yazarların başından geçen dumur olaylar

1 /
robert downey jr robert downey jr
zonguldakayız,fındık zamanı bu ağustos ayları.tarlada fındık topluyoruz ailecek,tabi ben işten kaytarıyorum;eheheheh
neyse konumuz bu değil
taki babamdan o sesi duyana kadar tarlanın görünmez ucunda yatıyodum
gel lan eşek sıpası diyince gittim yanına
-al sunu(elime 20 lirayı tutuşturdu) ,zaten bi iş yaptığın yok(burada küfür etmiş de olabilir tam emin değilim o uyku sersemliğinden )
git bakkaldan kola al da gel dedi
taam buba deyip yola koyuldum (içimden şimdi ne kolası ya diyorum )tarlada ana yola 1 km civarı uzaklıkta (tam emin değilim,ölçmedim)ana yola çıkıp bakkala vardım bakkaldan kolamı aldım araya da bi cips sıkıştırdım.yolda yiyerekten giderim diye düşünüp ehehe diyekten yürüyodum(evet bu kadar basit şeyden mutlu oluyom)aklıma pet bardak almadığım geldi.lan dedim acaba geri dömsem mi .en fazla 30 m yürümüşümdür.adama da görüşürüz dedik şimdi tekrar gitmek olmaz deyip (aklıma sokayım)gittim teee diğer bakkaldan pet bardak almak için yürüdüm bi de 1 km .20 dklık işi 1 saate uzattım.babam nerdeyse dövüyodu.anlatsa mıydım acaba.neyse daha çok döverdi.pet bardak için mi beklettin lan bizi deyip(avucuyla içecek sanki hemen gelsem ).cipsiyi de o telaşla yemeyi unuttum,allahtan parayı saymadı.yani sözüm o ki pet bardak almayı unutmayın sonra yürürsünüz 1 saat ...
07 meme ucu olan var mı 07 meme ucu olan var mı
bir kahve mekanında lavaboya gidilir. lavaboda ellerimi kurulamak için havlunun bittiği fark edilir. masaya doğru geçerken mekanda önüme denk gelen bayan görevliye lavaboda havlunun bittiği söylenir. görevlinin söylediği sözler aynen şöyleydi:

- erkeklere ait olan mı yoksa kadınlara ait olan lavaboda mı?

(bkz: mavi ekran)
niye ki öyle bi şey niye ki öyle bi şey
sabah 10 gibi zil çalınca gidip açtım.12 13 yaşlarında bir çocuk iyi bayramlar dedi. ilk şaşırdım bayramda şeker toplam yaşı çıktı mı bu kadar diye çocukları buna mecbur eden sisteme sövdüm fırsat bulmuşken ve sonra aklıma evde yalnız oldugum geldi. çocuga kusura bakma evde kimse yok şeker nerde bilmiyorum dedim. çocuk beni beş saniye süzdükten sonra "şeyimin" başı dedi ve ben henüz kapıda kısa ömrümü sorgularken "üst katta kimse var mı" diye sordu. üst kat beş senedir boş diyemedim. ürktüm. bir cinsel uzvun daha başı olmayı kaldıramazdım. bilmiyorum dedim. kapıyı kapattım. hayatım tekrar eskisi gibi olmadı.
don quixote rosinantee don quixote rosinantee
yazar kişisi bi akşam 5 katlı bi apartmanın önünden geçmektedir.üst kattan kafasına pıt diye bisey düşer.apartman kişisi sigarasından son fırtı çekip aşağı sallamıştır.don 5.kata bakar ses seda yoktur.hayretle kafasına çarpıp yere düşen sigaraya bakar.kelebek etkisi,kader kavramlarını hatırlar.newton'a selam çakar.o saatte o apartmanın altında uçan sigarayı nasıl denk getirdiğini düşünür.saçlarının yanmadığına şükredip yola devam eder.
aşklaryalandöngelbebeğim aşklaryalandöngelbebeğim
10 dk kadar önce yaşadığım en tazesini anlatayım da siz de yok artık diyin.

