yeni giri

selahattin demirtaş

trojan2005
3 gün önce ahmet hakana öcalan ne derse o deyip 2 gün sonra öcalan'ın açıklamasıyla dumur olan ve ne yapacağını bilemeyen politikacı.
bu şartlarda silah bırakılmaz dedi, ama apo'nun sözünün üstüne söz söylemiş oldu.
şimdi adamın 2 patronu var, 1 tanesi halkı elinde tutuyor, doğumgünlerini filan topluca kutluyorlar, diğeri de silahları elinde tutuyor. dağdakiler belli ki öcalan istedi diye silah filan bırakmayacak, bu durumda işler karışacak.
selahattin de hangisine yamanacağını bilemez durumda. öcalan bir karayılana yaptığı gibi bayıkı da devirip patron benim derse selocan da patronunu bilecek. şimdilik patronu bayık olacak gibi görünüyor.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
yeni giri

tolgay arslan ın liverpool a attığı gol

bir sessiz adam
her beşiktaş muhabbetine 8-0 ile başlamak hakikaten sıktı.
o halde ingiltere'ye 8-0 yenilen milli takım, sigma'ya 7-1 yenilen fenerbahçe, fenerbahçe'ye 6-0 yenilen galatasaray' ın da hiç bir başarısının anlamı yok. (ki daha onlarca hezimet sayabilirim. bunlar ilk akla gelenler.)
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
yeni giri

biseksüellik

alraundelberin
şimdi olaya şöyle bir açılım getirmek gerekli sanırsam:

heteroseksüel olmak yani karşı cinsinizden hoşlanmak, karşı cinsin her bireyini çekici bulduğunuz anlamına gelmez. böyle bir şey olabilir mi, iki saniye düşünün gerçekten... ayrım gözetmeden her kadının ya da erkeğin koynuna atlıyor musunuz?

sağlıklı bir bireyseniz sizden "hayır" yanıtını aldığımıza göre, biseksüellerin de kadın/erkek ayrımı gözetmeksizin gideri olan herkese atlayan bir çeşit mahlukat olduğunu düşünmek yanlış ve de saçmadır.

insanlar arasındaki çekimi yöneten bazı dinamikler vardır; ki bunu kısaca enerji diye tanımlayabiliriz. en alt skaladaki enerji tamamen fiziksel arzulara tekabül ederken, yukarıya çıktıkça birisini zihinsel, duygusal ve en nihayet ruhsal olarak çekici görmeyi öğreniriz. işte bu mealde, genelleme yapmanın yanlış olduğunu düşünsem de, biseksüellerin birisinin safi kaşına gözüne değil de daha çok enerjisine ve ruhuna çekim duyma kabiliyeti daha yüksek, belki de daha bir algısı açık insanlar olduğunu düşünüyorum. "aşk cinsiyet tanımaz" derken aşağı yukarı söylenmek istenen de budur; ama ben burada "aşk" sözcüğünü kullanmaktan kendi adıma imtina ediyorum; çünkü aşk çok güçlü bir duygu ve karşı cinsimden başkasına aşık olduğumu hatırlamıyorum.

bununla birlikte gerçekten hayranlık duyduğum bir tane kadın oldu, ve o da kendimce özel bir sebeple. bir kadının başka bir kadın karşısında kendi dişiliğinden ödün vererek erkekleşmeden ve kıskançlık duymadan hayranlık duyabilmesi, gerçekten o enerji bandında olmayana anlatılamayacak bir şeydir. bu belki de "kendinizi" aynada görmek gibidir; ve ancak çok nadir gerçekleşebilecek bir şeydir. bu mealde, tesadüf olamayacak şekilde kendime benzettiğim o kız da bir aynaydı diyebilirim.

onunla beraber olur muydum diye kendimi defalarca sorgulamışımdır; ki bu teknik olarak mümkün, çünkü o biseksüel... buna en dürüst yanıtım şu olabilir: düşünsel açıdan baktığımda, içimdeki deneysellik ve merak aşkına bir şeylere başlayabilirdim, ama devamını getirebileceğimden emin değilim, çünkü homoseksüel bir eyleme yönelik şu ana dek erkek karşısında hissettiğim gibi bir arzu ya da heyecan hissedemiyorum. işler fiziksele dökülecekse, "çekici buluyorum" dediğim herhangi birisini en önce ruhuyla çekici bulduğum için tüm bu tanımlamaları ve etiketleri aslında sevmesem de, biseksüel bir ilişkiye ok verebileceğim enerji bandında değilim. olabilme hakkımı ise saklı tutuyorum, çünkü bundan bilmem kaç yıl sonra başıma ne gelir bilmiyorum. büyük konuşmamayı öğrendim. o yüzden de hiçkimseyi (anlamasam da) yargılamıyorum.

