tacizle gelen intihar

hiphopotam
şu insanların ruhları ölünce huzur buluyor mudur?
artık bıktım zira, orta doğu çöplüğü yazmaktan, küfürler etmekten, hiç tanımadığım insanların 15-20 satırlık ölüm hikayeleri üzerinden empati kurup bütün hayatını gözümün önüne getirmekten, kafayı yemekten, dayanamayıp göz yaşı dökmekten.

keşke bulmasalar, keşke geri dönseler tüm intikam hisleriyle, keşke intikamlarını alsalar, keşke kurunun yanında yaşı da yaksalar. sadece tecavüzcüsünü değil. o binayı toptan ateşe verseler. içinden en küçük bebek bile kurtulamasa... keşke insanlar korksalar, böyle şeylerin şüphesini hissettiğinde o korkuyla müdahale etseler, önüne geçebilseler.

ruhum öldü benim daha yaşarken... yazık. gencecik, pırıl pırıl... kardeşiyle bile görüşmekten imtina ediyor. travmalarından kaçmak için öz kardeşiyle bile görüşmüyor. ben ölümün kıyısından döndüğüm bir kaç anı tut, en sıradan soğuk algınlığında bile kardeşimin varlığı, neşesi, enerjisiyle tutundum hayata. kendim için vazgeçtiğim günlerde mücadeleye devam etme sebebim oldu... kardeş ya bu. anne baba üzerine bir lanet gibi çökse bile ortak kaderi paylaştığın kişi, kan, can... bu kadar bağıntısız, bu kadar ruhu yalnız bir insan nasıl yaşar. öldüğü gerçeğini bir kenara koyalım, öldüğü ana kadar nasıl yaşadı bu kızcağız.

intikam çare mi? merak ediyorum. bu insanlara intikamını alma şansı verseler iyileşirler mi? çok küçük bile olsa bir hayatları olur mu?... en ufak bir şansı varsa o insanların intikamla iyileşmelerinin o ortamı sağlamak için tüm hayatımı veririm.

kız kardeşim var benim. 4 yaş var aramızda. korumak için neler yaptım. "sen özgür bir kadınsın bunu unutma" derken bütün şehri nasıl ayağa kaldırdım kılına zarar gelmesin diye... yıllarca onu takip eden gözler olduğunu bilmeden, öz güvenle büyüsün diye nasıl mücadele verdim. o takip eden gözler hiç bir zaman "ne yapıyor" diye değil "bir şey olursa direk müdahale edin" diye oradaydı. neden ben kardeşimi takip etmek zorundaydım ki?.. korktuğumdan... neden korktum? bu toplumdan. yıllar sonra kardeşim devamlı koruma altında olduğunu hissettiğini, varlığım için minnettar olduğunu söylerken utandım ben. kardeşim benim korumam olmadan niye güvende kalamıyordu?! niye?!
yıllarca savaş verdim onun için topluma, aileme, lüzumsuzca aileme karışan akrabalarıma karşı... ben hayatımın tüm hatalarını onun varlığı için yaptım. benim hatalarım onun hayatının basamakları oldu. ben hırsızlığı o dondurma istedi diye kumbaramdan para çalarak öğrendim, ben gözü dönmüşlüğü yanan okuldan "bir şey yoktur abartmayın" ihmaliyle kardeşimin sınıfını geç çıkaran ve zehirlenmesine sebep olan öğretmenin kafasını yardığımda öğrendim. durduramadım kendimi... ya mesele ben değilim. hayatı kardeşimi korurken muhafaza ettim ben.

bu kızcağız en ama en önemli bağını, kardeşini görmüyor. haberi okurken canım yandı. ama en çok orada yandı. ruhum kesildi ruhum...

anne, baba.... nasıl olur? kardeşiyle bile bir insan uzak kalacak kadar nasıl yaralanır!..

var mı ya bir allah? var mı gerçekten? bu lanetli ruhları cezalandırabilecek bir allah gerçekten var mı?... burada yapan yaptığıyla kalıyor. ceza evi işkence değil, 2 yıldızlı konak evi oluyor onlar için...

ölüp öğrenesim var o ruhların ceza alıp almadıklarını... bu yük bana ağır geliyor. dünyanın neresinde olursam olayım kurtuluşu yok bunun. ağır gelecek.


benim kardeşim şimdi sosyal hizmetler görevlisi. tacize uğrayan, darp gören, tecavüze uğrayan kadınlara yardım ediyor. her gün. her gün en az 1 tane can güvenliği tehlikesi vakası oluyor abi diyor bana. ya başka şehirden bize geliyor, ya biz gönderiyoruz... ruhum yoruluyor abi ama insanlara faydam dokunuyor ya. rahatlıyorum diyor... daha bugün bir anne, 14 yaşındaki kızını "bana vermezseniz yakarım burayı" diyerek binada ortalığı birbirine katmış. kız babasının tecavüzüne uğramış. kadın "benim kocam öyle bir şey yapmadı. o kaltak sevgilisiyle yattı suçu kocama attı. verin onu bana geberticem" diye yırtıyor ortalığı...

ben anlatmak istediklerimi anlatamayacak kadar doluyum. belki de saçmalıyorum. belki de gelişi güzel yazdıklarımdan içimde bir şeyin derdi var. çözülmüyor bu içine sıçtığımın derdi. onu anlıyorsunuzdur... siz de dertlenin ulan... nasıl dertlenmiyorsunuz!..

