verimlilik

fempusay fempusay
verimlilik kavramı (alm: die produktivitaet, ing: productivity)kısaca, en az girdi ile en fazla çıktıyı elde etme becerisine verilen addır. *
jassmine jassmine
bir sanayi şirketinin genel müdürü klasik müzik düşkünüymüş.günlerden bir gün, şehre ünlü bir orkestra gelmiş. vereceği konserin en önemli parçası da schubert'in ünlü 'bitmeyen senfonisiymiş. genel müdüre, konser için bir davetiye gelmiş. işi nedeniyle gidemeyeceğinden de bunu şirketin 'verimlilik' uzmanına vermiş. 'git ve bana izlenimlerini aktar' demiş.ertesi gün uzmandan bir değerlendirme raporu gelmiş.

‘sayın genel müdürüm’ diye başlıyormuş. 'dört obuacılar konserin önemli bir suresinde boş oturdular. bunların sayısını azaltırsak konsere daha çok katkıda bulunurlar. orkestrada on iki kemancı var. bunların hepsi aynı anda hareket ediyorlar, aynı notaları seslendiriyorlar. bence yanlış. personel tasarrufu yapılmalıdır. onaltılık notalara ağırlık verilmiş. büyük ziyan. seyirciler sekizlik ve onaltılık notalar arasındaki farkı anlamaz. bu nedenle onaltılık notalarla eser çalarak yüksek ücret alan elemanlar yerine sekizlik notaları çaldırıp, düşük ücretle çalışan stajyerler kullanılmalıdır. yaylı sazlarla işlenen pasajlar, nefesli sazlarla aynen tekrarlanıyor. bu durum gereksiz tekrar yaratıyor. bu durum önlendiğinde iki saatlik konser yarı yarıya iner. eğer schubert bu önlemleri alsaydı 'bitmemiş senfoni' de biterdi.

arz ederim efendim.'

*
isim vermeyeceem isim vermeyeceem
genel olarak, çıktı miktarının girdi miktarına oranı olarak tanımlanmaktadır. bu genel tanımlama üzerinde bir anlaşmazlık yok iken, verimlilik ile ilgili literatüre bakıldığında çeşitli tanımlamaların yapıldığı ve verimlilik ile ilgili genel kabul görmüş bir tanımın olmadığı görülmektedir.

verimliliğin yukarıda yapılan tanımı, bir firma, endüstri veya ekonomi için kullanılabilir. eğer bir ekonomi için verimlilik hesaplanmak istenirse, çıktı miktarı olarak gayri safi yurtiçi üretim miktarı, girdi miktarı olarakta ekonomide mevcut girdi miktarı baz alınır. benzer uyarlamalar bir endüstri veya firma için de yapılabilir. ekonomik büyüme ve kalkınmanın iş aleminin yüksek verimliliği ile ilişkilendirilmesi teorik olarak verimliliğin makro ekonomik boyutunu oluştururken, kaynak kullanımı, üretim süreci ve ulaşılan ekonomik getirilerde firmaların yüksek performans sergilemesi de verimliliğin mikro iktisadi boyutunu ortaya koymaktadır.
replay replay
kapitalizmin taptığı kavramlardan biridir, fakat aynı zamanda dünyanın anasını ağlatacak olan kavramdır.
ta, seri üretimin yaygınlaştığı yıllarda iş çevreleri tarafından önemi anlaşılmış, işlerini kaybeden işçileri seri üretim yapan makineleri bozmaya yöneltecek kadar umutsuzluğa düşürmüştür. öyle ya, 100 kişini yaptığı işi 1 kişi yapabilecekse, işveren neden 100 kişiye maaş ödesin ki? fakat kısa süre sonra görülmüştür ki, üretilen malın potansiyel tüketicileri de işsiz kaldığı için, tüketim düşmeye, döngü sağlanamamaya başlanmıştır. patlak veren büyük ekonomik krizlerin sonrasında bir taraftan sosyal devlet güçlendirilip, işçinin yeniden, en azından belirli ürünleri tüketebileceği kadar zenginleşmesi sağlanmıştır, bu tabii işçinin kara kaşı kara gözü için yapılmamıştır. diğer yandan da henüz özkaynakları sömürülmemiş ülkelere de bulaşılmış ve zengin ülkelerin krizden sıyrılmaları bir ölçüde sağlanmıştır.
geliyoruz bugüne; geçen gün migrosa gittim, aldığım ürünleri kasada kendim tarttım, makinenin verdiği etiketi poşete yapıştırdım, barkodu okuttum, ödemeyi kredi kartıyla yaptım ve kimseyle muhattap olmadan marketten ayrıldım. sadece migros mu, bankalara bakalım, hatta kamu kuruluşlarına, kısacası "karlılık" peşinde koşan herkese, her yere. başarının altın anahtarı "verimlilik" olarak kabul edilmiş, ne kadar az eleman çalıştırsam o kadar çok kar ederim mantığı, tarihten de ders alınmayarak sürdürülmüştür. e peki güzel kardeşim, sen kasiyer yerine bir makine koyarsan,10 veznedardan dokuzunu çıkartıp hepsinin işini bir kişiye yüklersen, senin ürettiğin mal ya da hizmeti kim tüketecek, yine bu kasiyer, bu veznedar, bu memur, bu işçi değil mi. "vizyoner" olmakla övünüp durursunuz, vizyonunuzu yiyim sizin, argenizi, inovationunuzu yiyim. olayıni insani ilişkileri zedeleyen sosyolojik ve psikolojik boyutlarına hiç girmiyorum.
e hadi bunları yanında on kişi çalıştıran ahmet efendi düşünemiyor, yirmi bir kişi çalıştıran koç efendi de düşünmek istemiyor. peki devlet ne işe yarar? bu kadar öngörüsüz olunabilir mi, tarihten bu kadar mı bihaber olunur.
biraz uzun oldu galiba, arada gereksiz cümleler de olabilir, pek efektif bir giri olmadı sanırım ama idare edin artık.
keyif pezevengi keyif pezevengi
insanlar için kullanıldığında midemi bulandıran kavramdır. verimlilik makina için olmalıdır arkadaş. insan makina değildir. insan verimlilik sağlayabilir ama bunu sabit tutmaya çalışmak veya daha da öte giderek %90 seviyelerine getirmek robotlaştırmaktır. gene warhol'dan gelsin:

