yapay zeka

1 /
gibigibi gibigibi
yapay zeka ana hatları ile, bilgisayar sistemlerinin öğrenebilmesi, öğrendikleri arasında çapraz ilişkiler kurması ve bunları uygulayabilmesidir. herhangi bir programlama dilinde bir text alanına yazılan yazılara farklı sonuçlar içinden rastgele birini seçip cevap veren programı yazabilirsiniz ama bu kesinlikle yapay zeka değildir. zeka diyebilmemiz için bilgisayarımızın öğrenebiliyor olası gerekir. yapay zeka gerçeklendiğinde bu yazılımın bir kişiliği de olmak zorundadır. (hayat görüşü ne olur, hangi takımı tutar merak içindeyim). aynı soruyu 10 kere sorduğunuzda "hala öğrenemedin mi ?" diyebilmeli. türkiye de gerçeklenmesi daha da eğlenceli olurdu. öğrenme aşamasında binadaki bekçisi, çaycısı gelip diyaloğa girecek, böylece yapay zekamızın karakteri de bunlardan etkilenecek. işgüzar bir yapay zeka hiç olmasın daha iyi "şu tablodaki verileri sorgula yapaycan" dediğimizde "abi 50 milyon kayıt var, uğraşamam" demesi pek de iyi sonuçlar doğurmaz. saniyede milyarlarca işlem yapabilen bir sistemin bizim gibi düşünebiliyor olmasını düşünmek bile heyecan verici.
ali kamber ali kamber
bir anlamıyla, insan zekâsını yapay yollardan taklit etmeyi amaçlayan uğraş. gerçek bir tanım vermek ve kıstaslar belirlemek zordur, çünkü bunun için öncelikle zekâ kavramını tanımlamak gerekir. alan turing bu zorluğu fark etmiş ve "zekâ, turing testini başarıyla geçebilen makinenin sahip olduğu şeydir" diyerek işin içinden çıkmıştır.

turing testi basitçe şöyle kurgulanmıştır: birbirinden yalıtılmış üç oda bulunur. bu odalardan ilkinde sınanacak bir makine, ikincisinde makinenin rakibi olan bir insan, ilk iki odayla sadece yazılı olarak etkileşime girilebilen sonuncu odada ise bir karar verici bulunur. makinenin de rakibi olan insanın da amacı karar vericiyi kendisinin insan olduğuna inandırmaktır. karar verici istediği odaya istediği soruları yazılı olarak iletir ve cevaplarına göre hangisinin makine, hangisinin insan olduğuna karar vermeye çalışır. tanıma göre, karar vericiyi kandırabilen bir makine, "zekidir".

roger penrose, yapay zekânın gerçekleştirilebilirliğine dair görüşleri dört sınıfa ayırmıştır:

a. yapay zekâ insanı kusursuz bir şekilde taklit edebilir ve gerçekleştiğinde onun hislerinden de söz edilebilir.
b. yapay zekâ insanı kusursuz bir şekilde taklit edebilir, ancak bir taklit olmaktan öteye geçemez, yani hislerinden söz edilemez.
c. insan zekâsı fizikî bir kavramdır, buna rağmen yapay zekâ insanı hiçbir zaman tam olarak taklit edemez.
d. insan zekâsı fizikî bir kavram değildir, bu yüzden yapay zekâ insanı hiçbir zaman tam olarak taklit edemez.

a grubundaki insanlar, güçlü yapay zekâcılar olarak bilinirler. işlevci oldukları gibi ("zeki görünüyorsa, zekidir"), insan beyninin taklit edilemeyecek bir yanı olmadığını da savunurlar. b grubundakiler, işlevlerin ötesinde gözlenemeyen "his"lerin varlığını kabul ettikleri için idealist damgasını yemekten kurtaramazlar. roger penrose, kendisinin c grubunda olduğunu söylüyor. bu gruptakiler temelde işlevciliği kabul etseler de, pek de sağlam olmayan bir zeminde, evrenimizde taklit edilemeyecek işlevlerin olduğunu savunurlar. en büyük dayanak noktaları kuantum mekaniğidir. d grubundakiler ise "inançlarına bağlı" kesimdendirler. onlarla tartışmayı mümkün kılacak bir zemin bile yoktur.