ölümden sonra cehennem var diyorlar. ruhum alev aldı ulan benim. ne cehennemi?

vajina yalamak

zeus amca
başlık "bir kadına oral seks yapmak" şeklinde olmalıdır diyerek şu şekilde kısaca yazıp çıkmak istiyorum.

cinsellik hiçbir zaman tek taraflı olmamıştır ancak ne yazık ki tabuların olduğu gelişmemiş ülkelerde erkeğin orgazmı üzerine kurulmuştur. cinselliği partnerinizle konuşun. onun isteklerini sorun. hoşlandığı şeyleri sorun ve öğrenin. genellikle taraflar belli etse de sormakta her zaman fayda vardır. onun isteklerine karşılık verin ki o da sizin isteklerinize karşılık versin.

diğer taraftan ilişkileri bile sahtelikle yürüten insanlar için cinselliğin anlamı sadece seks olacaktır. dolayısıyla çoğunuzun umrunda bile olmayacaktır bu. umrunda olan çiftler zaten yazılanları yapabilen, birbirine saygısı olan çiftlerdir.

ağlayın kuzularım, o beni kullandı, sadece bedenimi istedi diye. çünkü cinselliği küçücük kaplara sokup anlamsızlaştırıyorsunuz. siz daha cinselliğin ne olduğunu bile bilmiyorsunuz. ne birbirinize saygınız var ne de kendinize. yıl olmuş 2016 hatta neredeyse 2017, hala oral seksi konuşuyoruz. adamlar mars'a gitmek için hazırlık yapıyorlar. cinsellikle filan da alakası yok. kadının bedenini didik didik edin siz olur mu?

gezi parkı direnişi

yılmazyıldırır
tomaların üstüne 4. günden sonra türk bayrağı asmak zorunda kaldılar. su sıktıkları adamların ellerinde türk bayraklarını görünce, 3 kuruşluk akılları yandığından idrak edemediler neyle karşı karşıya olduklarının. halk ayaklanması nasıl olabilir ki diye hep düşünürdüm, demek böyle oluyormuş dedim. insanlar kilometrelerce yürüyerek taksim'e geldi. tek motivasyonları yeter artık ülkeyi s.ktiğiniz oldu.
korkudan 3 gün ülkeye gelemeyen, sokakta kim varsa ezin diyen insanlar gördü bu gözler.
gerçek halk ayaklanması olduğundan hala unutamadılar acısını. bir daha olur mu aynısı: hayır. çünkü hazırda bekleyen iç savaş meraklısı çok olduğundan, kimse o akitlerin ekmeğine yağ sürmez.

instela yazarlarının itirafları

esmer ama yavsak olmayan taylan
instela'ya uzunca bir ara vermeden önceki son girim bu olsun. pek bir itiraf tarafı yok, ama zaten itiraf başlığında çoğu giri itiraf değil...

neyse, öncelikle uzun zaman boyu bana hayatı zehreden bir fiziksel sağlık problemi pazartesi itibari ile tarihe karışacak. tabi işler istediğim gibi gitmezse benim tarihe karışma ihtimalim de mevcut.. hayat..

sözlüğe ilk kayıt olduğum zamanlar genelde toplumsal konular ve bilgi verme amaçlı yazılar yazarken özellikle son iki haftadır sürekli olarak kendime dönük ve ruh halimle ilgili yazdığımı farkettim ve bir kaç yazar da farketmiş ve onlar da bunu bildirdi...

uzun zamandır pek bir şey hissetmiyordum işin açığı. genelde hissiz ve mimiksiz takılıyordum... bu aralar tekrar mutsuz olmaya başladım ki, bu bile benim için aşırı sevindirici. çünkü hislerimi kaybetmemişim. buraya kadar her şey güzel. ve özellikle şu zaman diliminde mutsuzluğun daha kalıcı ve tüm mutlulukların anlık olduğunun farkına vardım. misal ; boş bardak mutsuzlukken, içi dolunca ve tükenince mutluluk oluyor. sonra bir daha istiyorsun, sonra bir daha. olay bu döngüden ibaret ve artık kalıcı mutluluğun peşinden koşmayacağım. çünkü öyle bir şey yok...

bir de psikolojik olarak düzelmeye başladıkça insanlarla daha iyi iletişimler kurabilmeye başladım. biraz eskiye dönüş gibi oldu. ve şunu farkettim ki etrafıma radyasyon gibi negatif bir enerji yayıyorum. ve bu hem insanları benden, hem de beni insanlardan uzaklaştırıyor. kimsenin de benimle ilgilenmek ya da beni çekmek gibi bir zorunluluğu da yok ki zaten isteğim de bu değil. herkes de tıpkı benim gibi anlık mutluluk peşinde. neden onlara aradıkları şeyin tam tersini sunayım ki...

velhasıl kelam olay bundan ibaret. sonrasına bakalım bakalım... hızlıca toparlıyorum bazı şeyleri. ve toparlama işlemini tamamladığım an, ben oldum diyeceğim.
2

ofansif sol bek

ruzgarın aruz vezni
gümüshanenin şamar oğlanına çevirdiği takımın taraftarı moussa sow'un pogbalı, ibrahimovicli, rooneyli, mhitaryanlı, martialli, şıvaynşıtayngerli, memphis depaylı, juan matalı, de gealı, hereiralı, carrickli, fellainili, joneslu, smallingli, ashley younglu, mourinholu manchestera attığı jeneriklik golü küçümsüyor.
biri beni silksin, biriniz beni silkin.