with or without you

2 /
ramjet ramjet
finch trafından coverı da insanı oturduğu yerde bırakır. sanki evinizde gitarınızla kendi kendinize haykırmışsınız da tekrar dinliyorsunuz sanırsınız.
lunatic lunatic
gelmiş geçmiş en güzel konser anlarından birine sahip u2 şarkısı...2001 yılında boston'da verilen konser sırasında en güzel canlı performanslardan birini gerçekleştirmişlerdir...


piedra piedra
sırf bu şarkıyı yazmış olması bile bono'ya tapma sebebidir aslında.ne zaman onla ilgili olumsuz bir fikre kapılsam hemen kulağımda inleyen sesi beni bundan alıkoyar.kimileri tanrı sevgisi,kimileri hayranlarına olan sevgi ve bir nevi şükran duygusu dese de şarkıların gerçekte ne amaçlarla yazıldığını anlamak zordur.onları daha değerli yapan da bu olsa gerek.herkeste uyandırdığı duyguların çeşitli olması...
en bilinen haliyle hayatımızdaki en büyük çelişkinin şarkısıdır bu.hem aidiyet hem de hiçliği içinde barındırır.
duyduğunuz ilk an, bu tarz duyguları uyandırmaya yetmediyse 2001 boston konseri izlenmelidir.

"u şeklindeki sahnenin ucunda bono...siz de aşağıda hiçbir ayrıntıyı gözden kaçırmamamak için pür dikkat kesilmiş onlarca insandan birisiniz.sonra onun elleri uzanıyor ve sizi sahneye çıkarıyor.beraber uzanıyorsunuz ve o gözlerinizin içine bakarak bu şarkıyı söylüyor.sonra sizi öpüyor ve siz aşağı güvenli bir şekilde inene kadar orada bekliyor."

doğrusu bu hayranı olsun olmasın pekçokları için unutulmayacak bir an olmalı ve biz izleyenler için bile oldukça etkileyiciydi.bono'nun gözümde bir kat daha yücelmesini sağladı.

bu şarkıyı kendi hatıralarımızla bütünleştirmek istediğimizde ise aklıma, geçen sene yılın bu zamanları geliyor.bir şehre ve ülkeye veda gecemin finalini yapmış olması da enteresan belki de ve ritmden kopuk olsa da daha çok düşüncelerin akışına uyan son dans...

son olarak da the joshua tree'deki sözlerini yazayım:

see the stone set in your eyes
see the thorn twist in your side
i'll wait for you
sleight of hand and twist of fate
on a bed of nails she makes me wait
and i wait...without you

with or without you
with or without you

through the storm we reach the shore
you give it all but i want more
and i'm waiting for you

with or without you
with or without you
i can't live
with or without you

and you give yourself away
and you give yourself away
and you give
and you give
and you give yourself away

my hands are tied
my body bruised, she's got me with
nothing left to win
and nothing else to lose

and you give yourself away
and you give yourself away
and you give
and you give
and you give yourself away

with or without you
with or without you
i can't live
with or without you
baltali ilah baltali ilah
kesinlikle, aşkın vermiş olduğu çaresizliği ve yoğunluğu bir arada en iyi anlatan şarkıların başında gelir with or without you...

bir şarkıdan da ötedir, bir felsefedir, adeta bir felsefenin milli marşıdır with or without you...

ağlatan şarkıların en başında gelir, kalbinizde acı verecek dahi olsa birinin olması adına sizi teşvik eder with or without you...

bu yanıyla uzak durulması gerektiğini düşündürsede sizi kendinizden geçirir, birilerine bağımlı hale getirir with or without you...

