yeşilçam

1 /
invisibleruh invisibleruh
yine aynı isimli sokakta bir oyuncu kıraathanesi bulunduğu ve her film çekilesi gelindiğinde bu kıraathaneye gidilip buradan oyuncular seçilip ayaküstü film çevirildiği rivayet edilir.
anosias anosias
eskiden çok popüler olsa da günümüzde yerini türk dizi endüstrisine ve hollywood filmlerine kaptırmıştır. eskiden popüler oyuncular, yılda birden çok film çekerken, bir yılda onlarca hatta bazen yüzlerce film çekilirken, şimdilerde teknolojinin gelişmesine rağmen bir yılda yeşilçamdan çıkan film sayısı bir elin parmakları kadar ha vardır ha yoktur. her ne kadar son 1 2 yılda 10 yıl önceye göre ilerlemiş olsa da o eski haline bir türlü kavuşamamıştır. yıllardır gündüzleri ne zaman televizyonu açsak karşımıza çıkan o türk filmleri artık çekilmemektedir.
yeşilçam diyince insanın aklına hemen belli başlı oyuncular ve belli başlı kavramlar gelir. bunların bazıları şöyledir:
(bkz: filiz akın)
(bkz: gülşen bubikoğlu)
(bkz: hülya koçyiğit)
(bkz: hale soygazi)
(bkz: türkan şoray)
(bkz: belgin doruk)
(bkz: ayhan ışık)
(bkz: sadri alışık)
(bkz: kartal tibet)
(bkz: cüneyt arkın)
(bkz: ediz hun)
(bkz: hulusi kentmen)
(bkz: kadir inanır)
(bkz: şener şen)
(bkz: adile naşit)
(bkz: münir özkul)
(bkz: ayşen gruda)
(bkz: kemal sunal)
....
bunlardan başka ayşecikler* ve yumurcaklar da son derece sık karşımıza çıkmıştır. en sık işlenen konular ise:
(bkz: yalancı evlilik)
(bkz: zengin kız fakir erkek aşkı)
(bkz: kötü kalpli anne)*
(bkz: tecavüzcü coşkun)
esas kızın gözlerinin kör olması, esas oğlanın para biriktirip kızın gözlerini açtırması...
soldier in the army soldier in the army
kendisini jelibon reklamlarından hatırlayacağımız, oyunculukta yapan, koç'un yolları taştan diyerek her gün aynı yere gittiğimiz yazar kişisi. ''sence harun abi zengin olmamış mıdır?'' sorusunu kendisine de yöneltirim burdan.
eskiunited eskiunited
öncelikle tanımam etmem kendisini ama bir yazısı üzerine yazar bilgilerini tıkladığımda şaşırtıcı bir tablo çıkmıştır önüme. kendisi 4.nesil ve 1000'e yakın girisi olduğu halde statüsü yok bu yazar arkadaşımızın.
maddenin katı hali maddenin katı hali
çocukluk hayallerimizin bile bir olduğu dönemlerdeki, ellerimizde gazoz şişeleri, dev ekranlarda belediylerin kurduğu yeşilçam filmlerini hatırlıyorum. çoğu evin hala balkonlarında bulunan film başlamadan önce sıra sıra dizilmiş beyaz plastik sandalyelerde oturan aileler, süslenip görücüye çıkmış evlenme yolundaki gelinlik kızlar, mahallenin her biri ağır roman'daki kadar delikanlı abileri ve elimde asiti kaçmasın diye dudaklarımı içine yapıştırdığım gazoz şişesi, şimdi hayale yakın olsada, güzel duygularla yapılmış bir işti yeşilçam filmleri ve üzeri açık yaz sinemaları.

sandalyelere oturabilecek kadar büyük olmadığım için hep ayakta izlemek zorunda kalır, bacaklarımı sıra sıra dinlendirmek için önce birini daha sonra ötekini kaldırır, çocukken uzun ve çok zayıf olduğum için "leylek gel buraya otur yorulma ayakta" diyenlere aldırmaz inatla ayakta izlerdim o beyaz ekranı ve beni büyüleyen o ışığını. hayal meyal hatırladığım ekrem bora'lı, gülşen bubikoğlu'lu, türkan şoray'lı, sadri alışık'lı aşk filmleri, ediz hun'un o hala anlamadığım kadınlar üzerindeki etkisini, o yeşilçam önlerine kurulmuş beyaz perdeden insanlar üzerine dram , aşk , heyecan , çokca olmasa da mutluluk fışkırdığını, yüzlerine yansıyan ışıktan anlardım. ne zaman sinemaya gitsem bir ara filmi izlemeyi bırakıp hala o ışıgın yanımdakilerin yüzüne vurduğu zamanki anları heycanla ve zevkle izlerim. bana hep çocuklugumu hatırlatır o sinemadaki parıldayan yüzler.

toplu taşıma araçlarında ne zaman dalmış gitmiş orta yaşlı birini görsem o plastik sandalyelerin birinde zamanında onun da oturmuş , selvi boylum al yazmalımı, bizim aileyi , sultanı, kapıcılar kralını, hababam sınıflarını, neşeli günleri, kara muratları, alageyiği, kara gözlümü, battal gazileri, gülşahları, turist ömerleri, devlerin aşkını, küçük sevgilimi, izlemiş, herhangi bir film bittikten sonra bir müddet de olsa, ekrem bora, ediz hun, kadir inanır, fatma girik, cüneyt arkın, bilal inci, türkan şoray, filiz akın, tarık akan, çok olmasa da ayşen gruda olmuş olduğunu hissediyorum. insanlar isimleri, onlara yapılanları unutabiliyor ama onlarla neler hissetirdiklerini asla unutmuyorlar adam faver'ın bir kitabında da dediği gibi. şimdilerde çoğu kalbimizde birer his olan bu yeşilçam emektarı isimlerin bana hissettirdiklerini unutmak hiçbir zaman mümkün olmadı benim için.

şimdi öyle filmler çekilmesede, o zamanların sonunu yakalayabilmiş olmanın hüznünü, o samimiyeti, yaz sinemalarını ,ailelerden gizli birbirini kesen karşı cinsleri, hüngür hüngür ağlayan annemi ve komuşularımızı, o sinemalara hiç uğramayan babamı, o ekranın ışığı altında parıldayan her yüzü, her yeşilçam filminde ve müziklerinde tekrar hatırlıyorum. duvara yaslanıp, yoruldugu zaman bacaklarını leylek gibi dinlendiren o çocuğu, henüz orta yaşlarıma daha gelmemiş olmama rağmen, her kısa veya uzun yolculuğun camında yavaş yavaş bende yaşamaya başlıyorum.
elem i mucevher elem i mucevher
yıllara cızırtı, tırtıklı karıncalar ve kaybolan renklerle yenilen filmlerin, aslını saklayarak yenileyen ve hemen hemen günümüzün film kalitesine getirme gibi bir yenilikle çağı yakalamaya çalışan türk sinemasının tarihidir.
1 /