benim naçizane fikrimi soracak olursanız, insan beyninin bir turing makinesinin yapabileceğinden daha fazla şey yapabildiğine inanmak için yeterli sebep yok derim.

aksi yönde sağlam bir delil göremedikçe de sapında kadar a'cıyız efendim.
sycrone one sycrone one
teknolojinin bir jet hızıyla gelişim gösterdiği şu neredeyse yüzyıllık sürede, bu gelişim getirdiği en büyük sonuçlardan biridir bence yapay zeka. gerek robotik teknolojilerdeki gelişimler, gerekse yazılımsal alanda olanlar, yapay zekanın muhtemelen geleceğimizdeki 20-25 senelik bir zaman diliminin en büyük konusu olmasını sağlayacaktır.

aslında olaya salt "insanı taklit edebilen, kendi kendine kararlar alan robotlar, yazılımlar" olarak bakmamalıyız. bunun kesinlikle sosyal, ekonomik vs konularında sonuçları ortaya çıkacaktır. aslında ekonomi konusundaki etkilerini kısaca geçmek istersek; ki bir daha bu konuya dönmeyelim, şu anda kas gücünün yerini almaya başlayan robotik üretimin, ek olarak bir de karar mekanizmasının da yerini alması olarak gösterebiliriz. gene sosolojik alana kayıyor dikkat ederseniz. işsizlik ve bunun getirdikleri. insana gerek olmayan bir düzen. peki burada insanın rolü ne olacak? sınırsız enerji kaynağına sahip olmuş, yokolum süresi oldukça uzun robotlar ve max 80-90 yıl yaşayan insanoğulları. enerjisi kıt, kısıtlı, belli alanlardan elde edilebiliyor...

robotların insanların yerini alması konusunda yıllardır hollywood'da çeşitli konularda filmler çekiliyor, bunların en bariz örnekleri hiç kuşkusuz ki; the matrix ve i robottur. izleyenler bilecektir(ki biraz spoiler'a kayabilir buraları) iki filmde de tema olarak yapay zeka ve bunun sonucunda makinaların yönetimi ele geçirmeleri işlenmekte. yapay zekaları oldukça ilerleyen makinalar insanların yarattıkları bu keşmekeş ve bozukluğu kendilerinin düzeltebileceğine karar verip genel bir insan kıyımı ve yönetimi ele geçirme hareketine girişiyorlardı. insan üretimi bu makineler insanları yok ediyordu. yani bir nevi kendi kendimizin sonunu hazırlıyorduk. etrafımızı bu denli saracak makinaların bunu yapması gerçekten mümkün mü?

kuşkusuz ki yapay zeka mükemmel olarak gerçekleştirildiğinde bir de karşımıza yapay zekanın duygusal olabilmesi gelecek. karar verebilen bir şeye duygu yüklenirse bunun sonuçları ne olur? yapay zekaya duygusallık katılması hadisesine de artificial intelligence filmi sanıyorum ki cuk oturacak. biraz pinokyo'nun modernize versiyonu olarak gözükse de temelde robotlar sevebilir mi? ve bu sevginin sonuçları ne olabilir? sorusunu soruyordu bu film. ki açıkçası önceden bahsettiğim diğer iki filmden biraz farklı bir etki bırakıyor insanın üstünde. birisini sevebilen bir robotun, o sevdiği kişinin onu sevmesi için çabalaması insanı gerçekten etkiliyordu. evet hakikaten insan gibi davranıyordu o robot. insan gibi tepkiler veriyordu. annesini seviyor ve ona geri dönebilmek için uzun bir yol katediyordu. bunu gerçekleştirebilmek için verebilecekleri sınırsızdı. hırs, ihtiras yüklü robotları hayal edebiliyor musunuz? veya bana koşulsuz sevgi verebilecek bir robot varken sevgiliye veya bir çocuğa sahip olmak ne kadar mantıklı olacak ki? bunun insanlığın geleceğinde bırakacağı etkiyi farketmemek elde değil.

