yurtdışına taşınan sevgiliye söylenecekler

note blue note blue
kilisenin karşısındaki köşe binanın çatı katında tanışmıştık seninle.

rıhtımdan senin evine doğru çıkarken o sokaktan geçtik bugün.

ellerimiz birbirine dokunuyordu yürürken.

eylül ayında antalya'ya gitmekten bahsediyorduk.

sonra birden akşam yemeğine ne sipariş etsek diye düşünmeye başladık.

tüm bu konuşmalarımızın arasında ben bir şeyi fark ettim.

başımı yukarı kaldırdım, binanın en üst katına doğru bakarak altı ay önce buradaydım dedim içimden.

ve sağıma baktım ki geçmişimi elimde tutuyordum.

geçip gitmiş olan o günü, geçmişimi somutlaştırmışım!

halbuki öyle miydi diğer eski günler?

bu çatı katından önceki tüm dünler gitmişti benden.

tek yönlü akan zamana asla dokunamayız.

akıp gitmiş anların içine giremeyiz bir daha.

oysa ben altı ay öncemi kanlı canlı ellerimde tutuyordum.

altı ay öncemle yan yana yürüyor üstelik konuşuyordum.

o çatıdaki şarkı söyleyen daha genç ceren'i izleyen kişi gözlerimin önündeydi.

o geceden bir tanık getirmiş, elini tutuyordum.

biliyoruz ki, atom altı parçacığı olan elektronlar bile gözlemci varsa davranış değiştiriyorlar.

sanırsın tanık bulduklarında daha mutlu oluyorlar.

evet tanıklar yanımızdayken biz de daha mutluyuz.

bir de henüz keşfedilmemiş elementleri düşünelim…

şu anda yoklar!

varlar aslında da biri varlıklarına şahitlik edene kadar yok olacaklar.

yani geçmişim varsa ben de varım diye düşündüm o an.

tanık yanımdaysa eğer, genç olduğum günler var demekti.

hep başıma şu gelmiştir; 72 yaşında yalnız bir adam ne zaman 'o zamanlar gençtik…' diye söze başlasa zahiri bir hikayede kaybolurdum.

olmayan şeylerden bahsedecek gibi gelirdi bana.

herkes genç kalabilmek için yaşamına tanıklar biriktirmesi gerekir.

kırışıksız göz çevrenin nasıl göründüğünü sen bir gün unutabilirsin.

fakat zihninde bu görüntünün kayıtlı olduğu biri yakınında olmalı ki sana hatırlatsın.

yanağını okşayarak hem de.

etrafımda onlarca kişi varken genç ceren'i gören tek kişi olmak istemiyorum.

30'uma varınca anladım ki ben bi hayat tanığım olsun istiyorum.

ve tüm bu tanıklık sürecinde bana arkadaşlık da etsin.

dans etsin benimle, yemekler yesin istiyorum.

sevişsin, gülüşsün, esprilerimi beğenmese de dinlesin, her gece yanımda uyusun, hastalandığımda üzülsün, benden fedakarlık beklesin, tatil valizimi hazırla desin istiyorum.

a, b, c planlarının içinde olmak istiyorum.

yaşlı bir ceren olursam,

vefat etmiş olursa annem babam,

evimin içinde ihtiyar bi adam olsun istiyorum.

ben geçip giden zamanı tanıksız bırakmak, yalnız olmak ve anıları bilen tek kişi olmak istemiyorum.

ne dünler somut, ne de fotoğraflar canlı olabiliyor.

dünyadaki varlığıma nefes alıp veren bir tanık olmalı.

uyurken el ele tutuştuğum kişi;

biliyorum ki senin için sadece bir yatak odası değildim.

beni sevdiğin için teşekkür ederim.