yüreğine sor

1 /
lazarushadow lazarushadow
galası 10 mart akşamı saat 21:00'de cevahir'de gerçekleştirilecek olan filmdir. yusuf kurçenli'nin bir karadenizli olduğu göz önüne alındığında, filmin atmosferi daha çok merak edilmektedir.

konusu da yazalım tam olsun :
"esma ile mustafa birbirini sevmiştir, fakat bu aşkın bir engeli bulunmaktadır: mustafa gizli hıristiyan’dır. esma dahil herkes onu müslüman sanmaktadır. öbür yandan osmanlı, yaptığı yasal düzenlemelerle hıristiyan tebaayı müslümanlarla eşit duruma getirmiştir. kilise, gizli hıristiyanların dinlerini açıklamasını istemektedir. mustafa kilise ile aşkı arasında kalmıştır."

özet ekolay.net'ten alınmıştır.
memott memott
kaliteli bir yapım olmasına rağmen yapımcılarının filmin gösterildiği salonlar hakkında hayal kırıklığına uğradığı film. çoğu afm ve cinebonus salonları gösterime almamış.
pötübör pötübör
ilk yarısı çok yavaş ilerleyen, ikinci yarıda da sonu, oldu bittiye getirilen film. hikaye masal tadında ama, güzelim karadeniz den okadar mı malzeme çıkardınız diye düşündürtüyor insanı. oyuncu kadrosunda şevval sam ın adı ilk sıralarda yazıyorken, film nerdeyse şevval sam ı göremeden geçip gidiyor. son sahnede iki kelime edince dumura uğruyorsunuz bari güzel bi karadeniz türküsü söyleseydi de o açıdan kurtarsaydınız diye, geçiriyorsunuz içinizden.
müslüman kızla, ortadoks çocuğun aşkından çok, ortadoksların o dönemde yaşadığı sıkıntıyı anlatıyor.
yine de oyuncuların film için ciddi ciddi hazırlandığını anlıyorsunuz. film müzikleri de kulağınıza kazınıyor.
tuba büyüküstün, o esmerlikle her ne kadar karadeniz insanına pek uymasa da, karadeniz aşığıysanız, sırf oyüzden bile gidilip görülmesi gereken bir film.
sonunun kötü bitmesi ise birkez daha hüsrana uğratıyor, içinize oturuyor. kız kendini feda ederken çocuk boş gözlerle ona bakıyor. bari birlikte ölselerdi diyorsunuz. aklınızda soru işaretleriyle terkediyorsunuz salonu, bu da filmin size bıraktığı pay olsa gerek.
mustizm mustizm
faşizan zihniyetin, bir film yapmaya kalkışmasıyla ortaya çıkan durum. be gülüm, az çok buluğ erginliğine ulaşmış herkes bu tür dinsel olumsuzlukların tarihimizde ve bütün dünya tarihinde var olduğunu bilir. şimdi bu filmin olayları ''kaşıma'' eylemi bize ne katar. bize ne verir ne alıp götürür? bütünüyle bilinçli bir projeyle faşizan zihniyetle dirsek temasına girilmiş olduğu ve halklara ihanet örneğinin sergilendiği bir film. entel çakma sanatsal zihniyetin, senaristleşip ortaya döktürüp anlatmaya çalıştığı faşizanlığı bizzat kendisinin yapmış olduğunu izleyenlerin anlamıyacağını mı düşünür? onlar düşüne dursun, biz osuralum.

''yüreğine sor'' dan çok ''yüreğini zikiyim'' dedirten film.
kırkı kırık küp kırkı kırık küp
filmde sci-fi öğeleri kullanılmış (sis ve ateş sahneleri)..hiç olmamış ve filmi basitleştirmiş keşke daha profesyonel bi ekiple hazırlasalarmıs bu sahneleri...yahu gavur avatar gibi gerçekle hayali ayırt etmemizi güçleştiren filmler yapıyo biz hala en basit illuzyonu bile bu denli tuhaf ve komik yapmayı başarabiliyoruz..tabi finansal meseleleri bilemiyoruz para yetmemiş olabilir..tuba konuşamamış güzel olmasa oyunculuğu on par etmez...karadeniz şahane.filmin sonunda yakılan ağıt çok içliydi.evet bu kadar.
ibov ibov
o kadar uzun yapım aşamasına rağmen gişede istenilen başarıyı yakalayamıyan sonrada biz bunu ticari amaçla yapmadık denilen film
mazebizu mazebizu
filme gidiş amacım öncelikli olarak karadenizin mavi ve yeşilinden nasiplenmekti, ancak ne o görselliği yakalayabildim, ne de o ucuz sahneleri anlayabildim; siste ilginç hareketler yapan kız, ismail yk klibi kıvamında ateşte yanan kız ve bıçakların birleştiği an şimşek çakması, keşke bunlar olmasaymış.
tuba büyüküstün olmamış bu filme. şivesi çok yapmacık olmakla birlikte masumane suratı filmdeki karaktere pek oturmamış sanki, sonuçta filmdeki kız köylü kızı ortalamalarına göre hafif fettan.
fromcyprus fromcyprus
çemberimde gül oya'daki zarife rolünden sonra sürekli birbirinin aynısı rolleri 5 yıldır 3 farklı dizide arka arkaya canlandıran tuba büyüküstün'ü nihayet farklı bir rolde izlediğimiz film.

