zarf

azwepsa azwepsa
tdk'dan kopyala-yapıştır.

1 . kap, kılıf, sarma.
2 . içine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese:
"bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler."- a. haşim.
3 . içine fincan veya bardak oturtulan metal kap:
"kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi."- r. enis.
4 . gramer bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: az yaşamıştı. geç kalınca utandı gibi.
saçmaladı yine bu saçmaladı yine bu
senelerdir postahanede memurdu. senelerdir, zarif bayanların değmek istemediği, telaşlı beylerin kapatmaya tenezzül etmediği zarfları şap şup yalayıp kapatırdı. zarfların, üzerlerinde adres yazılı olduğu için değil, yazıları gözlerden sakladıkları için elzem olduklarına inanırdı. mektubu mektup yapan bu kapalılık, bu gözden ıraklılıktı. intihar ettiği gün ağzı açıkbir zarf bıraktı geride. içine gözünü koydu. "gözü açık gitmiş" diye ağladı sevenleri. huzur içinde yatsın diye, zarfını şap şup yalayıp kapadılar.
(bkz: mahrem)
(bkz: elif şafak)
(bkz: nazar sözlüğü)