yaşlı

1 /
venom venom
belli saatlerde beleş olmasında dolayı mıdır nedir, iettlerde en çok seyahat eden vatandaş gruplarından biri.
çoğunda -özellikle teyzeler- "biri yer verir ne de olsa" fikrinden meydana çıkmış mantık yer alır.
hayır güzel teyzeciğim, bekle sıradaki otobüsü. iki günlük ömrün kalmış afedersin, ne bu acele halen.
schizophrenia schizophrenia
çoğu zaman (!) safa yatma yetenekleri gayet yüksek, sanki adrenalin gibi böyle heyecan içinde saflıkları tavan yapan güzel insanlar. örnekse güzide anneannem ve niceleri...

- kapı çalınır.
- ...?
- camdan süper anneanne bize bakar.
- anneanne açsana kapıyı yauuu!
- siz kimsiniz yavrum tanıyamadım !?!?
- torunların yauu!
- yok çocuum tencere istemem sağoll^!
(iki dk sonra kapı açılır)
- amanda kimler gelmiş kimler gelmiş. hoşgeldiniz ama çok hastayımm anam offf ay belimmm
- anneanne !?!^
- hadi geçin oturun ama hastayım yani.
- aradan zaman geçer hasta anneanneye kivi soyulur vitamin niyetine.
- kardeş götürür kiviyi.
- bu ne yavrum.
- kivi annene.
- ne çivi mi?
- yok kivi annene kivi. k yani kuzey'in k'si!
- heee anladım, kuzey yani. !^!'^!+
- hıı evet o meyvenin adı bundan sonra kuzey hıhı kesin kuzey anane, sen rahat ol!??

işte böyle hacivat'ın karagöz'ü misali dialoglar yaşayan ve yaşatan mükemmmel insan da diyebilinir.
anywherebuthome anywherebuthome
toplu taşıma araçlarını bedava kullanabildiğinden maydanoz almak için zerdalitepe'den ulus'a gidendir.

ayrıca siz ararken numarasını görüp direk ismiyle açtığınızda dünyanın en imkansız işini yapmışsınız gibi davranandır.
karizmatik karizmatik
büyümüş, görmüş geçirmiş çocuklardır. bir farkla çocuklar durmadan soru sorarlarken yaşlılar anlatmayı severler, siz sormasanız bile.. dinleyince de çok mutlu olurlar.

fazlaca duygusal ve hassas oldukları kesin. o nedenle çok dikkatli davranmak onları kırmamak için azami ihtimam göstermek gerekmektedir.

korkarım annem ile babam da bu gruba dahil oldular. yoksa artık peder ve valide mi demeliydim? bilemedim şimdi.. annem erken evlendiği için birkaç yıl önceye kadar hep ablam zannederlerdi tanımayanlar. ama artık evde çocuk kalmayınca sanırım onlar da iyice yaşlılık psikolojisine girdiler.

aslında dikkatli ve özenli davranılırsa onları mutlu etmek çok kolay. ufak tefek şeylerden o kadar mutlu oluyorlar ki.. kız kardeşinizle konuşurken kulak misafiri olduğunuz bir şeyi internetten sipariş vererek, ya da kız kardeşinizden rica ederek küçük sürprizlerle uzakta da olsanız onlara ne kadar yakın olduğunuzu gösterip mutlu edebilir ve dolayısıyla siz de mutlu olabilirsiniz.

ben en çok ingilterede'ki yaşlılara üzülüyorum. aslında imkanları çok iyi. devlet her türlü imkanı hizmeti seferber etmiş. yürüyemeyenler için akülü/tekerlekli sandalye, evi olmayanlar için ev.. bunların yanında şehirde hayat, yaşlıların ve engellilerin rahatı için dizayn edilmiş. bütün bunlara rağmen yine de nerede bir yaşlı görsem içim burkuluyor. çünkü yalnızlar.. yüzlerindeki o ifade her şeyi anlatıyor.

bu sabah erken kalktım ve değişiklik olsun diye favori cafeme geldim. etrafımdaki beş masada toplam altı yaşlı oturuyor. hepsi tek takılırken sadece bir çift var aralarında. onlar en azından biraz daha şanslı diye düşünüyorum. cafenin benimle birlikte yaş ortalaması yetmiş. masalarından kalkıp kahve almaları on dakika sürüyor. bütün bunları gözlemek kitap okumaktan daha cazip geliyor. ikinci kahvem de soğuyor. kalkıp hepsine tek tek kahve servisi yapmak istiyorum, sonra vazgeçiyorum. bazıları huysuz oluyor bunların.

