yeni başlayanlar için iş hayatı

1 /
şizofren ev kedisi şizofren ev kedisi
öğrencilik hayatı bitip de bir iş bulup çalışmaya başlamak; “yeni bir hayatın kapılarını aralamak” gibi gerzek bir deyim ile tarif edilir nedense. eğer kişi (yaz tatillerinde amcasının yanında çalışmak sayılmazsa) ilk defa çalışma ortamına girdiyse, öğreneceği çok şey var demektir.

kişi henüz tüm çalışma arkadaşlarının, bir belediye işçisine oranla çok daha başarılı bir şekilde kuyu kazabildiği gerçeğinin farkında değildir. yeni doğmuş bir ceylanın arkadaş olarak bir aslan yavrusu seçmesi gibi bir şeydir bu ilk iş deneyimi. sinir krizi geçirmeden sona erecek her gün; gün gelecek patronun bir akşam önceki yatak performansıyla doğru orantılı olacaktır. zira hangi sahada olursa olsun patron denen tarif edilemez canlı, kendi başarısızlığının suçunu çalışanına yüklemede 10 yaşındaki bir veledin bilgisayara oyunu bir bilgisayar mühendisi edasıyla yüklemesi kadar başarılı olacaktır.

klişe cümledir “yarın gel başla” cümlesi. daha orijinal bir cümleyi üretmekten acizdir patron kısmı. zira daha orijinal bir cümle üretebilme yeteneği olsaydı boş vakitlerini televizyon seyrederek değil sözlüğe yazarak geçirirdi.

gelelim işteki ilk güne. her ilkin önemli olduğu gibi bu ilk de önemlidir. işin ilk günlerinde insanlar tanınır. insan beyninde ilk görüşteki tanıma özellikleri; cinsiyet - yaş - samimiyet şeklinde sıralanabilir. daha sonraları çalışanlar arası samimiyet ilerledikçe kimin ne mal olduğu hakkında basit bir yargıya varılır. ardından derin taramaya geçilir. bu safhada kimin çakal olduğu ile kimin saf olduğu, kimin psikolojik tedavi gördüğü, kimin dedikoducu, kimin yalancı kimin içten pazarlıkçı, kimin sinsi, kimin hafifmeşrep, kimin eğilimli, kimin, kimin, kimin, böyle gider bu.

ilk zamanlar her daim zor olacaktır. misal işyeri uzaksa ve bir gün herhangi bir nedenden dolayı geç kalındıysa yapılacak en kötü şeylerden biri suçu trafiğe atmaktır. manyak bir patron her çalışanının nerede olduğunu ve işe geliş süresinin ne kadar sürdüğünü mutlaka bilir. yalan söylemek kesin bir sonuç vermediği gibi patronun günlük hedefi olmanızı sağlayabilir. misal geç kalınan gün kapıda bekleyen patronunuzdan “oooo hödö bey uyanabildik demek” şeklinde bir uyarı duymak sinir katsayınızda kayda değer bir oynama yapsa bile profesyonel olmak için her daim topu göğüsünüzde yumuşatıp kontrol altına almanız gerekmektedir. eğer “ben gelemem böyle laflara. bi david beckham havası var bende. böyle saçma şeylerle siz insan ırkına kendimi teslim edemem.” diyorsanız ya babanızın işinde çalışacak ya da merter’den bir kaç parça giyim eşyası satın alıp eminönü’nde “geeaall geeaall 3 parça 10 millyoonn geeeaall” şeklinde bir motto edinmeyi yedireceksiniz kendinize. eğer ben yapabilirim inancını yerleştirirseniz yüreğinize o an büyük bir adım atmış olursunuz ama farkında olmazsınız.

ilk gün iş arkadaşlarınız ile tanışırsınız ki mutlaka kendini sizin kankanız yapmaya hevesli biri çıkıp sizi bütün mesai arkadaşlarınızla tanıştırmaya gönüllü olur. büyük bir ihtimalle bu kişi ilerde size karşı kurulacak olan “kanka lan bi 50 lira borç versene aybaşında öderim lan”, “moruk bu akşam içelim mi bi yerlerde” “baboli kızlara takılalım laan bu akşam bak kemal’ler 3 kızla geliceklermiş” şeklindeki cümlelerin sahibi ve yılmaz bekçisi olacaktır. iş arkadaşlarınızla tanışırken erkeklik hormonlarınız en iyi vücutlu hatunu belirlemede gözlerinizin önüne geçip bir jennifer lopez arayacaktır ki bunun için hiç panik yapmayınız. doğaldır çünkü. ilk gün basit işler yaparsınız. ne - nerde öğrenirsiniz. ileride nasıl olsa dedikoducu iş arkadaşlarınızdan 5n1k öğreneceksinizdir.

