yalancı bahar

1 /
stars giggle meh every nite stars giggle meh every nite
yonca evcimik'in o ilk,en güzel kasedinden güzel bir şarkı.a yüzünde 2.şarkıydı.heyy gidi günler türk pop müziğinin içine edilmediği günlerdi,türk hafif müziği denirdi.kaliteliydi.


hani ya o sıcak o yalancı bahar
aldanan çiçekler o arzular
eski bir haykırış yankısı rüzgarda
seslenen sana o rüyanda
olmaz git olmaz
söndü aşk yanmaz
bugün dün olmaz
asla
yalvarma dönemem
yüreğimde sızı var
aşkımız bitti ama
anısı hala her şarkımda
koştukca sessizdi
susuyordu sokaklar
gölgenle bilsen neler konuştuk
yoktun sen aramızda
dokunma ne olur o cılgınlık bitti
hasreti erittim yalnızlıkta
hiç hissetmiyorum artık git sarılma
ben o ben değilim şu anda
cyan cyan
cengiz kurtoğlu'nun harika yorumladığı şarkıdır.sözlerinide yazıyim tam olsun.

gözlerin ayrılık adresi sanki
aşkıma ihanet beklemiyordum
bu muydu sevdanın payına düşen
ben seni gözümden sakınıyordum

yaşamaksa yaşanılır
kader buysa katlanılır
bende bir kaç hazin duygu
kalleşliğin sende kalır

yalancı baharın yalan çiçeği
vefasızlık senin meziyetinmiş
sen beni bırakıp gidiyorsun ya
insanlığın seni çoktan terketmiş

yolunda harcarken bütün ömrümü
sende görmek varmış zalim zulmünü

yaşamaksa yaşanılır
kader buysa katlanılır
bende bir kaç hazin duygu
kalleşliğin sende kalır

yalancı baharın yalan çiçeği
vefasızlık senin meziyetinmiş
sen beni bırakıp gidiyorsun ya
insanlığın seni çoktan terketmiş
sezenehir sezenehir
aşkın nur yengi şarkısı.

hayat sende durmam diyor
her nefeste son geliyor
bildiğin sende kalsın
sen yalancı baharsın
artık senin olmam diyor

sen yalancı bir sonbahar
ben sevdalı koca çınar
kaç mevsim benden aldın
kaç sevda geri verdin
ruhum sana kanmam diyor

söyle kaç bahar oldu
penceremde gül soldu
belkide zaman doldu
sevdiğim dönmüyor..
eskiunited eskiunited
yaşar'ın hatırla albümünden hızlı bir şarkı.

sözleri:

gönlümde arzu gözlerimde yaş
büyük yanılgı seninle aşk

yalan beni anlamadın
yalan bana inanmadın

bu bahar ah bu ne hal
denize baksak denizi görür müyüz

söyle kaf dağına mı çıksam
söyle bir ömür çile çeksem
ne yazar yar insafın kurusun

önce aşk yolunda bıraktın
sonra ellere mahkum ettin
ne yazar insafın kurusun

yalancı bahar yalancı bu hal
inancımı al yerlere çalınsın
frida frida
can dündar' ın kaleminden güneşi ilk görenlere söylenmiş bir serzenişttir :

kaç baharı gerçek sanıp kandık söylesenize...

kaçına "nihayet" hasretle kucak açtık ve ka­çında yanıldık...

kaç kez ayaz vurmuş dallarımızda filizlerimiz sön­dü.

yine de uslanmadık.

yine geveze bir dosta sırlarımızı açar gibi açıldık yalancı bahara...

yine yanıldık. peşinden bastıran tipiyle ayıldık.

ne yapalım ki, dalında patlamayı bekleyen bir to­murcuk gibi susamıştık ilk­yaza... kaç zaman olmuştu kendimizi güneşin kollarına bırakıp, ormanda yayılan ke­kik kokularıyla sarhoş olmayalı...

tahmin ediyorduk, üze­rimize katran rengi bir kafes gibi çöken bulutların ardın­da güneşin gülümsediğini...

daha ilk ışınları deler delmez kafesi, açtık iştahla ruhumu­zun pencerelerini...

bahar öyle kolay gelmezdi as­lında; biliyorduk; yanlış baharlar­da az mı ayaz yemiştik.

kaçımız mart güneşine aldanıp açılmış ve kara kafesin ağına düşmüştü yeniden...

bahar, ilan-ı aşk mevsimiydi; astık aşklarımızı ilan panolarına, sevdalar yasakken daha...

bahar, barışın mevsimiydi; müjdeledik barışı, silahlar konu­şurken hâlâ...

söyledik, ancak yazın söylene­cekleri, güneş henüz toprağı ısıtmamışken... cemreler düşmemiş­ken ilkyazın koynuna...

yalanmış meğer bahar; daha vakti değilmiş, aşkın da barışın da...

güneşe kananlar, yazı beklerken bahardan oldular; kesildi sesi soluğu, erken öten horozların...

iyisi mi itirafçı olalım; biliyorduk "işte bahar" derken, ardından gelecek ayazı...

"yalan bu çıkma" de­mişti temkinliler, tedbirli­ler, "çıkarken üstüne kalın bir şey al"anlar, "başına bir iş gelmesin"den ürkenler...

ama bahar, olanca işvesiyle sokağa çağırıyordu.

aşk, ilan panosuna asıl­mayı bekliyordu, barış bir kuş gagasında müjdelenmeyi...

"erken mi geç mi" he­sabına gelmezdi ikisi de... peşlerine düşülmeli, ilan edilmeli, müjdelenmeliydiler.

güneşi görür görmez seranada ve barış türküleri­ne başladık. vakti gelme­den açıldık, geç kalmadan davranma telaşında...

erkenmiş.

kursağımızda kaldı ba­har sevinçleri...

erken öten horozlar, erken açmış çiçekler, erken doğmuş bebekler gibi kesildik, solduk, öldük.

yine tedbirliler ulaşacak salimen yaza; biz yakalandık, zalim ayaza...

ama itirafçı olsak da pişman olmadık.

az da olsa ısındık hiç olmazsa... vakitsiz de olsa söyledik, söylenmesi gerekeni...

"bahar yalan mıymış gerçek mi" dinlemedik. güneşin ilk dokunuşuyla haber verelim dedik, ardından gelecek müjdeyi...

aşk için erkendi belki; barış henüz uzak...

...ama ikisi de gelecekti nasılsa sonunda...

hep bildik ki, habercisidir yalancı bahar, sahicisinin...

bazen vaat, hediyeden de kıymetlidir.

kesilmeyi göze alıp erken ötmek yeğdir çoğu zaman, susup doğru zamanı kollamaktan...

sonunda olan yalana kananlara olur, onlar müjdeledikleri şeyi göremeden giderler.

lakin çoğu buna gönüllüdür.

güneşe en erken onlar dokunmuşlardır, elbet en erken ya­nan onlar olacaktır.

belki "ikinci bahar"ı yaşayanlar bilir kıymetlerini...
mbaskan mbaskan
istanbul'da yaşayanların bugün yaşadığı bahardır. çok ilginçtir ki bir gün önce insanlar üşüyerek yatarken sabah uyandıklarında terlediler ve serçe sesleri ile kalktılar. ne kadar değişik bir dünya yahu burası martılar filan var, vapurlar yüzüyor filan.
1 /