yazmak

1 /
zeus zeus
yazı ile anlatmak, yazıya dökmek; sözü, düşünceyi özel işaret veya harflerle anlatmak anlamlarına gelmekle beraber argoda bir insana asılmak, yalan söylemek anlamlarına da gelir..*
gülümsün gülümsün
yazmak iç dünyanı diğerlerine açmaktır.

yazmak açılan iç dünyana diğerlerinin girmesidir.

yazmak izin vermektir; gelene kim olduğunu sormadan kapıyı yavaşça aralamaktır.

yazmak belki de paylaşmaktır, iç dökmektir.
arai arai
yazmak kendi iç dünyanı kendinle paylaşmandır. insanlara açılamadığında kendini ifade edebilmenin yegane yoludur.
arai arai
kendi kendinize konuşmaya başladığınızı farkettiğinizde ya da salak saçma düşüncelere daldığınızda durmayın; yazmaya koyulun. daha sonra okuduğunuzda çok eğleneceksiniz.
arai arai
yanınızda mutlaka kağıt kalemle gezin. bir gün dışarıda kalıp, uyuyarak donmamak için uğraş aradığınızda imdadınıza koşacaklardır.
abbas yolcumu abbas yolcumu
yazmaya niyetlenmek, bir nevi aldatmaya kalkışmaktır. yazarken gerçeklik bir kez daha kurgulanır. tıpkı gördüğümüz rüyayı anlatmaya başladığımızda olanlar gibi. ne yazanlar, ne okuyanlar, hatta yazmayanlar, bir çocuğun ifadesindeki masumiyetten uzaktır artık.
iki blok otede iki blok otede
en etkili "ağrı kesici"lerden biridir, birincisidir hatta.

yaşına uygun oyuncaklar bulursun, üç gün sürer heyecanı, zarar yok dersin, yerine yenisini koyarsın. doğanın genlerine kodladığı hoyrat şımarıklık başka insanları oyuncak yapmaya zorlar seni, ya da başkalarının oyuncağı olursun. ararsın durmadan; susuzluğunu tuzlu deniz suyuyla gidermeye çalışmak gibidir aramak, içtiğin her yudumda iki kat artar susuzluğun. günden güne kalbindeki deliğin biraz daha büyüdüğünü, kendi adını koyamadıkça adını koyamadığın acının da dayanılmaz hale geldiğini büyük bir düş kırıklığıyla fark edersin. kurtarıcı gibi sarıldığın insanların; kapıyı çekip çıkarken ceplerine, çantalarına, ruhundan kopardıkları kocaman bir parçayı da koyup götürdüklerini fark edersin.

acıyı tanımlamaktır yazmak, ağrı kesicidir. yazdığın her yazıyla yeni bir uçuruma yuvarlanırsın ama yuvarlandığın cehennemleri sahte cennetlerden daha çok seversin.
cherryblossomgirl cherryblossomgirl
sait faik yazmasam çıldıracaktım demiştir. yazmak çıldırmamanın bir yoludur gerçekten de sanırım. zaman silse de yaşananları bir zaman sonra, gene de bellek diye birşey vardır, bilinçaltı diye birşey vardır ve yaşadıklarımız, bu hayata bakışımız, içimizde yüzen kelimeler haline gelir. bu kelimeler birleşerek cümle olur, yazı olur, mektup olur, mesaj olur, öykü olur, roman olur da insan yaşadıklarından birşey anlar. yoksa niyedir bunca hikaye, bunca anı, bunca düşünce allahaşkına, yazmasaydı bunca insan? bir de tabii şu var: söz uçar yazı kalır.
tribal tribal
heralde yalnızlığımı en iyi paylaşan şey. o kadar ki, yalnızlığında sadece senin istediklerini şekillere o döküyor ve bakıyorsun ki o aslında senin taa içiden geliyor. hiç seni sıkmıyor veya seninle çelişmiyor. bazen güldürüyor bazen hüzünlendiriyor ama en çok ta seni şaşırtıyor. düşünsene bu kadar şeyi sadece 29 karakterle yapıyor. senin söyleyemediklerini herkese gösteriyor. hareket etmesine veya özel bişeyler yapmasına da gerek yok. ona bakan sadece bir tek göz bile yeterli. anlamak isteyen gözlere o ulaşıyor ve zihninin taa derinliklerine işliyor bütün anlamını. nasılda ağlatıyor o gözleri veya titretiyor bütün vücudunu. diken diken oldu tüylerim gene. klavyedeki halleri yetti bu sefer beni ürpertmeye çünkü onlara bakınca aklımda canlanıyo bende yarattığı duygular. parmakların hafifçe dokununca beliriyor gözümün önünde aklımdakiler. bu seferlik buraya dökülmediler ama daha önce çok döküldüler ve sonra gene dökülecekler. aslında bak gene dökmüşüm epeyi bişeyler. dalmışım gene belli belirsis loş ışıkta harflerin içinde . bitirmeye elim varmıyor derken bitti gene.
1 /