yaşam akıp gidecek ve hafta içi en büyük atraksiyon olayınız fazla mesai olarak etkinlik hanenize yazılacaktır. alacağınız maaş kredi kartı ile bütünleşip, tarihin en büyük sevgilileri arasına girecektir.
emrahman emrahman
bir anda asosyal bir hal alacağınız günlerin başlangıcıdır. ilk başta "haftasonları gezerim, tozarm" diye düşünürken daha sonraları "zaten bütün hafta ebemiz zkiliyor, bari pazar günü yatalım" şeklinde fikriniz değişir. iş-ev arasında yıllarca mekik dokumaya başlarsınız. sabah işe geç gelseniz stres olur, sorun olur, belki patron kızar. ama akşamları fazla mesaiye kaldığınızda her şey normalmiş gibi davranılır.

bir işe yeni başladıysanız işe vaktinde gelmeye özen göstermelisiniz. verilen işleri yapmaya çalışmalı ve başarmalısınız. "nasıl başlarsa öyle gider" diye bir laf vardır. çalıştığınız yerde nasıl biri olarak görülmek istiyorsanız öyle davranmalısınız, taviz vermemelisiniz. kendinizden emin olmalısınız.

yetenkli biriyseniz kendinize güveniniz tam olmalı. yeteneklerinizden faydalanın. yaptığınız işte kendinizi gösterirseniz önünüze bir çok kapı açılacaktır. yaptığınız işte yükselmek istiyorsanız kendinizi her zaman yenilemeli ve geliştirmelisiniz. iş hayatı bunu gerektirir.

yaptığınız işe o kadar ihtiyacınız yoksa ve patronunuzun sizi ezmeye çalıştığını hissediyorsanız lafınızı esirgemeyin. iş hayatında sizden daha önemlisi yoktur, olmamalıdır. daha gençsiniz ve önünüzde bir çok yol var. tabi en iyisi kendi işinizin sahibi olun, kendinizin patronu olun. asıl hedefiniz bu olmalı.
bugi bugi
yeni başlayanlar için iş hayatına dair altın nağmeler...

“iş görüşmesinde yahut iş ortamında kimseye yalan söylemeyin. yalan güçlüye söylenir.. kimseyi kendinizden güçlü hissetmeyin. dürüst olun.”

“siz kendinize inanın ve güvenin, başkalarıda size güvenecek, inanacaktır.” (aha buraya yazıyorum)

“eğer bilişim teknolojileri üzerine kariyer yapmayı plânlıyorsanız (benim gibi) mesleğinizin ve mesleğinize yakın olan uygulamaların tamamen uzmanı olmadan özel hayatınızı unutun. çünkü bt hata affetmez.”

“yine kendimden bir tavsiye.. kabiliyet, yetenek sizi bir yerlere getirir ancak o yerde o mevkide durmak, ilerlemek vede düşmemek sizin karakterinizle ilgilidir. herkese anlayışlı ve tutarlı davranın.”

"görüşmede ki kişi firmayı size en az 45 dk övüyorsa, burası devasal bir şirket (kendimden biliyorum) gibi kelimeler kullanıyorsa orayı hiç düşünmeden terkedin hatta çıkmadan önce adamı yumruklayın".
shinkiroo shinkiroo
hiç bir zaman mutlu olmayacağınız hayatınızın yeni evresi. hiç bir zaman hakettiğiniz yerde ve konumda olduğunuzu düşünmeyeceksiniz. sokakta gördüğünüzde dönüp bakmayacağınız tiplere "bey" diyip yalancı gülümsemeler göstereceğiniz, kaprisli ve birbirini çekemeyen çalışma arkadaşlarının olduğu, her işin acele sıfatı aldığı bir ortam, işte o yeni hayatınız.
comeundone comeundone
dinlenen tecrübeler doğrultusunda aşağıdakileri yapmanın en azından ilk başlarda iyi olacağını düşünmekteyim:

-ortamı tanıyana kadar kimseye güvenmemekte yarar vardır

-çok göze batmayın

-kendinize güvenin ve küçük şeylerin hemen moralinizi bozmasına izin vermeyin (bunun yerine durumu iyileştirmek için ne yapabileceğinize odaklanın)

-küçük gibi görünen sorunları öncelikle kendiniz halletmeye çalışın baktınız gerçekten sizi aşıyor ve göründüğü kadar küçük bi'şey değil o zaman yardım isteyin birilerinden

