mutsuz dönülecek bir yere dayandırılan sözcüklerle karşılaşılır...
1 /