when the levee breaks

ben sekiz yüz kez seviştim ben sekiz yüz kez seviştim
1929 yılında joe mccoy tarafından yapılmış bir şarkıdır, ancak led zeppelin orjinalinden oldukça farklı bir şekilde coverlamıştır, aşmış bir parça olmuştur.

if it keeps on rainin', levee's goin' to break,
if it keeps on rainin', levee's goin' to break,
when the levee breaks i'll have no place to stay.
mean old levee taught me to weep and moan,
lord, mean old levee taught me to weep and moan,
got what it takes to make a mountain man leave his home,
oh, well, oh, well, oh, well.
don't it make you feel bad
when you're tryin' to find your way home,
you don't know which way to go?
if you're goin' down south
they go no work to do,
if you don't know about chicago.
cryin' won't help you, prayin' won't do you no good,
now, cryin' won't help you, prayin' won't do you no good,
when the levee breaks, mama, you got to move.
all last night sat on the levee and moaned,
all last night sat on the levee and moaned,
thinkin' 'bout me baby and my happy home.
going, go'n' to chicago,
go'n' to chicago,
sorry but i can't take you.
going down, going down now, going down.
possible dreams possible dreams
robert plant'ın aşmış da aşmış vokaline sahne oluyor bu şarkı. şarkının girişinden yükselişine sonra bitişine kadar plant'in performansı hiç düşmüyor, aksine sonuna kadar öyle bir dinletiyor ki kendini..

simdi bu sarkiyi a perfect circle da coverlamış da, dinliyorum 10 dakkadır artarda. yine de aynı şarkı değil. kabul edemiyorum. kesinlikle kekleniyorum perfect circle tarafından.

bir kez daha tezimi kanıtlıyorum ki. plant'ın üstüne vokal, zeppelin'in üstüne grup tanımam arkadaş.
kal el kal el
bir çok insanın girişinde mızıka çalındığına inandığı; fakat müzikte gitar ve davuldan hiçbir şey kullanılmayan şarkı.(evet o sesler gitar.)( ybsg dediğinizi duyar gibiyim canlı performansını izledim şarkının bildiğin gitar.)
iao iao
bir çok led zeppelin parçası gibi eski bir blues klasiğinin john bonham'ın ne kadar büyük bir davulcu olduğunu gösteren parçalardan biridir.

parçanın kaydı sırasında grup üyeleri aynı odada çalışırken john bonham'ı arkada başka bir odaya göndermişler ve ortaya bu başyapıt çıkmış. girişinde mızıka olduğu düşünülen şeyin gitar olduğu fark etmek de ayrıca dehşet vericidir ve jimmy page'in yetenek boyutlarını bir kere daha gösterir.
stockton to malone stockton to malone
led zeppelin versiyonunun kayıtları aralık 1970'te headley grange'da yapılmış. bu şarkının davul kayıtları için ise ilginç bir yöntem denenmiş, şöyle ki; headley grange'ın kat boşluklarına (3 kat olacak şekilde) mikrofonlar yerleştirilmiş ve bonzo da bu sistemde davulu merdiven boşluğunda çalmış. oluşan yankı ve john bonham'ın eşşek performansı sayesinde albüm kaydındaki muhteşem davul tonları elde edilmiş.

70'ler güzel yıllarmış vesselam...
saintinutopia saintinutopia
led zeppelin'in patlayıcı etki yapan şarkısı. hatta o kadar iyidir ki, "keşke cover olmasa" der insan. parça boyunca, jimmy page'le gitar üzerinde bir keşfe çıkılır. çoğu aşmış led zeppelin şarkısının aksine, çok karmaşık notalara ve ritme sahip değildir. robert plant 2:38 ile 3:05 arasında öyle bir sçylemeye başlar ki, kendisine eşlik etmeyen çarpılır.
boş vaktim vardı boş vaktim vardı
a perfect circle cover'ını dinlemeden önce beklentileri yüksek tutmamak gerekir sanırım. ve bu bir cover'dan öte bir şey, bir tür çarpıtma.

bir şey daha var: led zeppelin de bu şarkıyı orijinalinden bambaşka bir şeye dönüştürmüş aslında. belki de a perfect circle'ı eleştirmeden önce bir kere daha düşünmek gerekir. yine de onların yaptığı bu "şey" led zeppelin'inkiyle kıyaslanmamalı.

edit: her ne kadar a perfect circle'ı hafiften aşağılamışsam da ve bu cover'ı sevmemişsem de, o adamlara bunu yapacak cesarete ve ruha sahip oldukları için saygı duyuyorum.
boş vaktim vardı boş vaktim vardı
az önce youtube'da ender bulunan bir canlı kaydına rast geldiğim efsane şarkı. bir mtv toplaşmasında led zeppelin tekrar bir araya gelmiş ve aralarına neil young'ı da alıp bu şarkıyı çalmışlar. şarkının led zeppelin iv versiyonundan çok farklı. normalde blues'a yakın bir şarkıyken, bu performansta ortaya saf hard rock çıkmış. neil young'ın dokunuşlarını hissetmeniz mümkün.

edit: vimeo'da daha kaliteli bir versiyonunu buldum. önceki video taş ve sopalarla çekilmiş gibiydi zira. bu videodaki açıklamaya göre bu bir mtv konseri değil, led zeppelin'in rock and roll hall of fame'e girişi için gerçekleştirilmiş bir performansmış.

edit 2: vimeo linki kullanılamaz durumdaydı. neyse ki rock and roll hall of fame'in youtube hesabı varmış.




edit 3: tam da şu anda fark ettim ki şarkının bir yerinde (6:20-6:30 civarı) robert plant, buffalo springfield'ın ünlü şarkısı for what it s worth'ten birkaç cümleyi de eklemiş.
hiçbirşeyinteoremi hiçbirşeyinteoremi
blues'u iliklerinizde hissettirebilen şarkı. led zeppelin versiyonu cover'dır fakat yalnızca sözler aynıdır, müziğin neredeyse orjinali ile alakası yoktur. zaten orjinali 1927'de yapılmıştır. bu arada şu versiyonunu şiddetler öneriririm. ben harper ve ekibi de inanılmaz coverlamıştır. viskiniz varsa bir kadeh öyle dinleyin.