"ı suppose ı have a really loose interpretation of "work" because ı think that just being alive is so much work at something you don't always want to do. being born is like being kidnapped. and then sold into slavery. people are working every minute. the machinery is always going. even when you sleep."
orgomelih orgomelih
kaliteyle ters orantıda olan şey. herkes kalite olarak algılıyor verimi, verimliliği. yanlışşş!

nasıl mı? kalite artarsa verimin düşer, ya da tam tersi verimin artarsa kaliten düşer. bunun en basit örneği organik ürünlerdir; gittin bir markete, baktın organik ürünler azdır. neden? çünkü organik ürünlerde verim azdır, ama kalitesi yüksektir.

bir de diğer tarafını düşünelim; büyük endüstriyel markaları -pınar, sütaş, sek vb.- bu markaların amacı verimlilik olduğu için kaliteden ödün verirler ve tamamen verimliliğe odaklı ürün üretirler, kalite onlar için önemli değildir.
minpietro minpietro
girdi ile çıktı arasındaki orandır. kalite ile direk alakası yoktur. kaliteli bir üretim süreci çok verimli de olabilir. birbiriyle çelişen şeyler değildir kalite ve verimlilik.
red dragon red dragon
kim öğretiyorsa kalite artınca verimlilik düşer falan.

verimlilik tamamen niceliksel bir kavramdır. en az maliyetle en fazla ürünün ortaya çıkarılması. çıktı ne kadar büyük ve girdi ne kadar düşük oranda olursa verimlilik o derece artar.

kalite ise nitelikseldir. en yalın tanımıyla müşteri memnuniyetini azami düzeye getirecek ve ideali sıfır hata oranına yakın ürünler ortaya çıkarmaktır.

bu arada ürün; mal ve hizmetlerin tümünü kapsayan bir tanımdır.

özetle; gelelim şu kalite ve verimliliğin ters orantılı olduğu varsayıma;

şimdi kaliteli bir ürün ürettin. ne oldu? birim fiyatta maliyeti düşüren bir kaizen çalışması yaptın diyelim örneğin. ne oldu?

kalite arttı. maliyet düştü. peki ya verimlilik? tabii ki arttı.

gelelim ikinci varsayıma. kaliteyi arttırdın satışların arttı dolayısıyla karlılığın arttı. ürettiğin üründen daha fazla satar hale geldin. kapasiteyi arttırdın. ne oldu?

kalite arttı. çıktı arttı. peki ya verimlilik. tabii ki arttı.


ipe sapa gelmeyen önermelerle gelip milletin aklını karıştırmayın arkadaşım.

kalite ve verimlilik kısacası doğru orantılı işleyebilir. hatta çoğunlukla doğru orantılı işler diyerek dersimizi kapatalım.

dağılabilirsiniz.
einer dieser steine einer dieser steine
verimlilik "faydali enerji" ile "kullanilan enerji" veya "cikan enerji" ile "giren enerji" arasindaki iliski olarak tanimlanabilir. sizin de fark edeceginiz üzere amac; enerji kaybinin ne derece oldugunu bularak verimliligi ortaya cikarmaktir.

yok iste ben anlamadim falan filan inter milan diyecek arkadaslar icin ise su formülü suraya koyalim: verimlilik=1-kaybolan enerji miktari/giren enerji miktari