yemekteyiz

8 /
bulanti bulanti
gereksiz televizyon kanallarının gereksiz programlarından biridir. hayır, bana ne adamın kurduğu sofra güzelse... amacınız nedir bir türlü anlayamadım ki be kardeşim.

geçenlerde yabancı gelin isimli bir programın reklamını gördüm de artık iyice korkmaya başladım... dünyanın en saykodelik ülkesinde yaşadığımız yetmezmiş gibi bir de bu saçmalıklara şahit olmak işin vahametini bir kat daha artırıyor.
van den budenmayer van den budenmayer
son 2 haftadır (7. ve 8. haftalar) nedendir bilinmez izlemeye koyulduğum yarışmamsı... 2 hafta içinde 7. haftanın yarışmacısı ahmet kurçeren ve 8. haftanın son yarışmacısı sibel eriş dışında efendilikle yemek yapan, yemek yaparken ne yaptığını bilen başka bir yarışmacı görmedim...

dikkatimi çeken bir başka şeyde bu yarışmaya neden katıldığını anlamadığım yarışmacılar... misal; 8. haftanın yarışmacılarından ekin kalaç yemek yapmayı bilmese bile meşhur olmak için oraya çıkmıştı fakat hemen hemen hiçbir şeyden de gereksiz yere "onu yemem, bunu yemem" diyerek şikayet etmedi... ancak aynı haftanın diğer yarışmacısı sibel şimşek bana resmen sinir krizleri geçirtti...kendi günü dışından hemen her gün sevmediği şeyleri söyleyip durdu; süt ve süt ürünleri, kereviz, dövülmüş antep fıstığı (tanesini yiyor ama dövülmüşünü yemiyormuş), çerkez tavuğu vs. saydı durdu... böyle yarışmacıların sol kulakları "zıkkı... ee şey ne yiyorsun sen o zaman?" diyerek bol bol çınlatılıyor... hayır bir de evliymiş... benim için böyle "yeme-içme tafraları" boşanma sebebi yahu... sevmediğin şeyler türk damak tadının neredeyse olmazsa olmazları... katılma o zaman bu yarışmaya...

bir de tuzsuz yemeğe takma olayı var... arkadaşım tuzsuz olan pilavsa, makarnaysa eyvallah; onlara tuz pişirilirken katılır sonradan katmak mümkün değildir... fakat tuzsuz olan çorbaysa, sulu yemekse tuzluk masanın üzerinde; kaldır kolunu al bir zahmet... insanları neden geriyorsun... ulen sanki işin ucunda 250 milyar, 500 milyar var da bu kadar tepiniyorsunuz... altı üstü-10 bin ytl lan... değer mi bu kadar sürünmeye?...
yaratıcı nick bulamadım yaratıcı nick bulamadım
gerçekten komik yarışma. hatta klişe mi dedi biri. şakaysa komik ciddiyse trajikomik

şöyle bir diyaloğa şahit oldum. vişneli turta yapan teyzemiz için, alımlı güzel genç bağyan yarışmacı dudağını bükerek 'mmm ya sanırsam vişneleri hazır almış' dedi. lan deli, 1 günde vişne ağacı dikip meyve mi alsın kadın. hazır mı aldınız diyor ya. teallam.
critical critical
ilk kez izleme gafletinde bulunduğum, yemek kültürü, sofra görgüsü ve mutfak anlayışından yoksun yarışmacılardan oluşan yarışmamsı şey.
itülmüş itülmüş
dün, son zamanların en çok merak edilen haftasına başlayan yarışma programı.

hazır ikinci bölüme 3-4 saat kalmışken, ilk günün analizini yapalım.

nil hanım nil hanım... ah ah nil hanım... etrafınızdaki herkesi küçük görürken ve onlarla "eğlencenizi bulduğunuzu" ima ederken, bilmiyorsunuz ki biz de sizinle eğlencemizi buluyoruz...

şeyda hanım ısınamıyorum kendisine bir türlü. evli ve çocuklu olmasına rağmen, 20'lerinin baharındaymış gibi tavırlarını garip buluyorum. yapmacık gülümsemesi, tanımadığı insanlarla konuşma tarzı ve emr-i vakileri beni cidden, oturduğum yerde rahatsız ediyor. onun yerine ben utanıyorum.

şeyda hanım marketten alışverişini yapıyor. kasaya geliyor. "benim acelem var, önce bana bakacaksınız" deyip sıranın en önüne geçiveriyor.

