insanı yoran şeyler

dumrul dumrul
şu profilin dünyanın her yerinde aynı olması:

twitter.com

bacımız başkenti medine olan birleşik islam devletlerinin kurulmasını istiyormuş:




"we all muslim states should create" derken türkiye'yi, azerbaycan'ı filan islam devleti yapmış. yetmemiş iran'la suudi arabistan'ı da birleştirmiş.

bacımız da şu yani...







islamı biliyor desen islam'ı bilmiyor. şii nedir, sünni nedir, bunlar birbirlerini nasıl görürler, 1400 senedir niye birbirlerini kesiyorlar desen hiçbirini bilmiyor. hadi bari laikliğin ne olduğunu sorsan ondan da habersiz.

dinimiz amin. belki neye inandığım hakkında zerrece fikrim yok ama siz ske ske saygı duyacaksınız.

insanı yoran şeyler

gamlı baykuş gamlı baykuş
iki gün önce sadece tek bir alıntı cümle yazmıştım bu başlığa. ilk aklıma gelen de, o an söylemek istediğim de oydu; "hayatın bütün zorluğu çok basit olmasında".

çünkü çoğu zaman hayatın çok basit olduğu gerçeğiyle yaşıyorum, özellikle de konu bireysel sorunlarımken. bir de hayattaki en korkunç acının ve en hüzünlü sonun, yani ölümün herkes için ortak olması bana müthiş bir rahatlama hissi veriyor. ha korkmuyor değilim, ya da hep yaşamak istemiyor değilim, başka hiçbir ölüm görmek istemiyor değilim ama en azından herkesin bunu yaşayacak olması fikri beni biraz daha rahatlatıyor olabilir....

ama ölüm kısmını geçersek; işin içine sokak hayvanları girince, sevdiğim insanların hastalıkları girince, hayattaki berbat adaletsizlik hali girince ve milyonda bir de olsa işin içine aşk girince işler değişiyor sanki. bunlar bana hiç iyi gelmiyor.

sonra düşünüyorum; her şey hem bu kadar basit, hem bu kadar zor nasıl olabilir? işte bu dilemma beni yoruyor zaman zaman.
sonra düşünüyorum tekrar, hayat diyorum, hep mutlu olunması gereken, her an iyi hissedilmesi gereken bir yarışma değil ve kaldırıyorum başımı. bugün böyleyse böyle, yarın da çok keyifli olursun olur biter diyorum.

z kuşağı

dale nunes dale nunes
okudukları, izledikleri, sevdikleri, giyinişleri, fikirleri kısacası her şeyleri malca görünen yeni nesil. aklı başında ve düzgünü azdır, pohpohlanmadan dolayı da götleri çok kalkıktır.

eskiye ve eskiden herkesin sevdiği şeylere karşı özel bir garezleri vardır bunların. ayrıca her şeye çöp demek adetleridir. birkaç netflix dizi ve filmi, saçma sapan müzik grupları ve sikko sanal alemler sözüm ona mükemmeliklerini sergiledikleri sahnelerdir.

buralardaki şablona uymayan herşey ama herşeyi çöp yerine koyarlar. mesela şener şen filmleri çöptür, kemal sunal filmleri çöptür, bütün yönetmenler çöptür, eski diziler çöptür, bütün hayat, her şey çöptür. peki hayat ne zaman başlar. 2000 lerde. niye? internet yaygınlaştı çünkü.

bana göre ahistorisizm bunları en iyi tanımlayan kavramdır.

yazarların söylemek istedikleri

bona fide bona fide
benim iki alttaki komşularım baya yaşlı bir amca bir de teyze. nasıl tatlılar anlatamam. aşağıda birini görseler sepetle bir şey ikram ederler hemen.

amca baya hastaydı bu aralar. sürekli hastaneye giderken görüyordum. bazen market poşeti falan taşırken rastladığımda ben taşımak isteyince kabul etmezdi. israr etmeme rağmen ben taşırım oğlum sağol derdi.

bugün eve geldim, kapının önünde resmi bir araç var. biri bilgisayardan bir şey yazdırıyor. yaklaşınca doktor olduğunu anladım. ölüm raporu tutturuyor maalesef. amca sizlere ömür. 15 dk sonra da cenaze nakil aracı geldi aldılar götürdüler.

eve giresim gelmedi bir süre. ölümün soğukluğu olur ya hani öyle bir soğukluk kapladı apartmanı. kaçar gibi çıktım hemen. onca ölü gördüm hayatımda, çok trajik şeylerle karşılaştım. gözümün önünde son nefesini verenler oldu. etkilenmem normalde ama tanıdığın biri olunca garip hissediyorsun.

şimdi de rüyama girdi diye uyandım. yazayım dedim.

bir de şey, sakız hanımla mahur bey şarkısı aklıma geldi düşününce. dinleyelim madem.