beni kendi evladıyla aynı seven çat kapı gidebileceğim bir hocam var. geldim geleli kırk defa aradı mesaj attı ben de bir türlü fırsat bulup gidemedim. bugün dedim ki eh be yeter artık git ayıp oldu adama diyip gittim.
odası da öğretim üyelerinin bilirsiniz göt kadar tabiriyle öyle bir şey işte. zaten 4 duvar kitap kaynıyor adamin suratıni görmek için egilmek lazım kitaplar tuğla olmuş.

neyse o göt kadar odaya yüksek lisancilar mi dersiniz müftü mu dersiniz gelen gelene. ben kaldım çıkamıyorum odadan. asıl olay sonra oldu zaten.
müftü beni belki de kırk defa görmüş ğer görüşünü de bir bir anlatmasin mi ben ne bilim adamı demek ki adamın görseli iyi.
daha diyemedim ki müftü abi sen benim pederle de tanıştın babam bişiy olursa o adama git dediydi bana heyt be adam ben istemeden de olsa ayağıma kadar gelmiş oldu ya ben daha bişiy demiyorum.

daha biter mi ? bitmedi tabi ki. erkeklerin muhabbetinde yaş yok arkadaş onu da görmüş oldum. hatta ne yaşı tahsil bile fark ettirmiyormus. aynı işte ne yedin ne için coluk combalak evdeki karinin kaynanin derdi işte.
yirmilik disime de çözüm buldu ya hocam daha ne diyeyim bilemedim. oturdu akademik takvime benim ders programima göre bir de bilet tarihi çıkardı.

işte bunlar hep sevgi saygı değer vermek insan yerine koymak ha karşılığı tabi ki var yok değil ama olsun elime yapismiyor bir kaç belge toplamak.
shotwhisky shotwhisky
30 yaşlarında beyaz yakalı orta sınıf metropol erkeğisin, çok uluslu bir şirkette proje yönetiyorsun ama eve geliyorsun, tavan akmış her yer su amk.
1980 1980
çok dumur bir olay mıdır bilmem ama o akşam hepimiz şaşırmıştık..
ben de dahil olmak üzere 4 arkadaş, bi arkadaşın evinde çay içiyoruz sohbet ve konu çok derin falan 4 güvenlik görevlisi bir masanın etrafında ortam çok güzel o ara lamba patladı..
ne yapalım bakkaldan alalım mı falan derken dışarı çıkmaya üşendik, pek kullanılmayan odadaki ampülü söküp patlayanın yerine takacaz neyse bi arkadaş el fenerini tutuyo ben sandalyeye çıktım değiştirdim sohbete devam ettik..
5 dakika geçmeden kapının önünde polis aracının tepe lambaları belirdi tam evin önünde bekliyo biz tam ne oluyo acaba diye pencereden bakacakken zil çaldı kapıyı açtık 2 tane memur arkadaş biz dördümüz kapının eşiğindeyiz buyurun dedik, hırsızlık ihbarı var dediler..
biz dördümüz birbirimize baktık sonra polislere baktık ev sahibi olan arkadaş içeri buyurun dedi neyse girdiler göz ucuyla eve baktılar siz ne iş yapıyosunuz dediler aynı kamu kurumunda güvenlik görevlisiyiz dedik kartlarımızı gösterdik onlar da şaşkın biz de şaşkın..
ben sordum hayırdır ne ihbarı ne hırsızlığı dedim.. meğerse vardiyalı çalıştığımız için arkadaşın evinin karşısındaki yaşlı bi teyze arkadaşı nöbette sanmış ve evin içinde el fenerinin ışığını görünce eve hırsız girdi sanıp 155 i aramış, teyzenin duyarlılığına mı şaşıralım, polisin 10 dakikada gelmesine mi anlamadık..
emayes emayes
sünnet merasimimden bahsetmek istiyorum sizlere. bundan yıllar yıllar önce kardeşimin yaşını beklemem sebebi ile sünnet olayını biraz erteler aile eşrafı , 10 yaşıma gelmiş bulunuyordum zaman aleyhimde işliyor vücudumu yeni yeni keşfediyor bir şeylerin farkına varmaya başlıyordum. gel zaman git zaman o gün gelmiş çatmıştı salonun ortasına masa kurulur meraklı akraba sürüsü salona doluşur ve işlem için ben masaya yatırılırım.
gariban sünnetçi uyuşturma işlemini gerçekleştirmek maksadıyla malzemeyi ele alır ama kariyerinin ne denli etkileneceğinden habersizdir. o an benimde anlam veremediğim şekilde cihaza enerji gelir ve şahlanır ben ayrı dumur , sünnetçi ayrı dumur, eş dost akraba apayrı dumur...salonda önce bir sessizlik oluşur pek sürmez o sessizlik kahkahalarla inler ortalık ve operasyon sekteye uğrar ben ağlarken nereden bulurdu insanlar gülünecek şeyleri bir süre beklenir ve olay normal haline dönünce uyuşturulmasıyla büyük tehlike atlatılır.

