yaradılanı severim yaradandan ötürü

1 /
aqua aqua
yunus emre'nin bir sözüdür. yaradanın yarattığı her şeyi, yaradana olan sevgisinden dolayı sevdiğini anlatır. aşkı bir yere yönelmiştir ve aşkına sahip olanın sevdiği ve yarattıklarını ona olan aşkı için sever. ondan gelene, ona olan aşkı için katlanır. gerçek aşka ulaşmaktır bu.
ubi ubi
herşeye hoşgörü ile yaklaşılmasını da tavsiye eden yunus emre'nin sözüdür. ilahi aşk ile söylenmiştir.sevgilinin yaptığı herşey o sevgiden dolayı güzel gelmez mi zaten insana...
ahmak ı hayal ahmak ı hayal
yaşarken bir şekilde kimseyi yargılamamayı öğrenebildim. insanların eylemlerinden sorumlu olmadığını düşünüyorum. bu da bana hem kendimi hem de çevremdekileri rahatça affedebilmemi sağlayan büyük bir alan yaratıyor. geniş geniş takılıyorum. führer i, duçe yi, sırp kasabını, enola gay in orospu çocuğu pilotunu, bebeklere tecavüz eden adamları/kadınları, hüseyin üzmezleri yaratanın insan doğası ve en az şu isimler kadar hastalıklı toplum olduğunu düşünüyorum. bir gün bir sırp kasabına dönüşmeyeceğimin garantisini kendime bile veremiyorum. elbet zweig i, brecth i, mayakovski yi, neruda yı, che yi daha çok ve içten seviyorum. ama aralarındaki farkın küçük bir yazgı sorunu olduğunu düşünüyorum. anlamadığım ise şu: dünyaya verdiğiniz tepkiler. bebeklere tecavüz eden, türdeşlerini toplu mezarlara gömen, üçüncü sayfa müdavimi insanların hikayelerini duyduğunuzda verdiğiniz “insanlık dışı” tepkisinden hemen sonra “yaratılanı severim yaratandan ötürü” diyebiliyor olmanız oldukça ilginç. düşünmeyi ne zaman bıraktınız, anne sütünüze ne koydular da bu hale gelebildiniz merak ediyorum. yaratanınız öyle güzel paketleyip göndermiş ki bir kadını boğazına kadar toprağa gömüp taşlayabilen kalabalıklar var dünya üzerinde. nasıl bir kodlamadır, insanı böyle bir yazılımla bahçeye salmış bir yazılımcıyı, programladıklarıyla birlikte sevebilmenizi sağlayan hümanizminizin kaynağı nedir ve dahası bu hümanizmle dünya nasıl hala böyle berbat bir yer olabilir, anlamıyorum. neyse ki aslında sizin de bilmediğinizi, aslında yaratılanı da yaratanı da sevmediğinizi, kesintisiz olarak ezbere konuştuğunuzu biliyorum. hep ezberci eğitimin suçu bu. hepinizi çok seviyorum. kiminizi daha çok seviyorum. yaratanınızla ilgili duygularımı şimdilik kendime saklıyorum.

sanki bana emile ajar sınız amına koyayım.
üç kademeli su ısıtıcısı üç kademeli su ısıtıcısı
“elif okuduk ötürü
pazar eyledik götürü
yaratılanı hoş gördük
yaradan'dan ötürü”

lafın aslı "yaratılanı hoş gördük yaradan'dan ötürü"dür. sevmekle hoş görmek arasındaki farkı anlayan biri, -bu sözü ilke edinerek- anlayış göstermeyi ve tahammül edebilmeyi daha kolay sindirebilecektir.
be anything be anything
sinirlendiğimde ve insanlar hakkında hesapsızca önyargılı düşünmeye başladığımda aklıma geliyo bu söz. bunu hayata geçirmenin ne kadar zor olduğunu işte o zaman anlıyorum. teoride desen zehir gibi, pratik dersen sallanmaktayız yani..
kendini tutamayan şahıs kendini tutamayan şahıs
tasavvuf a göre allah her yerdedir. yani bakılan görülen her şeye nüksetmiş kendinden bir özellik vermiştir. bu nedenle tasavvuf felsefesine göre yaratılan her şeyde yaratan olduğu için yaratılan her şey sevilir. çünkü yaratılanı sevmek yaradanı sevmektir.
`
yunus emre` de bu nedenle söylemiştir bu sözü.
sukura bamka sukura bamka
sinir bozucu bir insan ile karşılaştığımda zihnimde otamatik olarak yankılanan cümle. böylece kendimi yatıştırmış oluyor, olayların farklı bir yöne kaymasını engellemiş oluyorum.
kibrit kutusu kibrit kutusu
ben şahsen kafası "ulan şu adamı/kadını/lgbttyi sevmedim ama allah yarattı o yüzden seveyim madem" şeklinde çalışan bir insanla iletişim kurmam. onun yerine beni ben olduğum için seven ya da sevmeyen -samimi- insanları tercih ederim.
fikir yüce fikir yüce
dergahına eğri odun bir sokmayarak, bizzat kendi hayatına uyguladığı dürüstlüğü, "yaradana" sığınarak insanlara kötülüklerin esiri olmayı salık vermiş yunus emre bu sözüyle.

yunus emre söylemiş diye her sözünün doğru olmasını beklememek gerekir.
1 /