zaten

azureel azureel
insanın kendisine yalan söylemek için kullandığı, esas gerekçeleri gizleyen başarılı bir kılıf. bu kelimeden nefret ederim, kişinin kendisine dürüst olmasını engelliyor, kaçamak davranmayı sağlıyor. zaten hava yağmurlu, moralim bozuk, açmayalım böyle konular.
lonestar lonestar
kabullenilmiş ayrılıklardan sonra en çok kullanılan sözcük.

zaten şu huyu vardı, zaten böyleydi, abi zaten omazdı ki, zaten bi keresinde sunu sunu demişti, zaten zaten zaten..
kabaramazsınkelfatma kabaramazsınkelfatma
zaten

nasıl kırık dökük,
yarım yamalak, eksik,
nasıl yamalı hayatlar
geçiyor gözlerimin önünden.
bir zanaat mutsuzluk sanki:

öğrenip bir önceki nesilden,
onyıllarca didiniyoruz
ve kuşkuya düşsek de bazen,
sanıyoruz ki
böyledir, iyidir,
ne olacak ki başka,
budur hayat zaten.

ya beceremiyoruz biz bu işi,
ya da becerecek bir şey yok zaten.

roni margulies
fiski fiski
bazı insanların hayatlarında çok kullandığı kelime.

işten çıkarırlar;
- abi zaten çıkacaktım.
sevgilisi terk eder;
- ayrılacaktım zaten ya.
amerika vize vermez;
- zaten vazgeçmiştim amerika'dan ingiltere düşünüyordum.
ingiltere vermez;
- dili geliştirdim ben ya zaten para vermeye gerek yok artık.

bu tip adamlardan uzak durun gençler. gerçi "zaten ben yakınlaşmasını sevmiyordum!" diyecekler ama olsun, siz uzak durun. amına koduğum ya.
adam yıkılmak sanıyor "hay amına koyim neden böyle oldu lan!?" demeyi.
hep gardını almış geziyor adam.
hiçbir üzüntüsünü paylaşmıyor, sen paylaşsan demek ki ezik gözüyle bakacak sana.

- abi sevgilim sktretti beni ühü.
+ zaten ayrılmayacak mıydın?
- abi yüzük baktık ya senle daha dün?!
+ zaten ben bakmamıştım tam.
- abi ebenin amı!
+ zaten ebem yok.