-tedbirli olun ve açık vermemeye çalışın

insanı strese sokan öneriler gibi görünseler de maalesef yararlı olabilirler özellikle rekabetin insanları ne hale getirebildiği göz önüne alındığında
yüzme bilmeyen su samuru yüzme bilmeyen su samuru
çalışacağınız şirket kalabalıksa; içeride gruplaşmalar olur. ilk girdiğiniz zaman herkez sizi tanımaya çalışır. herkez sizi grubuna çekmeye çalışır. bu grup takiler birbirlerini genelde "patron, müdür yalakalığı" ile suçlarlar. siz kimseye takılmadan kendi işinizi kendiniz yapın.
işe giriş-çıkış saatleriniz kontrol altındaysa erken girip - geç çıkmayı deneyin bu yarın öbürgün yükselmeniz için yardımcı olacaktır. (tecrube ile sabittir)
müşteriyle veya iş arkadaşlarınızla kesinlikle tartışmayın. olayları tatlıya bağlamaya çalışın. tabiki kendinizi ezdirmeden.
çalıştığınız ortamı her zaman tertipli tutun bu size yine artı puan kazandıracaktır.
işten kaçmaya kalkmayın orası askerlik değil hemen göze batacaktır. ilk işçi çıkarımlarda işe yarayan elemanı tutmaya çalışacaklardır.
iş hakları-sendika tutturmayın ben tutturdum boyumun ölçüsünü aldım. onlar sadece kitaplarda olurmuş.
70 milyon bizi izliyor 70 milyon bizi izliyor
eğer sevmediğiniz bir işiniz varsa hayata 1-0 yenik başladınız demektir. kadın bir müdürünüz varsa çelik gibi sinirlere sahip olmanız gerekir. sinir sisteminizin iflasını istemiyorsanız mutlaka ama mutlaka kulaklarınızı başkalarının sözlerine tıkamanız gerekiyor. oyunu kurallarına göre oynayın, eğer biri başkalarının omuzlarına basıp yükselmişse, siz de onun omuzlarına basmakta sakınca görmeyiniz.
janerizzoli janerizzoli
insan oğlu yetinmesini bilmeyen bir varlıktır; bu yüzden yeni başladığınız bir işte belki herşey istediğiniz gibi gitmemiş olabilir , ben bu iş için uygun değilimi,ben hiç mutlu değilimi aklınızdan çıkarın ve o işi değerlendirirken uzun zamanda size getirisini ve götürüsünü değerlendirerek kariyer planınızı çizin.

insanlara saygı gösterin çünkü siz saygı gösterdikçe onlarda size saygı gösterirler.

zor anlarda surat asmak yerine gülümsemesini öğrenin, suratınıza ben işimi yapıyorum işim dışındaki olaylar takmıyorumu takının, çünkü siz güçlü göründükçe karşınızdakiler sizi ezmekten zevk alamayacaklarını görürler.

agresif olmayın ve çalışma arkadaşlarınız ve müdürünüz yanında zayıf yönlerinizi asla göstermeyin.

en küçük işleri yaparken bile dikkatli olun ki, büyük sorumlukların üstünden geleceğinizi hissetsinler çünkü bazen küçük ayrıntılar büyük ayrıntıların ayak izlerini taşır...
ya herşeyim ya hiçim ya herşeyim ya hiçim
'görmedim, duymadım, bilmiyorum.' altın kuraldır.

iş hayatında her şeyi bileceksiniz, duyacaksınız, göreceksiniz ama görmedim, duymadım, bilimiyorum demeyi bileceksiniz.. aksi takdirde iş hayatı acımasız, canınızı acıtabilir.
ya herşeyim ya hiçim ya herşeyim ya hiçim
hoşgörülü olmayın, insanları altan almaya çalışmayın, herhangi bir konuda yardımcı olmayın bırakın kendi uğraşsın siz yardım ettikçe sizi saf yerine koyup hemen sırtınıza binerler. önünüze gelenin ağzına sıçın ki kıymetinizi bilsinler. 'bu işletmede bir sen zekisin' dediklerinde 'evet. bir ben zekiyim' diyebilin. sonra kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp gittiklerinde aldığınız hazzı hiçbir yerde bulamazsınız. siz onlarla iyi olsanızda olmasınızda arkanızdan konuşacaklardır. iş ortamı dedikodunun dibine vurulduğu bir ortamdır herkes yüzünüze güler arkanızdan demediklerini bırakmazlar. sizi aptal yerine koymalarına izin vermeyin.
1 /