yalnızlığın anlaşıldığı anlar

208 /
güliziniz güliziniz
telefonunuzu eline alıp bir arayayım eşi dostu sohbet edeyim deyip rehbere göz gezdirdikten sonra konuşacak birini bulamadığınız o an...
siyah nokta siyah nokta
toza alerjisi olan ve azıcık tozda bile çılgınlar gibi kaşınan ev piremsesinin * sağlığını korumak için evdeki bütün eşyaların altlarının temizlendiği an, bunlardan biridir.

sandıklı koltuklar, halılar bir şekilde sürükleniyor, kaldırılıyor da beni o güzel sandıklı bazalar mahvetti. o son bazayı iterken resmen pilim bitti ve o an yalnızlığım yüzüme yüzüme çarptı. hoş, sonrasında temizlik maceralarımı anlattığım arkadaşlarım "çağırsaydın ya, oğlumu alır gelirdim." dediler, sağ olsunlar(bu arada evet, arkadaşlarımın boyum kadar çocukları var. "çocuk" dediklerimle aramızda sadece 2-3 yaş fark var). yüzüme çarpan yalnızlık o an son bulmuş olsa da böyle ara ara kendini hissettirmesi hoş değil. hatta çok ayıp.
bazenbirhalgeliyor bazenbirhalgeliyor
belki de bir ahmet kaya şarkısında ki dize gibidir
"oysa ben bu gece yüreğim elimde sana bir sırrımı söyleyecektim" anıdır
diyemezsin, o oradadır ama değildir işte!
hiç olmamış ve sen yine kendi içindeki boşluğa düş/müş-sündür!
rehberinde canın gerçekten sıkıldığında arayacak kimsen olmamasıdır
herkesi dinleyip, kimseye anlatamamaktır ve denediğinde, ufak bir nefes alışta diğerinin kendi hikayesine devam ettiğini görmendir
öyledir, dünyaya atıldığımız o an bunun en büyük travmasıdır ve belki bir gün toprak bizi sardığında geçecek olandır...
x biri x biri
yalnız yalnızlık o kadar kötü değil.
en kötüsü etrafında insanlar varken oluşan yalnızlık.
bir şey yapmak istersin, öyle yapmana engel olunur.
sonra da tüm iş sana kalır tüm karmaşıklığıyla ve yalnız baş etmeye çalışırsınız.
en iyisi tamamen yalnız olmak.
208 /