popoya kadar şort giymenin mantıklı açıklaması

platonun ütopyası platonun ütopyası
öncelikle sıcak ve sıcağı dert etmesek de nemin çok olduğu konusunda hem fikiriz. fakat sıcak ve nem, bu şekilde giyinmek için mantıklı bir sebep oluşturmuyor. çünkü pek çok şort modeli olmakla birlikte başlıkta kastedilen kalçanın alt kıvrımlarının göründüğü şorttan ziyade mayomsu bir şey olan tekstil ürünü. kişi kalça bitimine kadar uzanan boyu bir iki cm daha uzun versiyonlarını tercih ediyorsa bu başlıkta bunu sorgulamıyoruz.

bu yüzden kalçalarının alt kısmını lanse eden bu tekstil ürününü tercih eden arkadaşlarımızda bir nebze de olsa dikkat çekmek, daha seksi görünmek, göze çarpmak, rakiplerininse sinirini bozmak, onların önüne geçmek, onları sindirmek vs. amaçları gözlemlemek mümkün olacaktır.

kişi istediğini giymekte özgürdür ama elin ağzı torba değil ki büzesin. zaten sözlükler de bunun için yok mu? biri bir şey atar ortaya ve üzerine herkes bir şeyler söyler.

kiraz

çok uzakta öyle bir yer var çok uzakta öyle bir yer var
çıplak heykeller yapmalıyım.
çırılçıplak heykeller
nefis rüyalarınız için
ey önünden geçen ak sakallı
kasketli,
yırtık mintanından adaleleri
gözüken
dilenci
sana önce
şiirlerin tadını
aşkların tadını
kitaplardan tattırmalıyım
resimlerden duyurmalıyım,
resimlerden...

şu oğlan çocuğuna bak
fırça sallıyor
kokmuş manifaturacının ayağına
dörtyüzbin tekliğinden
on kuruş verecek.

seni satmam çocuğum
dörtyüzbin tekliğe.
ne güzel kaşların var
ne güzel bileklerin
hele ne ellerin var, ne ellerin

söylemeliyim
yok
yok... meydanlarda
bağırmalıyım,
bu küçük
güllerin buram buram tüttüğü
anadolu şehri kahvesinde
kiraz mevsiminin
sevişme vakti olduğunu.

resimler seyrettirmeli, şiirler
okutturmalıyım.
baygınlık getiren şiirler.

kiraz mevsimi, kiraz
küfelerle dolu pazar.
zambaklar geçiriyor bir kadın.
bir kadın bir bakraç yoğurt
götürüyor
sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
belediye kahvesinde hakla o eski,
o yalancı
o biçimsiz bizans şarkısı.

sana nasıl bulsam, nasıl bilsem
nasıl etsem, nasıl yapsam da
meydanlarda bağırsam
sokak başlarında sazımı çalsam
anlatsam şu kiraz mevsiminin
para kazanmak mevsimi değil
sevişme vakti olduğunu...

bir kere duyursam hele
güzelliğini, tadını,
sonra oturup hüngür hüngür
ağlasam
boş geçirdiğim bağırmadığım
sustuğum günlere
mezarımda bu güzel, uzun kaşlı
boyacı çocuğunun
oğlu bir şiir okusa
karacaoğlan'dan
orhan veli'den
yunus'tan, yunus'tan...

sait faik abasıyanık

toplu taşıma aracında bebek emzirmek

vandal savage vandal savage
belki daha önce şahit olanlariniz vardir ama bugün izbanda ilk defa denk geldiğim bir olay. başka bit şehirde olsa nasıl tepkiler verilir az cok kestirebiliyorum ama izmir'de beklenilen gibi oldu sanirim. kadının cocugunu emzirdigi bolumde kimse durmadi neredeyse bos kaldi o vagon. emzirmek adina daha uygun bir yer icin bekleyebilirdi ? bekleyemezdi ? tartismalari elbette olur ama kadin tercihini yapti ve toplu tasimadaki yolcular da saygisini gosterdi.

saygi duymak ile beraber kisisel olarak tam oturtamamis olsam da bu durumu aklima takilan bir de su var.

kadin daha rahat beslesin diye vagonu neredeyse boşaltmak mi medeniyet ? yoksa hic bir gozun kadina degmeden herkesin yerli yerinde yolculuk etmesi mi ? bilemedim.

edit : imla
2

askere giden sevgiliyi aldatmak

ünsüzdüşünür ünsüzdüşünür
edebiyatseverler aşağdaki resimi görünce anlatacağım hikayeyi hemen tahmin etmişlerdir. bilmeyenler için ben anlatayım.

aşağdaki resimdeki şahıslar, amerikan edebiyatının büyük yazarlarından j. d. salinger ve sevgilisi oona o'neil.



o zamanlar salinger ve oona birbirine aşık iki sevgilidir. hatta salinger, oona' nın çok sığ bulmakta ve paylaşabilecek pek birşey olmadığını düşünmektedir. buna rağmen ikiliyi bir arada tutan şey aralarındaki aşktır.

ikinci dünya savaşının patlak vermesiyle orduya katılan salinger, bir süre sevgilisiyle iletişim kuramaz. daha sonra mektuplaşmaya başladıklarında bir şeylerin ters gittiğini hisseder. ve bir süre sonra kendisi hala askerdeyken magazin haberlerinden charlie chaplin ile oona o'neil' ın evlendiğini öğrenir.

durum şudur ki oona en büyük hayali holywood yıldızı olmaktır. o yıllarda charlie chaplin' in gölge ve cisim adlı filmine oyuncu aradığını duyan oona seçmelere katılır ve bu şekilde charlie chaplin ile oona tanışmış olur ama söz konusu film asla çekilmemiş, oona hiçbir zaman holywood yıldızı olamamıştır. ancak bu durum salinger' ın hayatında derin bir yara açmıştır.

charlie chaplin, oona ile evlendiğinde 54 yaşındaydı. oona ise sadece 17 yaşındaydı.

şehirler arası otobüs yolculuğu

zekiçevikahlaksız zekiçevikahlaksız
sikimeko marka kek, hos hos ayarsız çarpan klima, koltuğu fizana kadar yatırmak suretiyle dizlerinizi çürüten ayıcık yolcu, afyonda sucuk döner yiyip tvdeki oyun kısmında 101 oynayan teyze, bazı bazı ayak kokusu, horlama, bebek sesi, çocuk vızıltısı ve meraklı çocuk, polifonik melodi ile çalan yaşlı telefonu ve yaşlı ile çocuğu arasındaki iletişim krizi, alttan alttan gelen bir uğultu halinde oyun havasından ilahiye geniş repertuvarlı şöför mix cd, mola yeri soğuğu, tüm yol boyunca otobüs on kamerasından yolu izleyen sayko dayı tüm bunları hafif nemli ortamda 28 gün ön tarafı ü'sü lale şeklinde yapılmış türkiye amblemli arkası ünsallar hafriyat reklamlı dandik kolonyalı mendile sarılmış şekilde bekletirseniz siz de kendi şehirlerarası otobüs yolculuğunuzu elde edebilirsiniz.