asla vazgeçilemeyecek olan nadir şarkılardandır.
şimdi ben ne desem şimdi ben ne desem
türkçesi şöyle çevrilebilecek şarkı:

seninle yada sensiz
gözlerine çakılmış taşı görüyorum
böğrüme saplanmış dikeni de
seni bekliyorum
el çabukluğu ve şansın da yardımı ile
çivili bir yatakta bekletiyor beni
ve bende bekliyorum
seninle ya da sensiz
fırtınayı aşıp karaya ulaşıyoruz
herşeyini veriyorsun ama ben daha fazlasını istiyorum
ve seni bekliyorum
seninle ya da sensiz
yaşayamam
seninle ya da sensiz
kendini ele veriyorsun
ele veriyorsun
kendini ele veriyorsun
ellerim bağlı
yara bere içinde vücudum
benimle işi bitti artık
kazanılacak hiçbirşey kalmadı kaybedilecek de
seninle ya da sensiz yaşayamam
seninle ya da sensiz
orgomelih orgomelih
inanılmaz derecede linkin park'ın shadow of the day'ine benzeyen u2 klasiği.

ancak shadow of the day maalesef 2007 yapımı, bu şarkı ise daha eski bir yapımdır. yani linkin park u2'dan çalmıştır.
zamazingogonominu zamazingogonominu
usulca başlayan müzik yükseliyor ve deri yelekli uzun saçlı adam ekranda beliriyor. o anda tarih 1987 senesinin bilinmez bir ay ve gününe denk geliyor.

şimdi ise takvimler 1 mayıs 2011'i işaret ederken, aynı adam aynı müzikle gözlerini izleyenden kaçırıyor.

"and you give yourself away" diye haykırırken o, aramızdan birileri sızlayan izlerini hatırlıyor acıyla.
kalp daha hızlı atıyor,
kontrol edilmeye çalışılan iç titremeler hazırlıksız yakalanan bedene boyun eğmiyor,
çığlık üstüne çığlıkla uzayan kelimelerin ardı arkası kesilmiyor "...yourself away!!!".

söz konusu u2'nun with or without you'su olunca sözler, müzik ve yorum kadar konuşulmayı hak eden bir şey daha var; geçmişten kopup gelen klip.
elimizde kalan aile albümleri, birkaç dakikalık eski videolar kadar bizden ve hayal meyal hatırlanan çocukluk anılarını hatırlatacak kadar özümüze dair görüntü parçaları.

kişisel olarak söyleyebilirim ki; 04:05'ten sonraki görüntüler, ışık oyunları, siyah beyaz belli belirsiz geçen yakın çekimler pek bir fena/tarifsiz yapıyor beni. "fena"yı nasıl tanımlayacağımı bilemeyecek kadar sersemletiyor, 90ların ortasında mis gibi kokan bir akşamüstü sokağa salıp "çocuk ol" diyor. tam da emre itaat edecekken görüntüler kesiliyor ve bir daha asla çocuk olamayacak olan bedenimle ben..!
işte öyle bir şey.
uykusuz damacana uykusuz damacana
yıllar var o günler geçeli, gelemeyek, gelmesi bilimsel imkansızlıklara dayalı günler..

o günlerin parçası bu, hasta parça bu yoksa be sevmem...

ne ondan ayrılabildim... evet yaşıyorum ama aslında teknik olarak hayatta mıyım? galiba tıp buna hayır diyor..
drop me off at home drop me off at home
bu şarkıyı dinleyerek doğru sanılan kişilerin yanlış kişiler olduğu apaçık farkına varılabilir şu an bir ilişkiniz varsa kapatın gözünüzü dinleyin içinize işliyorsa şarkı,yanlış kişiyle birliktesiniz hayırlı olsun.
güzel havayı fırsat bilen istanbullu güzel havayı fırsat bilen istanbullu
şu sıralar hayat fonumda çalan şarkı. hiçbir zaman dinlediğimde böyle etkilenmemiştim. şimdi bono her 'i can't live' dediğinde içimde hissediyorum. ertelenmiş bir depresyonu mu yaşıyorum bilmiyorum. bildiğim, bazı şarkıların bu kadar fazla hayata dokunmaması gerektiği.
2 /