şimdi şeyda hanım, sizin oğlunuz yaşındayım; o yüzden saygıda kusur etmek istemem. ama nedir bu ukalalığınız? ayıp değil mi böyle hareketler? sofradaki insanların yüzlerine gülüp tek tek "beğendiniz mi şenginarımı, siz ne düşünüyorsunuz?" dedikten sonra mutfakta yüzünüzü ekşiterek "umurumda değil biliyosunuz beni, herkes biliyo" gibi garip garip konuşmalar yapmak ayıp değil mi? ne istiyorsunuz bizden şeyda hanım?

ama helal olsun kendisine, eli o kadar hızlı ki; ortalama mutfak hakimiyetine sahip en az iki kişinin yarım günde yapabileceği yemekleri kendi başına hızlıca ve birkaç saatte hazırlayıverdi.

sahra hanım sahra teyzecim, yaşınıza hürmeten siz hakkınızda pek bir yorum yapamayacağım. bunda siz konuşurken lafınıza dünyanın oluşma süreciyle başlamanızın da katkısı var. ricam şudur ki, lütfen bir yorum yaparken direkt yapın. 30 dakika sonra yorum yapacağınız olayın heyecanı geçmiş oluyor, etkileyiciliğinizi yitiriyorsunuz.

ümit bey sofrada en sessiz sakin duran adam. tam çözemedim kendisini...

naim adlı yarışmacı önce saçlar hafif kestirilmiş ve renkleri güzelce açılmış. sıhatlar olsun diyoruz ve kızıl rengin gözlerine ne kadar yaskdlaşngaşldfafm.... kaşlarını da alıvermişsin be abi... ne diyeyim ki...

hayır, bir de şu var: sofradayken ağzını bıçak açmıyor naim'in, ama etrafta seyda hanıma lafını yetiştirebilecek insanlar olmadığı zaman o an ne konuşuluyorsa birden o konuyu kapatıp dedikodu yapmaya başlıyor. hani televizyonda izleyenler ne düşünür, bu hipokratlığını nasıl yorumlar; hiç umurunda değil galiba...

ama şeyda hanım tabağını kaldırmaya çalışırken, naim'in "yardım edeyim mi efendim?" demesi, ondan beklemeyeceğim kadar büyük bir kibarlıktı. ah bir de kırıtmasa, ah bir de saçlarının tüm telleri aynı renk, kaşları biraz sonra victoria secret defilesinde sahneye çıkacakmış gibi görünmese, ah bir de dedikodu yapmasa... off...

ve tabii ki, naim'in bir yemeği tadarkenki mimikleri, kaş göz hareketleri, burnunu oynatması... anlatılmaz izlenir...

izlemeyi bırakmayı düşünüyorum programı. her hafta, her gün ve her saat irademi göstermeye çalışıyorum. ama televizyonda jinngle'ını duyduğum an her işimi bırakıp oturuyorum karşısına. hayır, tansiyonum çıkmaya başlıyor programı izlerken...

ve bu şaka değildi. ciddi şekilde kalp atışımı gözümde hissedebiliyorum...
emo the unlucky polar bear emo the unlucky polar bear
birbirinden güzel yemekleri gözleri döne döne yiyen, hal ve tavırlarından beğendiği belli olan ama olay konuşmaya gelince orgazm olmuş bir bakış atıp "aman allahım bu yemek beni tarifi imkansız bir zevk şelalesine soktu" demesi gerekirken "mmmm, rezalet iğrenç olmuş tüü rezil bir yemek bu" diyebilecek kadar karaktersizlerin yarıştığı garip program.
setheleh setheleh
"yemekteyiz naim" gibi olmayı istedim bugün izlerken . evet, biliyorum şu an çoğunuz beni kınıyorsunuz. hatta aklımı kaçırmış olduğumu düşünüyorsunuz. bilmiyorum belki el işaretleri ve imalar...olsun , hiçbir şey umrunda değil. adamın gözünde gördüm lan o mutluluğu ben. en son ne zaman o kadar neşeli olduğumu hatırlamıyorum... ne bileyim, böyle her şeyden bir eğlence çıkarmalar, hayattan memnun kendinden memnun, bir şey yaparken sanki dünyanın en önemli işini yapıyor olmak... olm ben dedikodudan , saçma sapan konuşmaktan bile zevk almak istiyorum , anlayın lütfen beni.

