zengin aile çocuğu olmak

türkiye italyanları türkiye italyanları
hiçbir zaman evden çıkma çıkarılma korkunuz yoktur. ay başı sizi kira nerede diye arayan biri yoktur.

toplu ulaşım da ayakta bekleme gibi bir durumu hiç yaşamazsınız.

marketlerdeki fiyat artışı sizi ilgilendirmez.

genelde marka giyinirsin marka telefonun olur.

gelecek kaygın olmaz.

maddiyattan dolayı işlenen suçlara bulaşmazsın karakterin düzgün olur.

en önemlisi sabah eken kalkıp yollara düşüp gittiğin şikette mobinge patrona maruz kalmazsın.
4
anabacı vokke anabacı vokke
"karekteri düzgün olur" diyen hayatında hiç zengin çocuğu tanımamıştır. hayatımda gereksiz insan tanımı yaptığım totalde 4 tane adam var, 4'ü de zengin çocuğu. hepsi böyle değil tabi...

içlerinde ailesi okuyarak zengin olmuş olanı da vardır salt ticaret yoluyla da... ailesi okuyarak zengin olduysa çocuğun "işinde gücünde" olma olasılığı artıyor tabi ama maalesef bunlar azınlıkta. çünkü bu ülkede asıl para ticarette. hele hele devlette kimin yükseldiğini görüyorsan, her yükselene göre şekil alabiliyorsan önün açıktır ticarette... ikinci tipolojinin veletleri genelde zenginliğinin tadını magandalıkla çıkartmaya çalışıyor tahmin edebileceğiniz üzere. ha bu magandalık hastalığı bir tek onlara özgü sanılmasın. ben operatör doktor ve üniversite hocası çiftin maganda veledini de gördüm. köylü milletiz vesselam. bizdeki profesörün kumaşı bile köylüdür özünde ve aradan fabrika ayarlarını unutacak kadar çok zaman geçmemiştir. çok hızlı dönebiliyorlar fabrika ayarlarına haliyle...

ama zengin çocuğunun nesini genellersin dersen şehirli olmaya çalışanı da magandası da kendisini toplumdan çok ayrı bir insan zanneder. ama bizdeki zenginin çoğu zaman kahvedeki adamdan farkı yoktur. bir gecekonduda cugara içerken ankara'ya ilk taksi plakasını getiren adamla tanışabilirsiniz. karşınızdaki herifin dişleri yoktur... yani bizim memlekette "gün görmüş" fakir sayısı da baya fazladır. korkunç bir mobilite var çünkü... insanların sınıfsal konumu da hayat standartları da sürekli değişiyor. işte böyle bir memlekette zengin çok ayrıksı bir adam değil ya... pavyondaki karı yüzünden tarlaları satıp simit ayrana talim eden recep ağa da zengin, ticaretten kazandıklarını şaraba esrara gömen ahmet abi de zengin, kahvedeki adamdan çok da bir farkı olmayan laz müteahhit de zengin, adıyaman'ın fıstık bahçelerinden gelip özel hastane açan doktor da zengin... bunların, bilhassa veletlerinin ortak özelliği kendilerini de toplumun çok çok üstünde görmeleri. hayır, bugün kahvedeki adama da verin aynı olanakları yandaş müteahhit olur yani...

