zihin

1 /
migelo migelo
her insanda var olan ama aslında bi yabancı donanım olan şey.
neredeyse doğduğumuzdan bu yana kullandığımız bu zihnimiz bize herzaman kuşku,umutsuzluk,karamsarlık vs ne kadar bokluk varsa getirir.
gerçekten bize ait olan zihnimiz ise derinlere itilmiştir.o yüzden de nerdeyse hiç farkında değilizdir onun.onu açığa çıkarmanın tek yolu,diğerini susturmaktır.
stylebrisbane stylebrisbane
"yüce zihinler fikirlerle uğraşır, fikirlerden söz eder,

sıradan zihinler olaylarla uğraşır, olaylardan söz eder,

küçük zihinler insanlarla uğraşır, insanlardan söz eder."
afra afra
hayatımızı zihnimiz şekillendirir.
ne düşünürsek o oluruz, arabanın tekeri nasıl öküzü takip ederse, acı da kötü düşünceyi öyle takip eder. hayatımızı zihnimiz şekillendirir; ne düşünürsek o oluruz. sevinç de saf düşünceyi ısrarlı bir gölge gibi takip eder.

-gautama buddha
fucar fucar
kendisine bir şeyin (düşünce, imge vb) gelmesi ile farkına vardığımız yapı.

genelde bilinçle karıştırılır. zihin bedenin merkezidir bilinç ise zihnin merkezidir.
neyin peşindesin neyin peşindesin
zaman zaman dikkatim dağılıyor, hafızam çok zayıfladı" diye üzülen arkadaşlar, ilk önce çok çetrefil görünen aşağıdaki yazıyı bir müddet sonra kendiliğinizden okumaya başlayacak,beyninizin ne kadar harika bir cihaz olduğunu anlayıp moral bulacaksınız.
mutlaka deneyin...sonuç sizi de şaşırtacak.

8u m354j 21hn1m121n n3 k4d4r
h4r1kul4d3, 3tk1l3y1c1 53yl3r
y4pt1ğ1n1n k4n1t1d1r.
845l4ng1çt4 0kum4k 20rdu,
f4k4t 51md1 8u 54t1r1 z1hn1n12
k4f4 y0rm4d4n 0t0m4t1k 0l4r4k
0kuy481l1y0r d3ğ1l m1?
gurur duy4b1l1r51n1z!
s1rt1n121n s1v42l4nm451n1
h4k3d1y0r5unuz!

-alıntı.
quintessence quintessence
boş durmayı sevmeyen, gözlemlenebildiği kadar, gözlemlenemeyen değişik bir şey.

"ağaçtan ağaca atlayan maymunun elindeki bir bardak çamurlu su" gibi tarif edildiğini okumuştum.

bulanık zihinden uzak durmak için dinlendirilmeli ara sıra, en önemlisi maymunun elinden alınmalı.
ben olan ben ben olan ben
zihin aslâ aşağılanmamalıdır. çünkü o gerekli ve vazgeçilemez bir mekanizmadır. ancak bağlanılmamalı, kalitesi sürekli artırılmalı ve arındırılmalı, rafine edilmelidir. çünkü toplama bir düzenektir.

temizliği, bakımı ve onarımı yapılabilir; yeniden çekidüzen verilebilir; üzerinde hakimiyet tesis edilirse istenç’le (irade) yönlendirilebilir de. onunla özdeşleşmediğiniz sürece, onun mu size, yoksa sizin mi ona üstünlük sağlayacağınız henüz belli değildir.

burası belki size daha önce bu biçimde anlatılmamış olabilir. ama belki de anlatılmıştır. örneğin, “bir ben vardır bende, benden içeru!” denilerek... çoğu zaman okuyor, beğenimizi ifade edip geçiyoruz ama buradaki ilk ‘ben’ zihin, ikincisi ise bilinçtir.

budha zihni, mevlânâ zihni, einstein zihni... sıradan zihinlerden elbette ki çok farklıdırlar. ama bir de buda bilincini ve mevlânâ bilincini düşünebilirseniz, aradaki muazzam farkı kısmen de olsa tahayyül edebilirsiniz.


not: kerim soley'in "zihin, akıl, bilinç" isimli makalesinden alıntıdır.
ben olan ben ben olan ben
zihninin işlem sürecini anlayabilen, içsel devrime adım atabilecek duruma ve konuma gelebilmiş demektir. çünkü artık sürekli ve sağlıklı bir zihin-akıl-bilinç işbirliği mümkün olabilecektir. ancak bunların herhangi birisinde işlev bozukluğu varsa, benlikten kurtulmayla başlaması gereken o tanrısal merkeze yolculuk bir türlü gerçekleşemez.