yav düşünsenize adam süper yemek yapıyor , aynı anda acayip de eğleniyor . ben hazır çorbanın yanına salata yaparken bildiğim bütün sistemlere küfrediyorum. bir memnuniyetsizlik, bir sinir, bir tatminsizlik...ben de bu adam gibi olmak istiyorum dediğimde ne diye hor görürsünüz ki beni!?!?
odium generis humani odium generis humani
riyakarlığın kelime anlamı. ama itiraf etmek istiyorum çok eğleniyorum izlerken.3 saat boyunca kıçından ter aka aka bi ton yemek yapıyolar, aha diyosun işte bu sefer oldu heralde kimse takıcak bişe bulamaz.fakat benim aklımın ucundan geçmeyen şeyleri bulup adamın önüne atıyolar.
bu gece naim deli gibi yemek yaptı masasını hazırladı millet geldi yedi içti o kadar emeğin ağzına sıçtı ve gitti.olan yumuşak naim'e oldu.canım sen evinde oturup kendi kendine yapıp yesene bu yemeklerini.bunlara yaranılmaz ki.geçen sefer 1.oldu diye adama puan vermediler ya.benim önüme biri öyle sofra kuracak çıkarken evini temizler, ayaklarını yıkar, üstüne de sigara yakarım bi tane.al derim helal olsun hepsini hakettin. bu insanlara yaranılmaz, fazla bulaşmamak lazım lakin.. ah gözünü sevdiğim aziz nesin....(türk milletinin %60 ı aptaldır.)
itülmüş itülmüş
ya lütfen, çok ayıp biliyorum ama; bana naim'in yemek yaparkenki hal ve tavırlarını, zıplaya zıplaya sevgi kelebeği şeklinde sofrayı hazırlamaları, "tanrııııım gümüşlerimi çıkartayım" demelerini, bir yandan içinde aşk meşk ve aldatma geçen şarkıları söylemesini izledikten sonra gülmediğinizi söylemeyin... çünkü hani nasıl desem... hah, kısa bir bakınızla özetleyeyim:

(bkz:mersi diyen erkekte gizli eşcinsellik vardır)
grace slick grace slick
etilerde şarkıcı olup da gümüş çatal bıçak,tabak altlığına sahip naim diye bir ceylanı barındıran yarışma.[yemeklerini sekerek hazırlamasına rağmen karnıyarık,kadınbudu,tiramisu falan yaptı ama helal olsun].o üzüm var ümit yerine hasan bey olucaktı ki o zaman yarışma neymiş görülücekti.
theraflu theraflu
oraya katılan yarışmacıların gerzekliklerine bir mana veremediğim enteresan yarışma programı.
ulen ne güzel haftanın 5 günü özene bezene hazırlanmış sofralarda yemek yeme şansını elde etmişsiniz ne diye mırın kırın ediyorsunuz. yok tuzu az, yok yağı fazla, yok bu salatanın usulü bu değil domatesi fazla olcaktı, yok bu yemeğin üstüne sütlü tatlı yakışmazdı...anaaam...hepsi salak bunların. vallahi yalan atıyorlar haa. herkes elinden gelenin en iyisini yapmak için kasıyo kendini, ben o yemeklerin gerçekten lezzetsiz olduğuna inanmıyorum.
hepsi yarısından fazlasını tabağında bırakıyor. ondan sonra :
''bu gece de masadan aç kalktım''
''bu gece damak tadıma hitap eden tek şey tatlıydı diyebilirim, yani yine tatlıyla doyduk'' gibi artık kalıp haline gelmiş cümleler kuruyorlar. hatta bazıları çekim ekibinin dışardan söylediği köfteye,dürüme saldırıyor. hele öğrenci olan, bekar olan yarışmacıları hiç anlamıyorum. zaten bütün gün köfte yemekten için kurumadı mı be kardeşim masada ne güzel çerkez tavuğu var, karnıyarık var gömülsene işte.
always alone always alone
bayram tatilinde annem tarafından damarlarıma aşılanan program. keşke hiç başlamasaydım dedirtmiştir çünkü ne kadar saçma olduğunu bilsem de annem izlerken kitaptan kafamı kaldırıp 15 dakika boyunca televizyona bakakaldığımı fark ettim. bunu nasıl başarıyorlar hakikaten anlaması güç.
ancak belirtmem gereken bir şey var ki; naim harbi değme ev hanımlarına taş çıkartıyor. o nasıl bir hızdır ki bu adam 3 saatte karnıyarık,pilav,tiramisu,domates çorbası,akdeniz salatası,kadınbudu köfte ve zeytinyağlı kerevizden oluşan menüyü eksiksiz tamamlamıştır?!? gerçekten şaşırdım.
8 /