aykut erdoğdu

protestan ahlakı protestan ahlakı
(bkz:beta )

alpha fucks beta bucks.

yani alfa siker beta öder. 50 kişinin başına bela almadan yattığı kadınla evlenmek için partideki liyakatin içinden geçmiştir. bir kadınla beraber olmak için onurundan vazgeçmiştir. öbür taraftan da başka bir manyak tarafından da tuzağa düşürülmüştür.

kamer genç… yiğidim. yürüyen taşşak. cumhuriyet alfası. kadınlar çiçektir ben de suladım diyip geçmiştir.

allah

dumrul dumrul
çeşitli dinlerde çeşitli adlandırmalarla anılan "tanrı"ların her biri o dine özgü farklı niteliklere sahiptir. bunların hiçbiri aynı kapıya çıkmaz. mesela insanlarla güreşen bir de üstüne güreşte yenilen yahudi tanrısı, islam'ın allah'i ile nasıl aynı kapıya çıkabiliyor? bunların her birinin farklı bir tanrı tarifi var. farklı bir evren tarifi var. insanlardan en azından neye inandığını bilmesini bekleme lüksümüz de olmasın mı?

kimsenin inancı konusunda kimseyi eleştirme hakkı olduğuna inanmamak ilginç bir şey. bugün dünyada eleştirinin kutsallığına inanan insan sayısı ineğin kutsallığına inanan insan sayısından çok daha fazla. yani kusura bakmayacaksınız kutsallar hakkında yüksek bir hassasiyetiniz varsa her şeyin eleştirilebilir olduğunu, bu hakkı kimsenin kısıtlayamayacağını da kabullenmek durumundasınız.

üstelik bugün sahip olduğunuz her çeşit bilgiyi, her çeşit teknolojiyi ve mevcut yaşam tarzınızı eleştiri dışı bırakmaya çalıştığınız dinlere değil, eleştirel akla borçlusunuz. dünyada hiçbir otorite kimseye eleştiri hakkını lütfetmedi. eleştiri dediğimiz balyoz bu otoriteleri kıra döke kendi varlığını ortaya koydu. inanç özgürlüğünün dahi temelinde adına eleştiri dediğimiz balyoz vardır. dinlerin hiçbiri diğerinin putlarını bu balyozla yıkmadan var olmayı başaramazdı.

mahmut ustaosmanoğlu

adamebovary adamebovary
bakın yukarıda bir paragraf var ve oradan kendisini övmek için kullanılan 3 kısmı cımbızlayacağım.
hikmet sahibi
evliyaullah
rabbim şefaatine nail eylesin.

şimdi bu kavramları yazan kişi/bu sıfatları yükleyen kiş kafirdir desem hede hödü der hemen. oysa ki açıp bir kez kuranı okusa allaha ve peygambere ait vasıfları başka birine yükleyen kişinin kafir olduğunu bizzat kuran kendisi söyler. eee müslüman değil mi, kuran okudu değil mi? neresiyle okudu belirsiz.

geldik ilk kavrama: hikmet kelimesinin kökeni hükmdür. hükm ise yalnızca allaha ait bir özelliktir. allahın bir sıfatını kalkıp kula yükleyen ise kafirdir.

i̇kinci kavramımız ise evliya.
evliya kelimesi çok tartışmalı bir kelime. kuranda evliya kelimesi özellikle allahtan başka dostlar edinenler anlamında kullanılır. ki kuran allahtan başka dost edinenlere öfke kusar, lanetler yağdırır. nereden çıkar peki bu kelime bu denli kötüyken? cüneyd-i bağdadi denen sahte peygamber, tarikatların fikir babası lağım çukurundan. bakın o kelimeleri yazan daha cüneyd-i bağdadi ismini duymamıştır bile.

son olarak geldik şu şefaat meselesine.
kurana göre şefaat etme peygamberlere ve allahın seçtiği bazı özel kullarına tanıdığı bir haktır. kuran iyi incelenecek olursa bunun peygamberler ve ehlibeyte özgü olduğu hemen fark edilecektir. bunun yanında ehlibeytten herkesin bile şefaat edemeyeceği kuran net bir şekilde söyler.

eeee be pezevenk, sen allah mısın lan? kimin şefaat edeceğine nereden karar veriyorsun? kendini allah yerine koymak kafirlik ve affı olmayan tek günah değil mi?
sorsak müslümanlar amk, yersen.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

adamebovary adamebovary
onlarca saat terapiye gittim,
onlarca kez psikiyatr kapısı arşınladım,
binlerce ilaç içtim,
defalarca tanılara inandım,
binlerce sayfa makale okudum onlar hakkında,
hiçbir boka yaramadı.

sonra;
onlarca gün bar kapısı arşınladım,
sayısını hatırlamadığım kadar çok kaheh kaldırdım,
yüzlerce tanımadığım insanla içtim,
sidik kokan emekli birahanelerinden, en iyi meyhanelere kadar gezdim
sadece uyuştum, bir faydasını görmedim.

bir gün biri baktı bana, sadece ağzından bir cümle döküldü; abi, ne rezil haldesin.
bıraktı gitti beni öylece, iki gün sonra arayıp bir kahve içelim deyip bir kitap tutuşturdu elime.
bir kitap hayatımı değiştirdi. sorunlarımı çözdü. binlerce kadehin, binlerce ilacın ve terapinin veremediğini verdi.

unutmayın,
sorunlar siz keşfedip anlamlandırdığınız an çözülür, bilmeyip kapı kapı sorunum ne dediğinizde değil.
1

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

akrep kadın akrep kadın
kader insanların seçim anlarında verdiği kararlardan ibaret.
baştan seçilip karar verilmiş ve adım adım uygulanmış şeyler için ne söylenir bilmiyorum. müstehak olabilir.
dün 19 yıl önce yaptığım bir seçimin yıldönümüydü. maalesef doğruluğu bugün tartışılır bir seçim. ve insan ister istemez bir süre kafasını buna yormadan edemiyor. i̇yi ki yaptım dediğim bir yanı da var, keşke yapmasaydım dediğim yüzlerce anı da...

bugün içinde bulunduğum farkındalık geçmişte olanların sebebiyse ve olmayı seçtiğim insan o günlerin yarım kalmışlığı ise bundan memnunum.

kendimi artık insanlara o günkü kadar tabi hissetmiyorum mesela.

içimde uçan kelebeğin ya da belki için için yanan o ateşin karşı tarafla çok ilgisi yok. çünkü bilirim ki her şeyin bir miadı var. kısa ya da nispeten daha uzun.

kelebek uçmak isterse uçar, ateş yanmak isterse de yanar. baktım kelebek yoruldu ateş sönmeye yüz tuttu. miadı doldu, etler pişti, üzerinde közde kahve pişti... masadaki ben artık doydum dedi. belki kahveyi bile istemedi... piknik ateşi gibi üzerine dökecek suyum hep kenarda durur. çünkü üzerinde pişecek şeyi kalmayan bir piknik ateşini yakmaya devam etmek anlamsız.