yabani

void void
ehil olmayana denir. daha ehlileşmemiş, vahşi, saf, kendi tabiatını yaşıyor olan. ehil olmakla kasıt, ortak kabul gören normlara uyma kıstası. yoksa öyle bir evrensel norm yok.

yaban olan mevcut düzene tehdittir. alışılmamış şeyler yapar, alışılmamış şeyler riskler taşır, sarsıcı, mevcut düzenin ebesini sikecek türden riskler. alışılmadıklar olmadık bi anda kıçına pençe atar ve o götü indiriverirler. böyledir bu olay.

yaban olan daha küçükken vahşice ehlileştirilmeye başlanır, eğitilir, normlara sadık kalması için yeminler eder, bir ton kağıdın altına imza atar, kendi elleriyle etrafına kalın duvarlar örer, her yaş aldığında, okul bahçesinde her sıraya geçtiğinde, sınıfına sıralar halinde her gittiğinde, 45 dakikalık ders içinde her sessiz kaldığında kendinden bir şeyler kaybeder. artık kendi olmaktan çıkar, genelin otoritesine hizmet eden ucuz bir makineye dönüşür.

dünya edebiyatını okuturlar bu vahşiye. hollywood izler mecburen, duygularını direkt ifade etmek yerine iktidarsız heriflerin sahte uzun cümlelerine özenir, öyle dayatılmıştır, aksi kakadır.

sevişmelerini bile kendi tabiatıyla icra edemez. estetik diye dayatılan normlarla sevişir, öpüşür, koklaşır. canı bir meydanda sevgilisini havalara atıp bağırmak isterken, acaba başkaları ne der kaygısı, acaba kamu düzenine aykırı mı olurum refleksi onu olmak istediğinden alıkoyar.

kravatlı, güleç suratlı, ama aslında küfredenlerin burnunun üstüne yumruğu patlatmak istersin ama hukuk var dimi? bu eğitimli göt herifleri böyle cezalandıramıyoruz malesef. adamı içeri atıyorlar sonra.

hani nerde doğal seçilim? nerde tabiatın vahşi yasaları? nefes almayı hak etmeyenler tonlarca zırh giydirilmiş makam araçlarıyla trafikte önümüzde zeyretme haklarına sahipler. kahvede görsen yüzüne bakmayacağın, suratına tükürmeyeceğin soysuzlar ne makamlarda nelere yön veriyorlar? sen klavyen başında uyuştur beynini.

yabani olmak gerekiyor. kendimiz olmak lazım. bize küçükken okullarda öğretilenlerin hepsini unutmak gerekiyor ki özgürleşelim, kendimiz olalım. yanlış olana nefes alma lüksü taşımayan bir predatörün tepkilerini örnek almak lazım.

böyle işte. hareket edeni sikerim acımam.
tsikitishvili tsikitishvili
sevdiği insana yabani diyen ve elin kendine deli olduğunu iddia eden özgüveni nedensiz tavan yapmış bir megalomanyağın yazabilecegi sözlere sahip aşkın nur yengi'nin seslendirdiği über saçma şarkı.
fromcyprus fromcyprus
aşkın nur yengi'nin 1997'de çıkardığı beşinci albümü habercinin açılış şarkısı. albümdeki en kötü şarkıdır. koskoca albümün başarısını baltalamıştır. iskender paydaş direktörlüğünde çıkan haberci albümü bu şarkı haricinde doksanların kalite standardını ziyadesiyle karşılamakta, günümüz albümlerindense birkaç gömlek üstün durmaktadır. albüm bu dandık şarkının remiksiyle kapanmaktadır. haberci albümü, tekrardan vurgulayarak yazıyorum, bu şarkı haricinde son derece sağlam bir albümdür. dinlenesidir.
kızıl kurt kızıl kurt
sosyal olmayan, içe kapanık ve agresif insanlar için söylenen söz.

çocukken lakabımdı bu benim. ama yabanilerde sever, hemde öyle bir sever ki, hayatlarının en merkezine koyarlar sevdiklerini. yabanidir onlar, en ilkel şekilde severler, en tutkulu, en depresif, en çılgın, en çocukça ve en masum. gözlerindeki o okyanuslarda ne dalgalar, ne fırtınalar kopar yüreklerini sarsan da, kimseler bilmez, haberleri bile olmaz...
neverendingblueroad neverendingblueroad
lakabım olur kendisi.
annem bayramlarda onlarla gezmek istemediğim veya arkadaşlarıyla toplandığında odamdan çıkmadığım için koydu bu ismi bana. halbuki o arkadaşları ile müjde ar'ın filmlerini vhs kasetlerden izlerken ben aylarca yudum yudum götürdüğüm ve artık dibine geldiğim viski şişesine açık çay doldurmakla ve duvardaki tek posterin sahibi dave mustaine ile konser temalı hayaller kurmaktaydım.

sonra lisede kızlar doğum günü partilerine davet ederlerdi, gitmediğim ve hatta "doğum günü ne bee" diye atarlandığım için koydular bu ismi bana. halbuki onlar kız kıza doğum günlerini partilerken ben okuldan kaçtığımda çıktığım ağaca tünemiş kendi kendimle kalmanın keyfine varırdım.

sonra ilk sevgilim sevgililiğin altın kurallarından olan çiftler halinde denize gitme eylemi sırasında oburluğumdan utandığından koydu bu ismi bana. halbuki onların göbek bağlayacağız diye ellerini atamadıkları köfte ekmekleri ağızlarının suyu aka aka gözlerinin önünde ben götürür ve gram kilo almazdım.

en son yani dün hiç starbucks'a gitmedim dediğimde aldığım tepki lakabımın hakkını verdiğimi düşündürdü bana. geneli kuş temalı çok lakabım oldu ama ben en çok bunu sevdim. yabani bir kuş, yabani bir ot veya yabani bir meyve diyerek konuyu yumuşatmayacağım. belki vahşi demek, görgüsüz demek belki ama ben de buyum işte.
kamu spotu: etleri çok pişirmeyin. starbucks'a da çok gitmeyin. evinizde çay demleyin, çay iyidir. şekerli.