yıllar sonra aldığım duyumlara göre benimle alakası var mıdır bilinmez lakin
sünnetçimin psikolojisinin bozulduğunu haber aldım vicdan azabı bir yandan hala düğünde dernekte olaya şahit olan akrabaların goygoyuna maruz kalırım
bocasarıos bocasarıos
başka şehirde yaşayan bir arkadaşım ankara'ya geliyor, buluşuyoruz. bir emanet bırakmak üzere yanımıza onun da tanımadığı,arkadaşının arkadaşı geliyor. konuşurken nerede oturuyorsun muhabbeti geçiyor. eski oturduğum semt çıkıyor. tam neresi diyorum, eski mahallem çıkıyor, hangi apartman diyorum, eski apartmanımız çıkıyor. oha! hangi daire diyorum eski oturduğumuz daire çıkıyor.
memleket de aynıdır şimdi diyorum, aynı çıkıyor. o şok, ben şok.
ubuntu ubuntu
yaklaşık birkaç ay önce kadıköy/bostancı dolmuşunda başımdan geçen olayı -herhangi bir ekleme yapmadan- aktarıyorum. olayı yaşadıktan sonra başka bir mecrada sıcağı sıcağına yazmıştım, şimdi tekrar hatırlayınca sizinle de paylaşayım dedim.

dolmuşta en öne oturdum şoförün yanına, sakin sakin gidiyoruz. tam arkamızda oturan orta yaşlarda iki adam aralarında konuşuyorlar. sohbetin devamında içlerinden biri aynen şöyle dedi:

- bana kalırsa dolmuş şoförleri de kravat takmalı, hatta üniversite mezunu olmayanı şoför bile yapmayacaksın.

tabii bunu duyan şoför döndü arkaya, şiveli bir şekilde:

- neden abi? herkes üniversite okumak zorunda mı?
- hizmet sektöründeysen evet, belli bir donanım gerekiyor.
- tamam o zaman, bana descartes, platon ya da socrates'in fikirleri hakkında bir şeyler söyleyebilir misin? ya da einstein'in görelelik kuramı hakkında?

arkadaki adamlar dumur oldu, dondu kaldı, tabii ben de. şoför abi konuşmaya devam etti:

- ben mezopotamya'dan geldim. üniversite okumadım ama okudum, kendimi geliştirdim. zaten her üniversite okuyan da donanımlı olmuyor abi. bence buna kafa yoracağına ülkendeki eğitim sistemindeki bozukluklara kafa yor, o daha önemli.

adamlardan tek ses çıkmadı. açıkçası şu soruları bana sorsa o an ben de afallardım. ama olay zaten onların soruya cevap verip verememesi değil, bilemeyebilirler, gayet normal; sorun bakış açıları, kalıp yargıları. ne yalan söyleyeyim, o an içimin yağları eridi. eminim çok iyi bir ders olmuştur onlara. insanları görünüşlerine, giydiklerine ya da icra ettikleri mesleğe göre değerlendirmemeleri gerektiğini gayet iyi anlamışlardır.