tanımı verdik, oh mis devam edebiliriz. tuba büyüküstün diyorduk da, baya baya heyecana gelmiş ilk sinema deneyimi olduğu için, haliyle şivedeki acemiliği ve aşırı heyecanı yoruyor. son derece yağışlı bir bölgede çekilen ve o bölgede hikayesi geçen filmde, tek esmer kişi olması da (ki esmerliği de solaryum esmerliği gibiydi) yine göz tırmalayan detaylardan.


ama ilk defa güzel tuba'yı, çirkin karizması olan bir herifle (bkz: bülent inal), (bkz: murat yıldırım) değil, gerçekten yakışıklı bir adamla izliyoruz. yakışıklı olduğu kadar yeteneğiyle de ışıl ışıl parlayan aktörümüz için ısrarla (bkz: kenan ece)

bahsi geçen aktörümüz son derece doğal oynuyor, şiveyi de partnerinden oldukça iyi kıvırmış.

kadrodaki ayla algan, tomris oğuzalp, selda özer, şevval sam, yeşim ceren bozoğlu gibi başarılı sanatçıların katkısına diyecek sözüm yok. adını anımsayamadığım esma'nın ablası rolündeki oyuncu da son derece başarılı.

hakan eratik de biraz sırıtmış ama tolore edilemeyecek kadar değil.

güzel kadın + yakışıklı erkek + mis gibi karadeniz iklimi, yeşili, mavisi, nehirleri, köprüleri, ahşap evleri derken yönetmen bir masal dünyasını resmetmiş aslında.

ve en önemlisi filmde osmanlı'yı güllük gülistanlık zannedenlere, osmanlı'yla övünmekten başka birşey yapmayan kesime çok sağlam bir mesaj veriliyor. o da osmanlı döneminde de ciddi bir din baskısının olduğu mesajıdır. hristiyan bir ailenin nasıl müslüman rolü yaptığını, kocasını yitiren kadının acısına dayanamayıp islami ilahiler ve kuran okuyan hocanın yanında hristiyan ilahileri okumaya başlamasını sonrasında da din ayrımı ve farklılıkları nedeniyle insanların nasıl kanlı bıçaklı bir hale bürünebildiklerini de aşkın yanısıra çok güçlü bir metinle irdeliyor.

sözün özü: eli ayağı düzgün izlenmesi gereken filmdir.
böyle bir nick yok ama olabilir de böyle bir nick yok ama olabilir de
aşkı saçma anlatan ve saçma biten bir filmdir.

bu ne abi her buluştuklarında sadece yiyişiolar. iki kelime edin ulan. ne biçim aşk bu. bi sus da öpiyim diyo bi de kereta.

saçma bitiyor çünkü o elemanın orda kendisini yakması çok gereksiz. yani gidip tekrar kaçma şansı var, biraz zaman geçtikten sonra kaçma şansı var vb. ama durduk yere sanki atlamasa ölcekmiş asla kavuşamicaklarmış gibi köprüden atlıo. gayet siktiriboktan ve de beklenen bi son. filmin basında o hikayeci anlattıgında bu hikayeyi anladım filmin böyle biteceğini.

şivelere gelirsek,, izlediğim en iyi filmdi bu açıdan. televizyonlarda abartılmasından çok bıkmış ve sıkılmıştım açıkçası yine öyle bir şey bekliyordum ama boş rollerdeki elemanlar dışındaki hemen her oyuncu çok iyi yapmışlar şiveyi. tebrikler.
1 /