okuyarak zengin olmuş adamın çocuğu kendisini aşırının da aşırısı kültürlü zanneder ama birkaç istisna hariç aman da aman kültür fazlalığı yoktur aralarında. diğer tipolojinin bütün derdi üstğnlüğünü ıspatlamaktır zaten. o yüzden en lüks arabayı alır, en pahalı saatı takar falan ama kaplama benliktir bu... altından arabayı, üstünden dolce gabana'yı alınca söner bütün havası...
purge me purge me
gerçek hayatı anladım da hadi bir nebze, sanal ortamlarda da aşırı düşman kazandırır. ya tamam öğrenciyken biz de parasızlıktan kettleda istakoz haşladık. ince memed'i ben de severim ayrıca.
maça tangasını vuran adam maça tangasını vuran adam
insanın kendisi zengin olmaz zaten, ailesi onu zengin yapar. insan kendi sıfırdan çalışıp zengin olana kadar zaten hayatı yaşayacak hali kalmıyor. önemli olan kaç paranız olduğu değil, zenginlik sadece çok paranızın olması anlamına gelmez, o parayı güzelce yiyecek şartlara da sahip olmayı gerektirir (sağlık, zaman, kalan ömür). dolayısı ile gerçek anlamda zenginlik, babası paralı olan çocuğun zenginliğidir.
babasının parayı hangi şartlarda kazandığı da o çocuğun karakteri için önemlidir. çala çırpa zengin olan "kalitesiz" insanların çocukları ailede gördüğü kalitesizlik ile yetişeceği için pek ışık saçan bireyler olmayacaklardır haliyle.
kalite deyince tabii ki diploma, konum, koltuk falan gibi şeylerden bahsetmiyoruz, evrensel ahlak ilkelerinden, toplumun parçası olmayı benimsemiş olmaktan falan bahsediyoruz.
mesela, iyi partili lütfi türkkan mıydı, kızını arkadaşlarıyla yapacağı partiye götürmek için emniyet şeridinden giden ve bunu "milletvekili aracının geçiş üstünlüğü var, ne var bunda" diye savunan insan, evrensel ahlak ilkelerinden ve toplumun bir parçası olmayı benimsemekten uzak olacağı için, büyük ihtimalle partiye yetiştirdiği kızı da çok kaliteli bir birey olmayacaktır. başka siyasi partiler de var tabi ama bi tanesine başlarsam giri bitmez, zaten bitiremeden de kapıyı çalabilirler.
konuyu kalitesiz insanlardan tekrar kaldığımız yere getiriyorum.
yani konu okul, makam, konum değil...
anne-babası ilkokul mezunu olan insanların da gayet başarılı, paralı ve aynı zamanda kaliteli insanlar olduğunu görebiliyoruz. aile-çevre-kişilik üçgeni ne kadar kaliteliyse insan o kadar kaliteli oluyor.
mesela ben çeliktepe'de büyüdüğüm için "skerim kalitenizi at kafaları" diyebilirim, şaşırtıcı olmaz. ama anne-babam öyle insanlar olmadıkları için kalitenizi skmek gibi şeylerle uğraşmıyorum.
drsculptr drsculptr
evet zorluğa katlanma becerisi filan eksik oluyo ama, genel olarak çok iyi ve şanslı bi durumdur

daha az stresli muhtemelen daha anlayış ve sevgi dolu ebeveyn ilişkileri görmüşlerdir

kendileriyle ilgilenilmiştir

daha oturaklı ve kibardırlar, hayat zorlukları yüzünden çirkefleşmek zorunda kaşmamışlardır

andavalları (piç, batı özentisi, makyaj manyağı tiki) saymıyorum, ya da sonradan görme olan kıroları.

ama tanıdığım zengin çocuklarının çoğu çok düzgün anlayışlı merhametli ve kişilere saygısı olan tipler.

kıskanmayı bırakıp onların şansı adına sevinmek daha medenice geliyor. umarım ileride çocuklarımız da öyle rahat büyürler.
kızıl kurt kızıl kurt
babaların ya da dedelerin köpek gibi çalışarak, bazen ufaktan illegal işlerle hayatını tehlikeye atarak kazandığı serveti sugar daddylik/mommylik ve gereksiz lüksle yeme eğiliminde olurlar çoğu zaman. hepsi olmasa da, kendi ailemden de gördüğüm çoğunluk böyle.

dedem, babam, amcam sağ olsun, gençliklerinde büyük dedemin dişiyle tırnağıyla savaşarak kazandığı aile servetimizi bazen kumarla, bazen sugar daddylikle, bazen iş kurma girişimleriyle öyle güzel yediler ki, ben zengin çocuğu ya da torunu olamadım orta üst aile çocuğu olarak doğdum zamanla da orta seviyeye kadar geriledik. ''ev var, tarla var, arsa var, araba var bundan iyisi can sağlığı'' modunda takılıyoruz ki ev ve araba ailemden kalmadı kendim kazandım da aldım. şimdi de bu maddi enkazı çok çalışıp kendimi geliştirerek, yurt dışı fırsatlarını analiz ederek tekrar eski seviyesine getirmeye çalışıyorum.

çoğu para kazanmayı bilmedikleri, hazıra kondukları için eldeki kaynakları verimsiz kullanırlar ki hazıra dağ dayanmaz. bu kadar bolluk içinde doğmasına rağmen var olanın üzerine eklemeye devam eden, kendini geliştiren, imkanları yettiği için yurt dışı eğitimlerle kendine takviye yapan grubu hariç tutup saygı duyuyorum.