yaşamak

24 /
la bocca della verita la bocca della verita
dörtnala gelip uzak asya'dan
akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.

bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.

kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....

yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...
loss loss
-yaşamak zor azizim/azizem. evet. gitmiyor her şeyin bazısı istenildiği gibi. sen tam yelken açmışken rüzgar başkasına esiyor. sen kendine şemsiye açarken yağmur başkasına yağıyor. sen kendine beklerken güneş başkasına açar. sen dert çekerken aynı derde derman başkasının göllerine maya çalar .yaşamak çok bilinmeyenli sonradan görme karmaşık bir denklem. herbir nefes için ayrı bir değer ister. anlayacağın zor. yaşamak gerçekten zor.

-abartma amk.
toshiro toshiro
bu sabah uyandıktan sonra kalktım ve hafif bir kahvaltı yaptım. kahvaltı sonrası evin yakınlarındaki koruda biraz koşu-yürüyüş yaptım. dinlenmek için bir bankta oturup güneşin beni kayısı kıvamına getirmesine izin verdim. eve dönüp ılık bir duş aldım. kendimize bir fincan kahve koyup eşimle lak lak ettik, planlarımızdan bahsettik ve tüm gün bu minvalde güzellikle devam etti.

yaşamak buna benzer bir şey olsa gerek ya.

yoksa sabah karanlığında evden çıkıp akşama kadar it gibi çalışıp eve dönmek, hafta sonunu iple çekip hafta sonu da malak gibi uyumak ya da istanbulun leş kalabalığında eğlenmeye ve gezmeye çalışmak olmasa gerek.

bunları, ortalamanın üstünde çalışma şartlarına sahip birisi olarak söylüyorum. ancak yine de bir an evvel bu günümü, hayatımın geri kalanı yapmam gerekiyor.
everybody leaves everybody leaves
anayolda karşıdan karşıya geçmek için beklerken trafiktekilere bi an önce kırmızı yansın diye sabırsızlanıp sövüp saydım. acelem vardı.

10 saniye sonra karşıya geçip arabaya bindim. önümdeki ışıklara yaklaşırken kırmızı yanmasın diye dua ediyordum.

yaşamak pozisyondan pozisyona sokuyor adamı. hayat koca bir taşşak.
ila ila
bütün gelgitleriyle kabul etmekten başka şansımız yok. bize ayrılan süre ne kadarsa o kadar. mühim olan bu süreyi nasil anlamlandirdiğimiz. bu noktada hepimiz yetersiziz sanki. yaşamak sadece vur patlasın çal oynasın dan ibaret gibi davranıyoruz. fena tufaya getiriyoruz sanki kendimizi.
unusual suspect unusual suspect
"koşa koşa yaşayanımız, anlamak ve anlaşılmak için yaşayanımız, dolana dolana yaşayanımız, para için yaşayanımız, sevgi için yaşayanımız, barış için yaşayanımız, ün için yaşayanımız, yaşamak için yaşayanımız, kavga etmek için yaşayanımız, güç için yaşayanımız.
'yaşamak' işte. çok aslında birbirimizden farkımız ama hepimiz aynıyız!" diye paylaştığın anektodun eksiği var.
senin için yaşayanımız var.
24 /