öylesi bir durumda, gerçeğe değil de ancak düşler ülkesine sanal bir yolculuk yapılabilir; bu da hiçbir gelişim sağlamadığı gibi, hiçbir şeyi de olumlu yönde değiştiremez; yani yanılgılar belki farklı bir dozda, ama esas olarak yine eskiden olduğu gibi sürüp gidecek demektir.

çünkü esasa nüfuz edemeyen basit şekilsel tadilâtlar hiçbir işe yaramayacaktır. nihayetinde belki topluma ya da onun bir kesimine biraz daha uyum sağlamış olabilirsiniz, ama ‘gerçek-kendi’nize aslâ.

zaten yorgun ve bulanık bir zihinle gerçeği bulmanın olanağı da yoktur. gerçeği bulamayan zihnin tanrısallığa erişebilmesi de doğal olarak mümkün olamaz.

bu bir bakıma gerçekten kaçıştır; o bir türlü yenilemeyen ve alt edilemeyen korkunun ta kendisidir.

not: kerim soley'in "zihin, akıl, bilinç" isimli makalesinden alıntıdır.
ben olan ben ben olan ben
zihin sürekli olarak ya geçmişe ya da geleceğe doğru çalışır. bu durum kaçınılmaz olarak bizi şimdi’den uzaklaştırır.

oysa ki bilinç şimdi ile, ‘gerçek şimdi’ ile ilgilidir. çünkü öylelikle etkin ve var olabilir, olmalıdır da. bu aynı zamanda gerçek insan olabilmenin de gerekliliğidir. bu nedenle zor olan, gayret isteyen, ‘çalışma’ gerektiren bilincin açıklığı ve sıhhatidir, zihnin değil.

zihin bir biçimde kendi başına ve zahmetsizce, spontane olarak varolabilir. ama spontane bir bilinçten söz edemeyiz. çünkü zihin koşulludur; ama kastettiğimiz gerçek bilinç koşullandırılamaz; sadece devre dışı bırakılabilir.

bilinç devre dışı bırakılırsa size dayatılan her türlü hurafeyi düşünmeden, irdelemeden kabul edebilecek hâle getirilirsiniz. o nedenledir ki onun her an canlı ve işler biçimde tutulabilmesi gerekir.

işte bu da ‘farkındalık’la mümkündür. zaten gündelik dilde ‘bilinçlilik’ veya ‘bilinçlenmek’ dediğimiz şeyler de gerçekte zihinden bilince yönelmek ve onu daha etkin biçimde kullanabilmek demektir.

not: kerim soley'in "zihin, akıl, bilinç" isimli makalesinden alıntıdır.
ben olan ben ben olan ben
zihne en fazla bağlı olanları mantralar, ondan en fazla uzaklaşabileni ise meditasyondur.

zihnin yaratıcılığa engel olmaması için onun etkilerinden mümkünse tamamen kurtulabilmek gerekir ki bu başlangıçta hiç de kolay değildir. zihin boşaltılmadıkça ya da boşlanmadıkça özgürlüğe ulaşılamaz. boşaltılması sürekli özgürlük, boşlanabilmesi süreli (ya da geçici) özgürlük hâlidir. koşullanma, istenmeden de yani kendiliğinden de olabilecek birşeydir; ama içsel özgürlüğe istenmeden erişilemez.

tıpkı bunun gibi yaratıcılık için de zihinsel koşullanmışlıktan kurtulmak gerekiyor; aksi halde ancak tekrarcı, geçmişte varolmuşu yorumlayıcı, ya da kopyacı olunabilir.

not: kerim soley'in "zihin, akıl, bilinç" isimli makalesinden alıntıdır.
1 /