yoksul

1 /
yeşilçam yeşilçam
1986 yılında çekilen kemal sunal filmi,

yönetmen: zeki ökten,
yönetmen yardımcısı: zeki demirkubuz
oyuncular: kemal sunal, şehnaz dilan, yaman okay, kerem yılmazer, fatoş sezer,
senaryo: umur bugay,
görüntü yönetmeni: orhan oğuz,
yapımcı: şerafettin gür.
charlie charlie
varsılın, ahını aldığı; dünyanın, göz göre göre yokluğa terkettiği hatta yok saydığı, gerektiğinde "görünmesinler de huzurumuz kaçmasın" diyerek üzerine toprak attığı aç, susuz, çıplak milyonlarca insan.
blinkin blinkin
kime göre neye göre yoksul? sorusunu akla getiren sözcük. kimi zaman ayakları çıplak, üstü başı yırtık,dizleri yaralı, bir lokma ekmeğe muhtaç ama mutlu; kimi zaman da bir şatoda yaşayan,her istediği yapılan,zenginlik içinde yüzen ama mutsuz bir çocuk olabilir... yoksulluk,aşırı zenginlikten her zaman daha iyidir.eline geçenin değerini bilirsin.yaşamanın değerini bilirsin,ekmeğin değerini bilir yerde gördüğün ekmeği öpüp başına koyup yüksek bir yere bırakırsın.tabağını sonuna kadar sıyırırsın,tutumlu olursun,her yarana yara bantı yapıştırmazsın,her susadığında su içmezsin,her istediğinde lunaparka gitmezsin ama senede bir gün güzel bi tabak yemek yersin ya da bi lunaparka gidersin bir gün sadece...o zevk hiçbir şeyde yoktur...herkes bir kez yoksul olup bunları yaşasa keşke ve anlasa değerini boşa harcadığı şeylerin...
asymmetry asymmetry
+ artık evlenelim yoksul
- kız ben istemiyom mu sanıyon? valla şurama tak dedi.
+ çek beni bu hayattan.
- çekecem, az daha dişini sık.
+ yoğurt makinasıda alacak mısın yoksa?
- alacam tabi. evimizde herbir şey otomatik olucak.

gibi süper diyaloglara sahip, televizyonlarda diğer kemal sunal filmlerine göre çok daha az yayınlanmış türk filmi.
satürn sakini satürn sakini
1986 yılında yönetmenliğini zeki ökten'in, yarıdmcı yönetmen koltuğunda ise tanıdık bir isim; zeki demirkubuz'un bulunduğu bir film. başrolde kemal sunal var.

kemal sunal bu filmde eski bir hanın hem bekçiliğini, hem çaycılığını yapmakta. 80ler türkiyesinde ticaretin, tüccarlığın hikayesi...endüstriyel üretimin yaygınlaşması sonucu piyasadan silinmeye yüz tutan esnaflığın, son bir umutla, canlarını kurtarmak için eski köhne hanlara sığınışının dramı... genç yaşta çalışmak zorunda kalan çoğunluğu anadolu'dan istanbul'a göç etmiş ailelerin çocukları, çocuk işçiler...

sosyal haklar, çalışma şartları, sağlık güvencesi, iş güvenliği gibi kavramların henüz var olmadığı(şimdi diyeceksiniz ki bugün ne kadar var), işe alımlarda cv, ingilizce, prezentabl olmak gibi şartların aranmadığı yıllar... tek kıstas "en ucuza kim çalışır". o yıllarda işleri dikiş tutturabilme mücadelesi veren, küçük umutlarla evlilik hayalleri kuran bir adamın, yoksul'un, yoksulların etrafında kurulmuş bir hikaye.
gemüt gemüt
sınıfsal bakış açısına sahip bir filmdir. filmin hemen başında üst kattakilerin tamamının yoksula bağırma sahnesi filmin teması.
bu sefer kesin bu sefer kesin
parası olmayandır.

o gün para kazanırsa bir şeyler yiyebilen, yoksa aç kalacak binlerce insan var sadece istanbul'da bile, peki coronavirus covid 19 günlerinde ne yapıyor bu insanlar sence?
az önce radyoda habertürk haftasonu haberlerine denk geldim* ve 10 dakika tahammül edebildim. başlık, "türkiye'den ingiltere'ye tıbbi yardım uçağı gönderildi." haberin içinde rte'nin mektubu da bu uçakla gönderilmiş falan gibi ayrıntılar vardı ve kanalı değiştirme sebebim ingilterenin bu yardıma cevabıydı. ingiltere demiş ki; dost kara günde belli olur, türkiye'nin bu kara günde uzattığı eli unutmayacağız.


ülkemizde insanlar aç, aç! ekmeğe muhtaç.
biz tahtırevanla gidiyoruz sıçmaya.
1 /