yörsan

1 /
redbullvodka redbullvodka
gecenin bi yarısı kelle kafa tost yemeğe gidelim deyip mekan olarak burası seçilir..gel gör ki yolda aniden karşımıza çıkan köpeğe çarpmak istemeyen arkadaş fren yapar sola kırar sonra sağa..bi bakmışım takla atıyoruz....olan 2004 toyota'ya oldu..
not:kazadan sonra arabadan çıkan hiçkimse köpeği görememiştir..öyle bi köpeğin gerçekte yaşayıp yaşamadığı halen tartışma konusudur..allahın işine karışılmaz..sonuçta sarhoşsun cezasını çekmek gerekir..
xanax xanax
tostunu ve ayranını tüketmek için toplam 1 saat yolu gidip gelmeye hiç bir zaman üşenmediğim mekan. ayrıca tost dışında domates çorbası da yenilesidir.
luto luto
teneke tulumu peyniri, van otlu peyniri, white krem peyniri, tava yoğurtları gayet leziz olan susurluk'ta kurulu süt ve süt ürünleri firması.
jugador jugador
yıllardır çalıştırdığı işçileri stajyer olarak gösterip sigortalarını yatırmayan,sendika ve toplu iş sözleşmesi haklarını istediler diye önce şiddet uygulayarak gözlerini korkutan sonra da işten çıkartan,yerseniz ailenizin yoğurtçusu yemezseniz emek düşmanı sözüm ona yüzde yüz yerli sermaye, süt ve süt ürünleri üreticisi firma.

işçilerini türlü şekilde kandıran, sigortasını yatırmayan, anlaşılan ücretin çok altında komik rakamlar veren ve bu olanlara karşı mücadeleye girişen işçilerini ''birtakım faaliyetler'' olarak niteleyen işçilerinin emeğini gasp eden emek hırsızı bir firmadır.

bu olayları duyup da hala yörsan ürünlerini alabiliyorsak diyeceğim bir şey yok,ama almak içimizden gelmiyorsa basın ve medyanın yap(a)madığı bu işi biz çevremizde ki kişileri uyarmaya başlayarak başlatabiliriz.
radi radi
işçilerinden kesmeyi uygun gördüğü parayı ürünlerine yansıtsa ne kaybeder acaba diye düşündüm bir an. kalabalık biraz daha azalır, ciro aynı kalmaz mı? bu konuda kendilerine girişimci ve ekonomist arkadaşlar öneride bulunsun artık.

ben gedik kalan protesto hakkında bir çift kelime etmek isterim. dışarda meslek arkadaşları hakkını aramaya çalışırken, içeride tost tabakları ve ayran kutuları ellerinde koşuşan emekçi meslektaşları olduğu sürece, yoldan geçerken uğramayı alışkanlık haline getirmiş müşterilerin pek de sikinde olmaz açıkcası. gerçekten de tost-ayran çok güzel gidiyor orada, tezgahın arkadını görmezsen.
turgon turgon
toplumun ne kadar duyarsız hale geldiginin canlı ispatı.

hafta sonları bursa'dan izmir'e sıklıkla yolculuk yaparım. bu yolculuklar sırasında susurluk'tan geçerken yörsan tesisleri önceleri uğrak yerimdi. ancak son yaptığım yolculukta çalışanlarına yaptıkları yüzünden kesinlikle uğramayıp, kendimce protesto etmek istedim. gerçi, benim uğrayıp uğramamamla ne batacak ne çıkacaktı ancak her birey kendince protesto edip yörsan tesislerine uğramazsa bu tepkiler çığ gibi büyür ve amacina ulaşır diye düsünmüstüm.

fakat ne göreyim, yörsan tesisleri önüne park etmiş onlarca otomobil, içerisi tıklım tıklım dolu, millet midesini doldurmaya bakiyor; yolun tam karsisinda ise gariban yörsan isçileri toplanmış, polis kordonu eşliğinde sloganlarla haklarını aramaya calisiyorlar. dışarıdaki işçilerin hak arayışları, içeride homini girtlak tıkınan zümrenin sikinde bile degil.

