evlenmeden aynı evde yaşamak

the bridge of khazad dum the bridge of khazad dum
bir ay gibi bir süreliğine deneyimlediğim hede.
evlilik gibi bir gündem yoktu. bir akşam kaldı, iki akşam kaldı bir de baktım ki bir ay olmuş. bir yerde evlilik hayatına döndü ve ben hiç mutlu olamadım. yedi yirmi dört aynı yerdesin. yalnızlığı seven birisi için çok hoş değil. kendime ait bir alan aradım o süre zarfında. hadi bunları geçtim bir yerde sorumluluğun artıyor. iki kişilik yemek yapmak, daha fazla çamaşır yıkayıp, daha fazla ütü yapmak, darlanmıştım. sağolsun bir kere de yardım edeyim dememişti. (hshdhsjnsnd) her neyse, evliliğin bana göre olmadığını hissettim. daha sonraki zaman sürecinde de evlilik teklifini geri çevirdim.
yani, birlikte yaşamayı deneyimleyincesi o kişiyle bir ömür paylaşmak isteyip istemediğinizi az çok anlıyorsunuz. bir yerde iyi bir şey. imkanınız varsa deneyimleyiniz.
5

türkiye nin en büyük sorunu

laleli esnafı laleli esnafı
"türkiye'nin en büyük sorunu" diye bir kavram kullanılması pek doğru değil. ve spesifik bir karşılık verilmesi de. büyük sorunlar oluşturmaya devam ediyor çünkü. mesela birisi "kürt"diyorsa, ona cevap olarak birisi gelip "türk milliyetçiliği" diyecek. sonra bu " bölücü orospu çocuğu", "ırkçı piç" olarak devam edecek karşılıklı. al sana durduk yere sorun.

mesela ; kuran kursundaki taciz sorun. o çocukları bu devirde hala kuran kursuna göndermek sorun. çünkü dindar insanlara güvendim demek sorun. neden güvenmeye ihtiyaç duyduğun sorun. ihtiyaçların baştan aşağı sorun. neden sorusunu bırakmadıkça sorun hiç bitmiyor.

şimdi şu sol frame'e bakıyoruz ; mansur yavaş'ı yıpratma reklamları var. mansur yavaş onlardan biri olmasa da türkiye sınırları dahilinde siyaset yapan ve yer yer, kısa süreli olarak sempati duyduğum insanlar olabiliyor. ama genel tavrım "alayının amk" düzeyindedir. müthiş bir düzey beklemiyoruz tabii ama yine de propagandalarını, rakiplerini yıpratmaktan ziyade kendini sevdirmek zeminine oturtsalardı keşke.

alta iniyoruz, evlenmeden cinsel ilişkiye girmek onursuzluktur başlığı var. karıncayı yürüdüğü yoldan başka yöne çevirene bile ayar olurum. bireylerin seçimi, tercihi üzerine üzerine öyle hassasım. o yüzden bu başlık için konuşmak dahi yersiz.

orhan veli 1950'de öldüğünde cebinden bir ekmek parası bile çıkmamıştı. savunduğu fikirler yüzünden. iş yapamıyordu, parası olmadığı için sait faik gelir alırdı evden. neden söyledim bunu. sol frame'e bakmaya devam ettiğimizde kuran kursu başlığını, biraz altında türkçe ezana şahit olan arkadaşımızı ve onun altında da kuran kursunda tecavüze uğrayan çocuğu görüyoruz çünkü. bunlar ne bela şeylermiş ki; neredeyse 70 sene önce bu iki konuyla ilgili eleştirilerini korkmadan söylediği için bir şair beş parasız ölüyor. bugün 2019'un mart ayındayız. boğazımızdaki boktan kurtulamamışız.

eğer ortada gerçekten büyük bir sorun varsa , çok fazla sorunun olması ve bu sorunların da birbiriyle organik bağının olmasıdır.


kuran kursları

dumrul dumrul
yine aynı meseleyle gündeme gelmiş.

(bkz: mersin de 12 yaşındaki çocuğa tecavüz edilmesi)