yabancılaşma

1 /
sasajay sasajay
yabancılaşma bir insanın hayatını, insanın özüne aykırı bir hayat tarzına veya insan doğasına uygun düşmeyen bir yaşam şekline büründürmesidir. yabancılaşma, insanın yaşamın öznesi olmaktan çıkıp yaşamın nesnesi olması durumudur.
giberling giberling
metropolis insanının hayatının büyük bir parçası. büyük şehirin günlük devinimi içinde kaybolup giden serfler yabancılaşmaya kendilerinden başlarlar ama en son kendilerinden yabancılaştıklarının farkına varırlar.
spitfire spitfire
ing. alienation; asosyalleşme, kendini insan olmanın temellerinden koparma, makineleşme, duyguların yokolması, kısaca herşeyin sanallaşması, gerçek ile aradaki bağların kopması.
azwepsa azwepsa
bilgisayarın günümüzde yeni üretim aracı olması ve üretimin bilgiye kayması durumunda ne olacağını merak ettiğim kavram. acaba o vakit yabancılaşma ortadan mı kalkacak yoksa farklı bir boyuta mı ulaşacak. (bkz: üçüncü dalga)

*
marooned marooned
kelime olarak marx ı yada camus yu eserleri açısından hatırlatmasından önce,kişisel olarak her insanın her an kalabalık ve aşina bir ortamda dahi içine aniden düşebileceği enstantatedir.ama illa bir ilim yapılacaksa;materyalist olmamakla beraber bu bahisde tanpınar derim.
"bir insan en yakınınız bile olsa bir anda yabancı olabilir size ama eşya öyle değildir hep aynı katı uykusunda olduğu yerdedir"
clementine clementine
içinde bulunduğun durumu yagırgama durumu. bi nev'i o ana dek yaptığın herşeyden, sevdiğin herkesten, hayatından soğuma ve birden bire ayma durumu da diyebiliriz. ama uzun sürmeyecek bir eylemdir genelde. çünkü adı üzerinde "yabancılaşma"dır ve dolayısı ile tanışma ve alışma devresi ile sonlanacaktır. hiçbirşeyin asla "yeni" kalmadığını düşünürsek zaten, muhakkak biryerlerde eski tas eski hamam olacaktır.
neverland neverland
tbmm, kurtuluş savaşı'nın kan ve ateş çemberi içinde kurulmuştu. savaş, meclis ile kazanıldı. be meclis'in kökeninde, müdafaa-i hukuk cemiyetleri ve kuvay-i milliye ruhu yatar.
1920 yılının haziran ayında mustafa kemal, bütün dünyaya şöyle sesleniyordu:

-biz, batı emperyalistlerine karşı yalnız kurtuluş ve bağımsızlığımızı korumakla yetinmiyoruz. aynı zamanda batı emperyalistlerinin güçleri ve bilinen olanakları ile türk ulusunu emperyalizme araç yapmalarına engel oluyoruz. böylece bütün insanlığa hizmet ettiğimize inanıyoruz.

kurtuluş savaşımız anti-emperyalist bir savaştı. savaş sonrasında kurulan devletin temel inancı da tam bağımsızlık ilkesiydi.

"yabancı bir devletin koruyuculuğunu istemek" diyordu mustafa kemal, "insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü ve beceriksizliği itiraf etmekten başka bir şey değildir."

bugün bu inançlara ne kadar yabancılaştırıldık.
sınırlarımızın ötesinde kıyamet kopuyor, tbmm üyeleri, bu olayları ancak televizyon ve gazetelerden izleyebiliyorlar. tbmm işlevleri, bir tek adama devredilmiş; ulusal egemenlik, bir parti grubunun tekeline bırakılmıştır.
karar odaklarına, müteahhitler ve işadamları egemendir.
cumhuriyetin laiklik ilkesi nakşibendi tarikatı'na teslim edilmiştir.
bağımsızlıktan söz etmek neredeyse suçtur. ulusal egemenlik unutulmuştur.
yeni bir amerikan mandacılığı siyaset alanlarını etkiliyor. basında da bu yeni mandacılığın temsilcilerini görüyoruz.
ulusal egemenlik, bir ulusun kişiliği ve demokratik erginliği demektir.
bugün ne devletimiz bağımsızdır, ne ulusumuz egemen.
işçiler egemen mi? değil... köylüler egemen mi? değil... memurlar egemen mi? değil... gençler egemen mi? değil...
halkı, işçiyi, köylüyü, memuru ve gençliği egemen yapmanın tek bir yolu var:
demokrasi.
ilk meclis, mustafa kemal'in yetkilerini tartışan, mustafa kemal'den hesap soran meclisti.
mustafa kemal paşa'yı, mustafa kemal paşa'nın silah ve düşünce arkadaşlarını, ilk meclis'in üyelerini her gün artan saygılarla anıyoruz.

türkiye'de kürt sorunu bugüne kadar yasaklar nedeniyle tartışılamadı. örneğin şeyh sait ayaklanması konusunda genç kuşakların bilgi sahibi olmaları olanaksızdır.
nasturi ayaklanması... şeyh sait ayaklanması ve musul sorunu.
bu üç olayı bilmeden kürt sorununun dününü anlamaya olanak yoktur.
kürt sorunu birdenbire çıkmadı. bu sorunun anlaşılıp algılanması, bu olayların derinlemesine incelenmesine, tartışılmasına bağlıdır.
sevr'i ve lozan'ı, o günlerin emperyalist güçlerini bilmeden bu olaylar nasıl anlaşılır?
tarihi yok saymak devletler için bir erken bunama halidir.
her sorunun dünü, bugünü ve yarını vardır. sevr de kürt sorununda bir kilometre taşıdır.

23 nisan 1991
uğur mumcu

değişen çok şey var mı? tarikat değişti.. başka?
eleanor eleanor
yaşamanın anlamını kaybetmeye başlamasıdır. kapitalizmin getirilerinden üzerinde durduğu sac ayaklarından biri ve bu sebeple asla çözemeyeceği sorunudur..kişi iş hayatına atıldıktan sonra sürekli aynı işi kendinden katmadan otomat hale gelerek yapmasından özel hayatında ise özgürleşme adı altında dayatılan toplumdan kopuk ve olabildiğine bireyci bir yalnızlaşma süreciyle yabancılaşma kişinin kendine dönmeye başlar..buna en iyi örnek tüm gün telefona bakan sekreterin evde telefonlara kesinlikle bakmak istememesi sayılabilir.
1 /