kıssadan hisse; siz siz olun, başka insanları değerlendirirken önce bi' kendinize de bakın ve sizi değerlendiren insanların da kendilerine baktıklarından emin olun.
mgun mgun
elinde poşetlerle evine dönmekte olan bir beyamcanın maskeyi çenesine indirip sigara tüttürmesi... senin takacağın maskenin lastiğini çekiştireyim ben e mi! izmariti kafasından aşşaa sallayacaktım az daha!

p.s. ben 5. kattayım, bu sayılmaz!

götler!
polia polia
az önce, beş dakika önce sözlükte yaşadığımdır.
hoşlanılan kızın mersburgluyu anlaması başlığını okurken mersburglu'nun girisini de okudum. üç yorum vardı. neymiş dedim yorumlar meraklı melahat olarak okumasam olmazdı zira.
bir bastım ki giri uçmuş. hayır dedim iki dakikada eksiden yok olamaz. sözlüğe daldım yine yok. back yapıyorum giriyi görüyorum. mesburglu'nun profiline basıyorum nickaltı geliyor. bir baktım ki uçmuş caaanım yazarımız tam o anda. allah rahmet eylesin uçuşunu an be an yaşadım böylece. bu da sözlük hayatımda başıma gelen en dumur olaydır. olağan üstü dicektim de o kadar da değil.

ne diyim instela airlines iyi uçuşlar diler.

güle güle uç güle güle dön güzel insan. seni hemen özlemeye başladım bile.
2
gayfe gayfe
benim istanbul aydınlı da pavyon a düşmüşlüğüm var. çok uzun hikaye, ama garsonun gelip gelip sen nasıl düştün buraya demesine hala gülüyorum. üstümde gömlek var, boğazına kadar kapalı düğmesi, bildiğin kafasında kurdeleli öğrenciyim. elimde kitaplar falan var okuldan çıkmışım, pavyona uğruyorum. adam dedi nasıl düştün, ben diyorum meraktan abi. karşılıklı puhahah diye gülüyoruz. gelip gidip bana bulaşıyor nasıl beğendin mi falan diye soruyor, maskarası olduk adamın da. al ya bir bira korkma dedi. abi diyorum alcam da ben pavyon hesabı diye bir şey duydum ondan korkuyorum, menu bir şey yok mu diyorum gevşek gevşek. dokuz liraymış bira 3 sene öncesi, geldi onume açık 25 cc kadehte. içtim 10 cc su amkum. konslar var bildiğin pavyon. bekledim olay çıksın masanın altına saklanalım, sandalyeler kırılsın olmadı. en son garson pampama ben sıkıldım abi dedim çıktım, diğer kızlar kaldı. 11.30 da çıktım aydınlı tarafları yarısı gecekondu yarısı inşaat, evi nasıl buldum bilmiyorum aydınlıda.düşme hikayem zaten roman olur. merak edilen soruları sorabilirsiniz, konslar günlük ne kadar alır, görevleri, pavyon adabı, hepsi bende.
812 superfast 812 superfast
okul yaz tatiline girince kutsal topraklar olan musallaya geliyordum öğrenciyken. yine bir gün salıncakta sallanırken sevdiğim bir eski arkadaşım aradı ve akşam gel takılırız özledim dedi.

akşam oldu bu tırrek aradı beni. "sen yola çık ben dışardayım, gelecem" dedi. ben mersine varmak üzereyken yine aradı beni bu "patron evde 2 tane ev arkadaşım var, onlara söyledim seni karşılayacaklar ben biraz gecikecem" dedi. eyv dedim giderken boş gitmemek için vodka ve şu an hatırlamadığım içecekler aldım, gittim.

apartmana girdim çaldım zili. bir tane atletli bir tip elinde kağıtlarla karşıladı beni. merhaba ben 812 xin arkadaşıyım, votka getirdim diyip daldım içeri. çocuklar arkadaşları ile kağıt oynuyor. lan amk bakıyorum eve, xin hali vakti yerindedi, iyi bir arabası falan da var ama ev öğrenci evi amk. neyse belki başka bişeler vardır diye kurcalamadım.