söylemeden geçemeyeceğim; bu konu üzerine düşününce, içimi en çok kanatan düşünce, aslında erkeklerin, ya da daha ziyade belli bir erkeğin gerçekten güçlü iki kadın karşısındaki güçsüzlüğüdür. bu (benim algıladığım frekans bandında) öyle bir kombinasyon ki, erkeği direkt olumsuzlayıp, işlevsizleştirip, yetersiz/gereksiz gösterip çıkarıyor aradan; o amaç ya da niyetle husule gelmiş bir durum olmasa da, ve tam da bu nedenle... işte bu, gerçek feminizmin doruğudur... gerçek feminizmse kendi içindeki feminen/maskülen (yin/yang) dengeyi oturtmuş bireylerin, feminen prensibi bir adım öne geçirmesinden başka şey değildir. iki katı dişileşiyorsunuz diyorum; böyle bir durum karşısındaysa erkeklerin (ya da bir erkeğin) haline acıyorum. olay gariplerin çoğunun algıladığı gibi "oh ne güzel, threesome" düzeyinde işlemiyor burada, öyle bir şey de zaten söz konusu olamaz izah ettiğim nedenle. o vakit bir kadına gerçekten aşık olunca düştüğünüz hali düşünün ve o halet-i ruhiyeyi iki kadın karşısında ikiyle çarpın; ikisinin de etkiniz altına girmeyeceğini, ve keza sizi etkileme kaygısı da gütmediğini de bilerek... burada zayıf konuma, hatta dehşete düşecek, kıskançlık gibi olumsuz duyguları tecrübeleyecek olan taraf erkek olur; hem de "normal yoldan" gerçekleşmeyeceği bir şiddette... yüzeysel bir düzlemde sadece lipstick lezbiyenlerin varlığı bile bir erkeğe göre dünyanın en adaletsiz şeyi olabilecekken, karşınızda, bırak lezbiyenliği erkeklerle de gayet güzel vakit geçirip üstelik dünya alemin gönlünü fethetme kapasitesine sahip bir kadın. (noktadan sonrasını bulamadım.)
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
yeni giri

bir kitabı herkes okuyor diye okumamak

bedevi bahtsız
aslında aklıselim kişinin yapacağı iştir. ama aşırıya kaçmamak kaydıyla. sadece kitap film tarak kürek diye değerlendirmemek lazım. en basit örnek:

birileri birşeye yoğunlaşıyorsa inadına yoğunlaşmam, çünkü çok salakça birşeydir çoğunlukla, çoğunluğun(yani toplumun) ilgilendiği şeylerdir. post modernizm(yani moda akımlarına modaya falan uymak, takip etmek falan) süzme gerizekalılıktır. ama şunu gözden kaçırmamak lazım:
bozuk saat bile günde 2 defa doğruyu gösterir. çok net biliyoruz ki, bu aralar bu ülkede sakal modası var. ben de hep sakal bırakma taraftarı olmuşumdur, suratımda kaymak gibi yer olunca rahatsız olurum. e şimdi, sakal bırakmak moda oldu diye ben kendi zevkimden mi vazgeçeyim? yani velhasıl kelam, eğer bir kitap ilgini çekiyorsa oku güzel kardeşim, zorla aykırı olmaya çalışarak da sen ters moda akımına kapılırsın. aykırı olma modası.

haydi kalın sağlıcakla.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
yeni giri

yaşar kemal

bona dea
yaşar kemal bugün gerçekleşen çözüm süreci toplantısını görse çok mutlu olacakmış. televizyon kanallarında bütün dingolar bunu söylüyor. koskoca yazarı giderayak çözüm süreççisi yaptılar. abd-tayyip-apo-barzani eksenli çözülme-kurulma planı hiç bir zaman yaşar kemalin hayali falan olmadı; o daima kardeşlik dedi, eşitlik dedi, insan hakları dedi. kendi kirli kurguları ile kimseyi kirletemezler..
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
yeni giri

ismet özel

larukkasay2
"ben ismet özel, şair, kırk yaşında.
her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
ben yaşarken koptu tufan
ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
her şeyi gördüm içim rahat
gök yarıldı, çamura can verildi
linç edilmem için artık bütün deliller elde
kazandım nefretini fahişelerin
lanet ediyor bana bakireler de."
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın