yazarların söylemek istedikleri

19 /
la bocca della verita la bocca della verita
şunu fark ettim : "garip bir insanım!"

ufakken ev boş olduğunda koltukların tepelerine çıkar orada otururdum. ( evet tepelerine!)

oturmakla ilgili maceram bununla da bitmiyor:
mesela çamaşır makinesinin üstüne bağdaş kurup oturmayı seviyorum. ( calismazken yani, çalışırken çok hoş olmuyor.)

mesela bu giriyi yazarken de mutfak penceresinin üzerinde oturuyorum! evet evet! yanlış okumadınız, bildiğiniz mutfak penceresi :))

geçen gün odamda rahat yatağımda uyumak varken, odamda bulunan 3 tane sandalyeyi birleştirip pikeyi de başımın altina yastık yapıp uyumuşum. döneyim derken kolumun üstüne yere yapisinca fark ettim.


dahası! dış kapıdan odamdaki yatağa doğru koşarken duvara öyle bir kafa attım ki gormeliydiniz! kulaklarım uğul uğul... 5 gün sersem sersem dolaştım ortalıklarda. kafamda armut gibi bir şişlik, buz torbası elimde, ne zaman ki bir gürültü olsa başım agriyarak.
hayır yani bir insan evin içinde niye koşar ki?! hangi akla hizmet yani ?

neyse, demem o ki, disardan bakan bir insana " la bocca böyle böyle bir insan" deseniz asla inanmazlar! dışarda güleç ama fena bı ciddiyim uleynn! :))

evin içindeki ve dışındaki halim nasıl bu kadar farklı oluyor ben de anlamlandiramiyorum.
saçlarınkadarbeyninolsakeşke saçlarınkadarbeyninolsakeşke
geçmişte ne yaşadığımızı boş ver, gelecekte yaşayabileceğimiz onlarca şeyi kaybettik. kişisel aptallıklarımızla mahvettiğimiz biz'i unutmak, yeni bir başlangıç yapmak adına şu "sil baştan" ezberine dalıp başkalarının ellerini tutacağız, sarılacağız, öpüşeceğiz, vodka içeceğiz, bu saçmalıklarla herkesi kandıracağız. kendimizi bile kandıracağız hatta, güçlü görünmek için yalanlar söyleyeceğiz. herkes inanacak, sen inanacaksın, ben inanacağım. yalnızca kalplerimizi kandıramayacağız, sen beni sevmeye devam edeceksin, ben seni.. ne senin kalbin beni affedecek, ne de benim ki seni..
simone cecile simone cecile
çok üzgünüm be sözlük.
bugün ; daha iki gün önce iki işe sarabi bitirip sabaha kadar erkeklere giydirdiğimiz, bir telefonla işi gücü bırakıp aylaklığın dibine vurduğumuz, en kötü gunlerimde bak düzelecek diye sırtımı sıvazlayan, daha iki hafta sonu evvel gittiğimiz sahilde eylül ayı için burda uzun kalalım dediğimiz, sırf moral olsun diye bakılan sacma salak fallarda birbirimize pempe tablolar çizdiğimiz canım arkadaşımın meme kanseri olduğu ögrendim.
son 5 saatim bombok. öyle bombok ki üstelik bu şok hali öyle tanıdık ki.
sen çok güçlüsün bu da geçecek diyebildim.
çok üzgünüm.
1
sessizsakinbiri sessizsakinbiri
onsuz daha bilmem kaçıncı günümü yaşayacağımı bilmiyorum sözlük. çok zormuş yalnız bir hayat ve onlarca ödeme. ah bir de onunla uyuyamamak. çekyat çok rahatsız anasını satim. koca evde ruhum sıkışıyor, anlatabildim mi..
thomas shelby thomas shelby
konuşurken ağzım yamuluyor. nasıl yapsam da düzeltsem bunu bilmiyorum. istemsiz oluyor. konuşurken çekilmiş bir videomu izlerken fark ettim. hay ağzım çeksin ya. bayağı yamuk ağızlıymışım ben. al işte bir estetik ameliyatı daha.
nyks nemesis nyks nemesis
karşıma çıkan bazı giriler ve yazarlar sayesinde artık cehalet kavramına farklı bir gözle bakıyorum. hakkında saatlerce araştırma yaptığım, hatta eğitimini aldığım konularda bile bazen fikir beyan etmekten kaçınıyorum. biliyorum ki bildiğim kadar daha bilmediğim çok şey var.

ama burada bazı yazılara denk geliyorum ki maşallah, deneyimlemedikleri durumları bilmedikleri konuları işin ehliymiş gibi yalan yanlış yorumluyorlar. her okuduğumda sövüp geçiyorum. bilmemek ayıp değil. insan her konuyu bilemez bu bir eksiklik de değil. aksine haddini bilmek güzel bir şey. çok laf üretmeniz, çok kitap sever falan da görünmeniz bir şey ifade etmiyor. hepsinin altı boş gören görüyor. güzel pazarlıyorsunuz kendinizi anlıyorum ama cahilsiniz amk.
garson parçası garson parçası
eğer hayır diyorsak bu hayır anlamına gelir. insanlar hayır kelimesinin manasını iyi anlamalı ve davranışlarını bu kelime etrafında şekillendirmelidir. ısrar edip boşu boşuna insanın üzerine manasız bir vicdan azabı yüklemek psikolojik şiddete girer.
garson parçası garson parçası
cafe ya da bar gibi yere gittiğimizde lütfen şunlara dikkat edelim;
1-kül tablasına şeker ya da sakız atmayalım. eğer çok mecbursak bir peçeteye sarıp atalım.
2- bizimle ilgilenen arkadaşa koçum, aslanım gibi kelimeler kullanmaktan kaçınalım ve kibar olmaya çalışalım.
3-çocuklarımıza iyi örnek olalım ve onların hizmet eden elemanlara kaba davranmalarına izin vermeyelim.
4-özelikle ayakta durulan ve dans edilen mekanlarda servant arabasının önünde ve servis elemanlarının geçiş alanında durmamaya özen gösterelim.
garson parçası garson parçası
dün yazarları mutlu eden şeyler başlığı altında votka-enerji yazdım. bir kişi eksi vermiş. neden eksi verdiğini merak ettim aslında.
kötü bir gün geçirmiştim. öyle ki kafam biraz rahatlasın diye içtim. öyle ki tek iyi şey oydu gün içinde. eksi veren arkadaş benim yaşadığım olumsuz olayları mı sevmemiş yoksa sadece votka enerji mi sevmiyor?
seri artı almak gibi bir dileğim yok kafama eseni yazıyorum ama eksi aldığımda merak ediyorum nedenini. artı alıyorsan fikrin onaylanıyordur. ekside ise durum farklı, fikrine karşı çıkan bir düşünce var karşında lakin nasıl bir düşünce olduğunu bilmiyorsun. muğlak bir şey.
2
wendera wendera
güne en sevdiğim kahvaltı ile başladım. uzun süredir göğsümde oturan ağırlık gitmeye başlamış hafiften. kafam güzel, hayat güzel, ben güzelim falan filan. kimseye bir borcum yok kendi ayaklarımın üstünde duruyorum acayip kendimle mutlu ve huzurluyum nefes alıyorum yeniden. hobilerime zaman ayırıyorum ve hayat buymuş diyorum.
19 /