işte buradan sonra insan kendi kendine yapay zeka iyi midir? kötü müdür? sorusunu soruyor. yararları, zararları nelerdir diyor. filmlerin gösterdikleri acaba gerçekleşmesi olası teoriler veya fikirler mi? asimov taa o zamanlardan bunu görebildi mi acaba? 25 yıl sonra insanların yaşayışlarında robotların rolleri ne olacak? futbol maçlarında robot futbolcular mı oynayacak? 100 metre yüzme yarışlarında honda'nın yeni model robotu rekorlar mı kıracak? amazon'un ürün önerme aparatı gelişip acaba bizim yerimize bize lazım olabilecek şeyleri mi satın alacak? biliyorum biraz abartı görünebilir ama durum bu...

tanım yapalım bir de; gelecekteki gelişimini merakla gözlediğim teknolojik terimdir. sonumuz hayrola...

ek: bu konuyla alakalı olarak pkd'in vulcan s hammer isimli kitabını okumak da konuya olan bakışa olumlu katkılar sağlayabilir.
asosyal demokrat asosyal demokrat
bilgisayarları insan zekasının yetilerine kavuşturmak amacı güden bir bilimdir. yani, bilgisayarların insan gibi davranmasını sağlamaya çalışma amaçlıdır bu bilim. bu durum; elbette ki, birtakım etik problemleri beraberinde getirmektedir. bu bilim yeterince geliştiğinde; acaba, insanların yaptığı işleri onlar mı yapacaktır? belki de tüm insan işlerini bilgisayarlar(robotlar) devralacak, işgücü talebi bu bilgisayarlar ile daha ucuza ve daha kolaylıkla çözülecek ve insanlar için yeni bir istihdam sorunu ortaya çıkacaktır. neyse ki günümüzde bu bilim bu kadar gelişmediğinden, böyle şeyler ile yormamıza gerek yok o güzelim beyinlerimizi. genel olarak kullanım alanları ise aşağıdaki gibi listelenebilir.

~ oyunlar : bilgisayar oyunlarında sıkça kullanılır. ilk başta dama ve satranç gibi oyunlarda denenmiştir bu kavram. hepimiz kasparov-deep blue çekişmesini hatırlarız sanırım.
~ uzman sistemler : belirli durumlarda, insanlar yerine kadar veren aygıtlarda kullanılır. örneğin, hasta muayenelerinde, doktor yerine karar veren bazı sistemler mevcuttur.
~ doğal diller : konuşma dillerini bilgisayarlara anlatabilmek için kullanılır.
~ yapay sinir ağları : insan/hayvan beyninin iç yapısını(fiziksel bağlantılarını, nöronlar vs.) simüle etmek için kullanılır. bu durum, hem insan beynini daha iyi anlamak, hem de "machine learning" kullanmadan çözülemeyecek bazı problemleri çözmek açısından önemlidir.
~ robotik : duyan, gören ve dokunma duyusuna duyarlı bilgisayarlar(robotlar) geliştirme amaçlı kullanılır
hairsprayqueen hairsprayqueen
msndeki versiyonlarıyla gayet mantıksız muhabbetlere girilebilir. tesadüfen ayar falan verdikleri de olur bunların. istediğinizi öğretme durumu da ayrı bir hoştur. can sıkıntısından napılcağı şaşırıldığında kendileriyle sosyalleşilebilir.

# hairsprayqueen says:
who am i?
- smarterchild - *unicef contributing to charity says:
u r pam morrison.
# hairsprayqueen says:
aferin canım
1 /