uzadı, çocuklar votkaları koydu bir king çevirdik, bir daha derken artık kanka olmuştuk. arada x götü nerde lan diyip gülüyorduk. x aradı "olm gelemeyecem limanda sıkıntı çıktı, sen yat sabah marianada buluşalım" dedi. içime sinmedi ama çocuklar da bırakmadı.

yattık uyuduk, sabah oldu çocuklar menemen yapmış tam oturacam x aradı gelsene lan marinaya diye, çocuklara teşekkür ettim akşam görüşürüz x ile gelirim dedim.

bana boş boş bakıp, "ya abi biz seni çok sevdik eyv, votka falan da süper sen hep gel ama x kim akşamdan beri x x x diyip duruyorsun?!?" dediler. lan ne oluyor amk derken anladım ki kel alaka bir evde tanımadıgım adamlarla geçirmişim geceyi.

sağlam çocuklardı ama. muhabbet de iyiydi. xin de amk. hala anlatır güleriz.
iche iche oldu nietzsche iche iche oldu nietzsche
karısına büyü yapılıp, cin musallat edilmiş bir müşterim benden yardım istedi. yardım isterken de kafadan - sen bu işlerden anlarsın ? diye lafa girildi. ulan ben ne anlarım, yakışıyor diye sakal bırakıp cumalara giden adamım sadece. her sakallı hoca.

anlamam demedim ama, çünkü acayip merak ettim ne oluyor nasıl oluyor diye. hallederiz abi dedim merak etme. gittim yanına hemen nedir durum anlattı, memlekette anası için bir hocaya gitmişler karısı orada bana da bakın hocam diye atlamış, hoca da çakal okumuş etmiş kızım sana büyü yapmışlar deyip bir muska yazmış 300 tl almış. kadın o gün bugündür acayip şeyler yaşıyormuş, ilişkiye girmek istediklerinde havalara kalkıyor, kendini kaybediyormuş. arada kriz falan geçiyormuş. hayatımız mahvoldu medet ya niçe dedi.

benim tanıdığım bir havascı var, küçük çaplı işler yapıyor, karı koca arası bulma, aşık etme, define yeri bulma falan oradan ekmek yiyor. hemen onu aradım yanında. kadının anasının adını, kızlık soyadını ve doğum tarihini istedi. ben sana dönücem dedi.

2 saat sonra falan beni geri aradı.

bunların köy dışında bir evleri var, şöyle şöyle bir mekanda, orada kadına musallat olmuşlar daha sonra x ilin x ilçesinde bir hocaya gitmişler. o hoca bir muska yazmış ama bir işe yaramaz, hatta hatalı onu imha etmeniz gerekiyor.

bana bunlar anlatılırken o ana kadar hiçbir şeyi ciddiye almadım. ama il doğru, hoca işi doğru gerisi doğru mu bilmiyorum. aradım hemen elemanı anlattım. ulan köyün dışındaki ev doğru, hocaya gittikleri ilçe de doğru. ben tırstım fena.

muska işine geldi olay. muskayı açıp sirkeli suda silinene kadar bekletmek gerekiyormuş. herif ben hayatta açamam muskayı sen aç diye tutturdu. iyi tamam madem bir işin içine girdik açayım dedim. ben açarken baya gerildi eleman, ben nedense çok rahatım, sanki 40 yıllık cinci hocayım, muskayı baya uğraşıp açtım.




az çok arapça okuyabilirim ama burada bana göre anlamlı bir şey yoktu. arapça bilen iki kişiye gönderdim birisi yazıyı birşeye benzetti diğeri arapça değil başka birşey dedi. bana göre de sallamış.

sonra bir takım ritüeller, dualar, yazılar, muskalar, tütsüler falan alemine girdik. hepsine aracılık ediyorum garip bir şekilde dabbe 8, musallat 4 ortamlarına girdim. evlerinin içinden dolabın arkasından değişik dualar yazılı parşömenler falan çıktı. tuhaf tuhaf işler.

kadın neticesinde iyileşti. nedenini nasılını anlamadım,ama yarı hoca sayılırım 150 liraya bakarım.
1
1 /