hata bende tabi; bir an kendimi -her ne kadar yaşamamış olsam da- 60'lı 70'li yılların türkiyesinde zannettim. bir deniz gezmiş gelecek, insanlari örgütleyecek ve yörsan işçilerinin mücadelesine destek olacak zannettim. sanırım fazla hatirla sevgili seyretmişim. yanılmışım, toplumun 12 eylül 1980'den sonra apolitize edildigini ve şimdilerdeki tek derdimizin türban olduğunu unutmuşum.

çok özür dilerim.

en iyisi en yakın plaza alışveriş merkezine gidip nokia'nin çıkardığı son model cep telefonlarıyla tommy hilfiger'in yeni sezon sweatlarına bir bakayım.
radi radi
yapılabilecekler:

-alış-veriş esnasında yörsan ürünleri görmezden gelinebilir.

-eşe dosta laf arasında bilgi mesajı gönderilebilir.

-mail yoluyla kişi listesinde bulanan tanıdık tanımadık hatta tavlanmak üzere olan mervelere ulaşılabilir.

-facebook kullanıcıları en kalabalık gruba (bir kaç grup kurulmuş, en büyüğü silinmiş) katılıp arkadaşlarını davet edebilir.

-günün en kalabalık anında yalandan da olsa bir şeyler yazılarak bihaber olan arılar ve okuyucular dürtülebilir.

-ve en önemlisihttp://www.yorsan.com.tr/tr/email.asp ziyaret edebilir.
attiramanyos attiramanyos
sendikalı oldukları için 400 işçiyi işten çıkaran firma. sivil toplum kuruluşları bu konuyla ilgili olarak, şu günlerde boykot çağrısı yapmaya başladılar bile.
holden caulfield versus tyler durden holden caulfield versus tyler durden
ahmet insel'in radikal iki'deki 1 yazısına konu olan firma. yazı zaten yeterince açıklayıcı, ekstra yoruma gerek yok.


