yıl sonu

anka anka
akla getirilmeyen mevcut yılın son günleri.
zira akılda yalnızca sonraki yılın ilk günleri vardır. sanki o ilk günler insana ne sunmaktadır; gençlik mi? hayır yaşlılığa götürür, yenilik mi? hayır yeni olan sadece takvimdeki yılın rakamı, mutluluk mu? hayır keşke mutluluk rakamın değişmesiyle gelen bir şey olsaydı.
ama ya yıl sonu ve yıl sonunu düşünmek. içinde direkt olarak muhasebe duygusu uyandırır. geçen gençlik hakkında bir kez daha onun kıymetini anımsatır, içinde bulunulan hali hatırlatıp yeni bir başlangıç yapılması gerekliliğini hissettirir, mutluluğa ulaşmak için neler yapılması ve neler yapılmamasına dair tecrübeleri günceller.
tembel tembel
yıl içinde ödenmeyen vergi, ssk, stopaj borçlarının, cari hesap bakiyelerinin ödenmesi, kesilmeyen faturaların kesilmesi, dönem sonu kredi faizlerinin demokles'in kılıcı misali sallanışının endişeyle izlenmesi, nedense yeni yıla bırakılmaması gerektiği izlenimi hasıl olmuş iş teslimlerinin maslak-beşiktaş minibüsü gibi sıkışması, artan zamanlarda da bir takım kırmızı renkli ve çirkin şapka, minder, giysi türü bok püsürün fahiş fiyatlardan satın alınmasıdır. budur.
ciginburak ciginburak
ha geldi, ha gelecek diye heyecan içerisinde beklediğimiz büyük gün.

öyle eğlence için falan değil, vergisidir, stopajıdır, sigortasıdır, hesapların kapatılmasıdır, bakiyelerin devredilmesidir, yeni ihalelere çıkılmasıdır, dır da dır.
anısına koyayım ne mel'em bir gündür ki, bütün yöneticiler telaşla sağa sola koşuşturuyorlar, yaptıkları bir iş olsa ciğerim vallahi billahi yanmayacak.

filler tepişiyor, çimenler eziliyor. ne diyeceğimide unuttum. neyse artık.