yapışıp kalan lakaplar

knightofinstagram knightofinstagram
para biriktirmek gibi bir huyum var bu yüzden çocukluğumdan beri lakabım kirli çıkıdır.herkes benden borç alırdı daha 9-10 yaşımda bile faiziyle geri alırdım, hergün dolar ne kadar olmuş takip ederdim :) bakkala gideceksem "hizmet bedeli" adı altında para üstünün bir kısmına el koyardım. ilginç valla ben bile kendime gülüyorum şimdi.
the woman on the silver mountain the woman on the silver mountain
bir dönem korsanlara takmıştım. facebook'u "pirate english" dil ayarına getirmiş, pirate english konuşuyor, öğreniyordum. hazırlıktayım o zamanlar. kur öğretmenim amerikalı lisa ile yes/no question yapıyoruz bir gün speaking class esnasında. yes diyeceğime aye diyorum, bilmem ne. sanırsın jack sparrow ile birlikte siyah inci'de maceralarım var. bundan mütevellit arkadaşlarım bana "kaptan" demeye başladı. on yıldır da kaptan şeklinde hitap ederler.
fark ettim fark ettim
halk mizahının en güzel örnekleri. genel olarak tarihten, dönemin popüler kültürden beslenerek veya harf, kelime oyunları ile bir anda ortaya çıkan kelime(ler)den oluşmaktadır. lakap takılan insanı ilk başta biraz kızdırsa dahi mizahın o tatlı sert havası kızgınlığı silmektedir.

edebiyatımızdaki en meşhur örneği zeybek kelimesinden zübük yapılmasıdır. eskiden köylerde çok okuyup, soru sorana komünist lakabı takılırdı.
ljiljani ljiljani
ailem ve yakın akrabalarım "satka" derler. küçükken boşnakça "slatka" yani türkçesi tatlı, kelimesini telaffuz edemeyip "satka" dediğim için bu yaşımda hala "satka" diye çağrılırım.

yakın arkadaşlarım ise "bal" derler. bu lakabın nereden çıktığı konusuna ise girmeyeceğim. biraz uzun bir anısı var. bazen de beni zor durumda bırakan bir tarafı var. örneğin, bir gün alışveriş merkezinin ortasında arkadaşlarım "bal" diye seslendiği için küçük bir çocuk annesine yüksek sesle "aaa anne bak ismi bal'mış bal bal" dedi. başımı öne eğerek uzaklaşmıştım... ama genel olarak her iki lakabımı da seviyorum. sonuç olarak iyi ki yapışmış bu lakaplar diyorum.
almost almost
(bkz: halkçı ecevit)
(bkz: karaoğlan)

işin ilginç yanı, robert kolejinde okurken ecevit'e arkadaşları arasında "hacı" lakabının takılması. nedenini de kendi açıklamıştı, arkadaşlarına göre daha dindarmış.

kaynak : karaoğlan belgeseli. youtube de "32.gün arşivi" isimli sayfadan belgeselin tamamını izleyebilirsiniz
safranlı pilav safranlı pilav
sikkırığı.

okul arkadaşıma, görüştüğümüz guribun tamamının halâ söylediği isim.

ama cidden çok basiretsiz, işi gücü ters bir adam ya hu.

hakkını verelim bilal emre cok güzel benzetme olm.