türkiye'nin en önemli süt ürünleri işletmelerinden biri olan yörsan, 11 aralık'ta bazı gazetelere yarım sayfa ilan verdi. yeni çıkan bir ürünü tanıtmak veya yaklaşan bayram vesilesiyle ürünlerini hatırlatmak amacı taşımıyordu bu ilan. şirketin yönetim kurulu, "türk kamuoyuna açıklama" başlığıyla, sendika düşmanı paternalist işveren zihniyetini sergiliyordu. ilandaki ifadeler, işverenle sarmaş dolaş, huzur içinde yaşayan şirket personelinin bir tür terörist sızma girişimine maruz kaldığını ima ediyordu.
sendikal örgütlenme düşmanlığı konusunda yörsan yönetiminden geri kalmayan büyük basın, şirketin susurluk işletmesinde olanlardan haber yapmaya tenezzül etmediği, belki de şirketin reklam harcamalarından dışlanmaktan korktuğu için, bildiğim kadarıyla birgün okurları dışında, ilanda kast edilenin gerçekte ne olduğunu bilen okuyucu pek yoktu. ama yörsan yönetiminin girişimciliği sayesinde, gazeteye verdikleri ilan, bu işletmede garip şeyler olduğunu herkese duyurdu. son derece başarılı bir tanıtım operasyonuydu bu. bu işletmenin sahiplerinin ve yöneticilerinin yönetim anlayışını, zihniyet dünyasını tüm çıplaklığıyla bize tanıttı.
susurluk'taki işletmesini, "türkiye, balkanlar ve ortadoğu'nun en büyük süt ve süt ürünleri entegre tesisi" olarak sunan, çağ atlayan türkiye'nin medarı iftiharlarından biri ve "gelenekten geleceğe" sloganını benimsemiş mümtaz muhafazakâr liberal girişimci ruhun cismanileşmiş hali olan yörsan aş'nin açıklamasından uzun bir alıntı yapalım önce: "yörsan yönetimi ve çalışanları olarak huzur içinde çalışmalarımız devam ederken işyerimize; bir takım kişiler tarafından organize edilen ve çalışanlarımızı; yönetim, iş yeri ve iş arkadaşlarıyla karşı karşıya gelmelerine neden olacak ve iş barışına zarar verecek bir takım faaliyetler yürütüldüğü; gerçek dışı ve doğru olmayan beyanlarla bazı çalışanlarımızın bu menfi faaliyetlere katılmaları için zorlandıkları ve bununla alakalı olarak maalesef iş yerinde üretimi aksatmaya çalıştıkları, bazı direnişçi personelin; makinalara, ürünlere ve çalışmak isteyen personele zarar verdikleri tesbit edilmiştir". anlamsız noktalı virgüller, imla yanlışları, "gerçek dışı ve doğru olmayan" türünden dil incileri, özgündür.
sendikal örgütlenme
gelelim olgulara. işveren verdiği ilanda, "burada 850 kişinin çalıştığını" beyan ediyor. 2007 ekim ayındaki işveren bordrosunda ise 383 kişinin resmen çalıştığı görülüyor. herkesin sendikasız, bir kısmının ise sigortasız olduğu bu cennet işletmede, "iş barışını bozucu bir takım faaliyetlerin" ne olduğuna bakalım şimdi.
yörsan'ın susurluk işletmesinde, bundan beş ay önce türk-iş'e bağlı tek-gıda iş sendikası örgütlenme çalışması başlattı. işletmenin resmi istihdam bordrosunda yer alan çalışanların çoğunluğunu sendikaya üye olmaya ikna ettikten sonra, yetki almak için 22 kasım'da bakanlığa müracaat etti. bakanlık, 4 aralık'ta çalışanların listesini yörsan'dan istedi. verdikleri ilanda, "ulu önder atatürk'ün işaret ettiği yolda; türk milletini seven, o'na sadakatle bağlanan ve o'nun yükselmesini ve yücelmesini sağlayacak bir anlayışla" çalıştıklarını belirten yörsan yönetimi, 5 aralık'ta 16 işçiyi işten çıkardı. 7 aralık'ta 70 işçiyi daha attı.
ama sendikanın yetki için müracaat ettiği tarihte 235 olan sendikalı sayısı, işverenin bu vahşi davranışına tepki olarak 350'ye çıkınca, 8 ve 9 aralık günlerinde işten çıkarılan işçi sayısı 375'e ulaştı. bu ağır baskıya rağmen, işletmede stajyer adı altında, öğrenci kimliğiyle sigortasız çalıştırılanların da sendikaya üye olmasıyla, şimdi sendikalı sayısı 485'e ulaşmış durumda.
yörsan yönetimi, üretimi devam ettirmek için, çevre köylerden kamyonlarla topladığı vasıfsız işçileri fabrikaya getirmeye başladı. yüksek teknoloji kulanılan işletmede, hijyenik koşullarda üretim yapma kapasitesi olmayan bu toplama işçilerle, iyi kötü peynir ve yoğurt üretimine devam edilirken, sendikanın talebi üzerine işyerine gelen sigorta müfettişleri 12 aralık'ta 59 sigortasız çalışan tespit etti.
