vizontele tuuba

1 /
markrenton markrenton
ilkinin güzelliğini yakalayabilen, yılmaz erdoğan'a bir kere daha hayran olmama neden olan harika türk filmi.
yine kamera, müzik ve oyunculuk olarak çok başarılı bence
selpakmendil selpakmendil
sistemin kontrolü altında sistem muhalefetinin nasıl yapılabildiğini iyi örnekleriyle aktarabilmiş kötü bir yılmaz erdoğan filmidir. duygusallık ve espri sosuna batırılmış çok hafif siyasî bir parodi olarak nitelendirilebilir. siyasetle ilgili olan kısmında da, kişinin dönüp "yapmak istedikleri şeylerin bazılarının yasa dışı olduğunu biliyorlardı ama yapmak istedikleri şeylerin hiçbirini yapmamışlardı" savunmasının ne mene bir açıklama olduğunu yılmaz erdoğan'a sorması gerkekir. yapmak istedikleri şeyi yapsalardı, zahir, o zaman haklı olacaktı çizmedekiler değil mi yılmaz bey? bir de yasa dışı falan demiş, oraya hiç girmiyorum.

(bkz: olaylara karışma)
bulsaraa bulsaraa
----spoiler------

filmin başında yılmaz erdoğan ilkokul öğretmenine ayar vermiştir. okuldaki öğretmen yazın neler yaptınız konulu bir kompozisyon yazmalarını ister. fakat filmdeki yılmaz karakterini canlandıran çocuk (sanırım yılmaz erdoğan'nın çocukluğu) boş boş etrafa bakmaktadır. yılmaz'ı gören hoca herkesin içinde "bir yazı yazamıyorsun" diye ayıplar. hatta tüm çocuklara bu cümleyi yüksek sesle tekrarlatır. işte tam bu sahnede alt tarafta "yazan/yılmaz erdoğan" yazısı belirir.

not: sanırım bu sahnede bir film hatası da vardı. okulun ilk günü olmasına rağmen daha hava aydınlanmamış gözüküyordu. oysa okulun ilk günü eylül sonu ekim başıdır genelde. bu aylarda da hava o saatlerde karanlık olmaz.

-------spoiler-------
uçan tavuklar kümesi uçan tavuklar kümesi
-----spoiler----

''bir yazı yazamıyorsun!'' sözüne inat yılmaz erdoğan yazını yazmıştır. aynı anda iki iş yapmış, kendisini açılış konuşmasını yapmak üzere mikrofona çağırıyorum, bırro yılmaz abi!

-----spoiler----
şiirbaz şiirbaz
filmin içinde o kadar çok yılmaz erdoğan vardır ki, post-modern bir edebiyat şaheseri olarak da ele alabiliriz bu filmin yazınını.

şimdi öncelikle, bütün o dünyayı yaratan bir "yaratıcı" (günaha girmiyorum inşallah, allah'ım beni affet) yılmaz erdoğan var. kelimeleriyle yaşanmış olaylara da referans vererekten bir dünya kurmuştur. senarist yılmaz erdoğan'ın beraberinde aynı işi (dünya kurma işi) sinema tekniği ile yapan bir de yönetmen yılmaz erdoğan vardır. her ikisi de bence çok başarılıdır.

sonrasında, filmde oynayan ve deli emin karakterine hayat veren bir yılmaz erdoğan vardır. oradaki oyunculukla, anlattığı bir şeyler olması hasebiyle, bir anlamda senaristin (yani kendisinin) yarattığı karakterdir, diğer yandan da o karaktere kendisinden (yani yılmaz erdoğan'dan) bir şeyler katan bir oyuncudur.

son olarak da, senaryonun el verdiği ölçüde, olaylar gözünden aktarılan gerçek yılmaz erdoğan vardır filmde. yılo, demektedirler kendisine. başkan'ın (altan erkekli) torunudur. ki bu haliyle de, bir yönetmenin kendi çocukluğunu olduğu gibi aktarma çabasının içine girmiştir. ancak bir de bu karakteri oynarken, kendisinden bir şeyler katan bir oyunculuk vardır. yani o karakteri oynayan şenol balı'nın kişiliği.

sadece bu haliyle bile olağanüstü bir çabadır bu film. yılmaz erdoğan oyuncu ile yazar arasındaki ilişkiyi çokça deneyimleyen bir tiyatrocuydu zaten, filmde de bunu çarpıcı bir biçimde göstermektedir. sinema bir büyüdür.
1 /