yalnızlığın anlaşıldığı anlar

207 /
böyle buyurdu kontes böyle buyurdu kontes
salata yapıyım, dedim bi güzel tüm malzemeleri çıkardım bankoya. sonra bi uzaktan baktım ki kesmiş olduğum elim geldi aklıma. şimdi limonu kim sıkacak? sıkacak yok. elim de acıyor,koca gün fink etmekten,onun bunun salak sulak işleriyle ugrasmaktan yara bandı da alamadım. kaldırdım tüm malzemeleri dolaba.

salata yapacak adam yok!

pizzacıyı aradım.
üstünüze afiyet bi güzel yedim.
fufirakifi fufirakifi
bugün doğum günüm ve yine hatırlayan, kutlayan kimse yok. sabahtan beri tadım yok. bankalar ve sözlükten gelen doğum günü mesajlarına sarıldıysan yalnızlığın yüzüne vurmuştur çoktan.
dudu hatın dudu hatın
balkona masa sandalye almaya yeltendiğim zamanlar fark ediyorum.
iki sandalye karşılıklı, masa ortada "ayyy ne güzel" diyorum. "koyarım bunları balkona, sonra şöyle karşılıklı sabah kahvemizi içeriz" kahveyi içerim de, kiminle. içecek kimse yok ki. balkonda ki bir sandalye yeter bana. hem zaten balkon keyfi yapacak zamanım da olmuyor.
ağlamamzamanaldı ağlamamzamanaldı
manav reyonunda fark ediyorum. şeftali, kayısı, çağla tüylü olduğu için ne dokunabiliyorum ne de yiyebiliyorum. birinin soyması lazım. nektarin asla şeftalinin yerini tutmuyor. bir kaç kez eldivenle denedim olmadı. halbuki çok severim ama bu sebepten dolayı kayısı yemeyeli yıllar oldu mesela.
ya da şey olabilir kavun, karpuz genelde büyük oluyor ve ben tek bitiremediğim için hiç almıyorum. çok nadir dilimle satılan yerlerde denk gelirsem alıyorum.
207 /