yörsan yönetiminin ilanına dönelim: "yönetim olarak bizler bugüne kadar çalışanlarımızın hak ve hukukunu korumayı; onları enflasyona karşı ezdirmemeyi; hak ettikleri ücret ve sosyal yardımları zamanında eksiksiz olarak ödemeyi görev bildik". kısacası, sendikaya gittiniz, nankörlük ettiniz, "size ekmek verenlere" ihanet ettiniz diyor bu paternalist ve bir o kadar milletini seven türk işvereni.
işten çıkarılanların ortalama kıdemi on yıl. aralarında 20 yıldan fazla kıdemi olanlar da var. işveren işten çıkarma tebligatında, otomasyona geçildiğini ve işçi fazlası ortaya çıktığı için iş akitlerine son verildiğini söylüyor. ama bu nedenle işten çıkarmanın da yasalarda kuralları var. işverenin otomasyona geçiş veya üretim düşüşü nedeniyle toplu işten çıkarma arzusunu bir ay önce bildirmesi gerekiyor. zaten ilanda ne otomasyondan bahsediliyor ne işçi fazlalığından. "şirkete zarar verecek kişileri bir gün bile bünyemizde tutmayacağımız bilinmelidir" diyor meşum açıklama. ardından tehdit geliyor: "çalışanlarımızın kötü niyetli kişilerin menfi propagandlarına kapılarak olumsuz herhangi bir davranışta bulunmamalarını, herhangi bir sıkıntı veya problemle karşılaştıklarında hiç çekinmeden bizlere başvurmalarını, olumsuz herhangi bir durumdan en büyük zararın kendilerinin göreceğini hiçbir zaman unutmamalarını" hatırlatıyor, "yüzde yüz türk sermayeli" olmakla övünen yönetim.
yörsan yönetiminin davranışı bugün her türlü rengiyle türk işveren sınıfının tavrını özetliyor. dimes meyve suyu işletmesinde de, sendikaya üye olan 14 kişi hemen işten atıldı. tek-gıda iş burada da mücadeleye devam ediyor. işveren, işten çıkarılanların geçici işçi olduklarını, normal iş akitlerinin sona erdiğini ve hemen bundan sonra işçilerin sendikaya üye olduklarını iddia ediyor. ama işten çıkarılanların ikisi 10 yıldan fazla, üçü 5 yıldan fazla, altısı 1 yıldan fazla, biri de 11 aydır o işletmede çalışmış. bu nasıl geçici işçilik? bu nasıl bir desteksiz atma cüreti?
sendika, "gelenekten geleceğe" gitmeyi kendine şiar edinmiş yörsan'da, önümüzdeki günlerde büyük ihtimalle yetki belgesini alacak. bu muhafazakâr liberal işveren de, "iş barışını bozan, kötü niyetli kişilerin" içinde yer aldığı tek-gıda iş'in temsilcileriyle uzlaşma masasına oturacak. ya da paternalist kibrine ve genlerine işlemiş sendika düşmanlığına teslim olup bedeli ağır bir bilek güreşine girişecek. emekçileri, "ekmek yedirilen" ve bunun karşılığında ekmek yediği kapıya nankörlük etmemesi, ekmek yedirene sadık olması ve hatta tüm varlığını ona armağan etmesi gereken bir tür reaya olarak gören bu paternalist zihniyetle, onun anlayacağı dilden konuşmak gerekiyor. yurttaş mücadeleleri sadece siyasal alanda verilmez. vahşi kapitalizmin kaplanlarına, paternalist kapitalizmin ağalarına karşı verilecek mücadelede sosyal amaçlı tüketici girişimlerine de büyük ihtiyaç vardır.
ağalık geleneğini sürdüren işveren, "sendikaya kapıldıkları için" işten adam attıkça daha fazla sendikaya üye olarak, yıllardır damarları kurutulmaya çalışılan sosyal sınıf bilincinin bütünüyle yok olmadığını bize gösterdikleri için, yörsan emekçilerine teşekkür borçluyuz. tek-gıda iş sorumlularına da, sürdürdükleri örgütlenme mücadeleleri vesilesiyle, bu işverenlerin ve kraldan fazla kralcı çağdaş yönetici zümremizin, faşizan yönetim anlayışlarını tüm çıplaklığıyla kendilerinin ifade etmesine vesile oldukları için ayrıca teşekkür borçluyuz.
özgürlükçü düşünün, geleneği dönüştürmeden geleceğe yönelmek isteyenlerle, sadece siyasal ve kültürel alanda değil, işveren cephesinde de görülecek büyük bir hesabı var.
(radikal'den alınmıştır)
1 /