bir keresinde tren istasyonunda boyu kadar bir valizi merdivenlerden çıkarmak için çırpınan bir dedeye yardım edeyim dedim. olanca sevimliligim ve kibarlığımla "may i help you?" diye sordum. amcam herhalde "tüm mal varlığınızı bana miras olarak bırakır mısınız?" diye anlamış olacak ki sert bir şekilde "nöö!" dedi. bu an tekrar aklıma gelince gülümsedim.

bir de yaşlılar konuşmaya ihtiyaç duyuyorlar. konuşmak bir ihtiyaç. bunu kabul edemediğimiz için kız arkadaşımızın, eşimizin ya da babaannemizin, dedemizin konuşmasına tahammül etmek güç oluyor. halbuki onları biraz daha dinlemeye çalışabilsek keşke.. istanbulda iken anneler gününde babalar gününde darülaceze'ye giderdik. hatırladım da aldığımız hediyeleri bir kenara bırakıp bizimle daha çok konuşmaya çalışırlardı..

geçenlerde arsenal-galatasaray maçından donüyoruz. iftara kadar vakit öldürmek ve muhabbet etmek için parka doğru yürüyoruz. bir tane amca zar zor yürüyor. yanından geçerken bizdeki forma ve atkıları görünce "sakın maçla ilgili bir şey söylemeyin, ben de oradaydım" minvalinde bir şeyler söyledi. biz de güldük tabii ki bir de arsenalli olduğunu da anladık. maç ile ilgili ayaküstü muhabbetten sonra yolumuza devam ettik. bir parkta biraz oyalandıktan sonra amcayı tekrar gördük. elinde bir kitapçık spor toto süper lig fikstürünü inceliyor. "gençler.." dedi. "spor ne demek? sizin takımların çogunun sonunda var..." anladık ki amca muhabbet etmek istiyor. biraz hoş beş ettikten sonra yola devam ettik ama jeton sonra düştü. keşke o amcayı da davet etseydik iftara. işte aç olunca kafa analitik düşünemiyor.

off.. bu kadar yaşlı muhabbetinden sonra acaba benim yaşlılığım nasıl olur diye düşündüm. öncelikle yaşlılığımı görebilir miyim orası var tabii ama her şeyim değişse bile bir şey hiç değişmeyecek. o da yine bu cafeye yalnız gelişim olacak. mfö boşuna denemiş. yalnızlık bir ömür boyu...
alpettin paşa alpettin paşa
adını tam hatırlayamadığım bir kitapta okumuştum. spoiler eksik olabilir ama ana düşünce aynı

-- spoiler --

ihtiyarlar gençleri istilacı olarak görürler

-- spoiler --
yeşilkeman yeşilkeman
hayatlarından her sene bir yaş daha alarak, tecrübeleriyle yoğrularak kır saçlı hallerine gelmiş insanlardır.
efenim, ben yaşlılara genel itibariyle düşkün bir insanımdır. acımak falan değil mesele hem ne haddime ama bana çok mutluluk veriyorlar. hem olgunlaşmış hem de çocuksu halleriyle dolu davranışları aşırı mutlu ediyor beni. gerçi çok huysuz olanları da var elbet ama ne yaparsın her şey iyisiyle kötüsüyle güzel.
bugün bu giriyi girmemin sebebi de arkadaşlarla oturduğumuz yerin yan masasında bulunan yaşlı ve tatlış çifttir. bir iki gülümseyen bakışmalardan sonra başladık sohbete.. ve farkettim ki, biz her ne kadar kafamızı başka şeylerle yorsak da insanlar yaşlandıkça, gülümseyen bir yüzün, samimi bir sohbetin değerini daha iyi anlıyor. sonra kalktı tatlış çiftimiz masalarından bize bol gülücüklerle veda ederek. biz de kendi hayatımızdan, aldığımız yeni yaşın tadını çıkarmaya devam ettik..
seksen seksen
bu yaşlılar niye böyle ya. biraraya geldikleri zaman, zaman mekan ayırmadan goygoya siksike giriyorlar. durakta otobüs bekliyorum, birbirini tanımayan iki yaşlı anında voltranı oluşturup konuyu ayakkabı kutusuna getirdiler ya. biri "onlar da çalıyordu ama bu kadar değil" dedi, ben ondan sonra kulak misafiri olmayı bıraktım zaten.
endaze endaze
insanlar tarafından farklı bir türmüş gibi yorumlanan ileri yaş hali. herkes her daim süperman modunda yaşayacakmış, yaşlar birbirine eklenip de çoğalmayacakmış gibi bir hal var ortalıkta. gençlik yıllarında yediğin her zıkkımın, yaptığın her gereksiz hareketin zamanla toplanıp hesap sorduğu vakittir ayrıca.
1 /