alo desem sevişecek beş kadın bulurum

purge me purge me
acemi çapkın söylemi. telefonla herkes bulur. ağlanır zırlanır şirinlik yapılır bi şekilde olur.
a sami bayraklı üstadla beraber bu aralar telepati ve zihin kontrolü üzerinde çalışıyoruz. azdığımız anda birisi bize alo deyip, "beyler kadın lazım mı geliyorum ben" demeli.

olta balıkçılığı internetin bu kadar kalabalık ve kaos olmadığı zamanlarda iyiydi ama eskidi arkadaşlar kabul edelim. hatta troll balıkçılığı dahi mazide kalmak üzere. uzay çağındayız. artık meme aslanın ağzında tabiri caizse. insanın şaşırma eşiği çok yükseldi. öyle bir devir ki bu devir, çatallı sesle sıla'nın bir şarkısını söyleyip amatör klibim diye youtube'e koymak bile eskidi. ortalık amatör kötü sesli adamdan geçilmiyor. biz ayrı kafalardayız.

yine patenti a sami bayraklı hocama ait bir yöntem var. aklıma yattı. sevgili rolü yapacak bir çift ayarladık cüzi bir maddi destek ile. oğlan kızı yolun ortasında itip kakacak. bir iki tokat atmaya yeltenirken (tesadüfen oradan geçen) biz koşacağız. seni şerefsizin evladı seniii diye dalacağız buna kafa göz. akşam instelaya ve ekşiye gelip "kim olsa aynısını yapardı bu magandalar anca şiddetten anlar arkadaşlar, normalde şiddete karşıyız" yazcaz. artık dinamitle avlanmak istiyoruz lsdkfj. alo demek çok banal.

iş var iş beğenmiyorlar

randolph carter randolph carter
iş hayatı da dâhil olmak üzere yaşamın bütün alanlarına sirayet etmiş bir kültürün sloganlarındandır.

evet, bu bir kültür. ve iğrenç, yoz bir kültür. bu kültüre göre, koşullar ne kadar kötü olursa olsun var oldukları için şükretmek ve susmak gerekiyor. çünkü bu kültür sıradan bir insanın birçok şeyi hak etmediğini, yediği kuru ekmekle içtiği su dışında her şeyin lüks olduğunu ve bunları talep etmenin şımarıklık olduğunu kabullenmemizi istiyor.

hâliyle, bir iş bulduğunuz zaman, koşulları ne kadar kötü olursa olsun kabullenmeniz ve patrona biat etmeniz bekleniyor. evet, bu tam anlamıyla biat. maaşlı kölelik. başka bir açıklaması yok.

bu kültür nereden geliyor bilmiyorum. belki şeyh kızarmış tavuk yerken müritten mayasız kuru ekmeğe talim etmesini bekleyen tarikat öğretileri bir şekilde modern zamana aktarılmış. ya da bir ekmeğe sahip olmanın bile zor olduğu kıtlık dönemlerinde edindiğimiz toplumsal alışkanlıkların devamı. bilmiyorum her koşulda mantıksız.

bu yoz kültürün iş hayatına sirayet etmiş olması korkunç bir durum. birçok işveren bu durumu suistimal ediyor. mesela koca departmanın yapması gereken işi tek kişiden bekleyip utanmadan asgari ücret teklif ediyorlar. eleştiri aldıklarında da verdikleri cevap hazır "iş beğenmiyorlar!"

öyle ki günde 15 saat çalışmayı kabul etmemek, iş dışında bir hayata sahip olmak bile şımarıklık olarak kabul ediliyor. bu durum normalleşmiş. bilhassa kriz dönemlerinde çok güzel suistimal ediliyor. koşullar ne kadar kötü olursa olsun mutlaka kabul edecek birileri var. kabul edenlere de artık kızamıyorum.

yıllar önce bir kitap sitesiyle iş yapmam söz konusu olmuştu. adam her kitap için 100 kelimelik özgün içerik istiyordu ve araştırma gerektiren içeriklerdi bunlar. metin başına teklif ettiği ücret de 25 kuruştu. bu duruma hâliyle öfkelendim, teklifinin hakaretten farkının olmadığını söyledim. elemanın verdiği cevap da şu oldu:

"biz gerçekten para kazanmak isteyen, gerçekten çalışmak isteyen bir arkadaşla yolumuza devam etmeyi düşünüyoruz zaten"

yani emeğinin değerini talep ettiğinde "çalışmak isteyen" biri olamıyorsun. bunlara göre çalışmak, işveren ne derse kayıtsız şartsız kabullenmek anlamına geliyor. şeyh-mürid ilişkisini çalışan-işveren arasında sürdürmek istiyorlar.

velhasıl, sinirlerim tepeme çıkıyor şu lafı duyduğumda.