irem derici

lorquet lorquet
ben de kendisini dinlemiyorum. ama sesi güzel. şarkı sözleri de çok iyi. yaptığı şeye sadece bir show bussiness olarak bakmak çok yanlış. yıllardır içinde biriktirdiklerini sanatı ile dışavurmayı tercih etmiş bir sanatçı kendisi. hah, nerde kalmıştım. hayranı da değilim ama çok ayıp ediyorlar kendisine. meyve veren ağaç taşlanır. kendisi çok iyi. demet akalın'ı da takip etmiyorum ama türkçesi çok kötü onun yazdıklarını okudukça gözlerim kanıyor.

ağzına sıçılası komşu modeli

renfri renfri
cennet memleketimin muhtelif bölgelerinde yaşama fırsatım oldu.
ilk gönül çarpıntısını, babasının tayini ile ardında bırakmaya zorlanan, geri zekalılığına 'çok öğretmen değiştirdi' kisvesi yapıştırılan bir yurdum genç bireyi kadar karmaşık duygular yaşayarak ve alakasız şehirler görerek tamamladım miadımın bir parçasını.

bu göçebe hikayelerin bir keresinde seks işçiliği yapan bir hanımefendiyle komşu olmuştum.
köyden süt almaya gide gele aşina olmuştuk birbirimize. bahçesinde domates yetiştiren bir hanımdı kendisi. 5 yaş civarında bir evladı ve dışarıdan bakıldığında herhangi bir absürtlüğe mahal vermeyecek bir yaşantının içinde kendi yatağına oturan bir dinamiği vardı. çok insan canlısı biri sayılmam. sanırım bu yüzden mahalle eşrafının 'bakınız bu hanım başka deryaların müdavimi, uzak durunuz.' ikazını duyacak kadar yakınlaşmadım kimseyle.

akşam yaptığım keki, çocuklara olan sevgimden bilhassa, paylaşmak arzusu duymamın hasebiyle kapısını çaldım komşumun. güler yüzlü insanlara hep çok imrenmişimdir zaten. çayı yeni demlediğini ve kendisine eşlik etmemden duyacağı hazzı belirterek, içeri buyur etti beni. çok yalnızdım. herhangi bir daveti geri çeviremeyecek kadar uzak kalmıştım bir insanın sesine. hem bana çay vermişti. çay veren insan kötü olur muydu hiç?

hep söylerim; insan sonunda başına gelecek her belayı, başında gülümseyerek kabul eder. telafisiz bir farkındalığın ilk adımıydı bu, tecrübesiz ve hevesliydim.
gel zaman git zaman sıklaştı bu bir araya gelmeler. çayın yerini alkol, alkolün hamallığını ot almaya başladı.
çok sık sevgili değiştiren bir hanımdı kendisi. ben insanların özel hayatlarına hayret etmem. bana göre asıl şaşırtıcı olan, milyarlarca insanın içinde yalnız uyumayı başarabilmekti. diyorum ya çok yalnızdım.

bir gün sohbet ederken bu gidişatı durduracak bir fikirle geldi bana. erkek arkadaşının bir ahbabı bizi birlikte görmüş de benimle tanışmak istemiş. birine hayır diyemeyecek kadar sıkılmıştım içimdeki duygusallıktan. belki bir şansı hakediyorumdur dedim ve kabul ettim.

her şeyi kabul eden bir insansanız, sonunda sikilmeniz kaçınılmaz oluyor. ağzımı bozmak istemezdim fakat çok sıkıldım uzun uzun anlatmaktan. kısa bir git geli de şurada destanlaştırmak abartı olurdu.
bu beyefendi başlarda da kibar değildi oysa ama diyorum ya bak valla çok yalnızdım. en son hatırladığım; beyaz çarşafın içinde örselenmiş vücudum ve sonrasında ağlayarak aldığım duş sahnesi. göbeğimden zeytin de yenmiş olablilir, oralar biraz karanlık.

sevgili komşum yüzünden ben de artık henüz öğrenmekte olduğum bir yolun yolcusuydum.

-son-
5

2020 halk isyanları

elcordobez elcordobez
abd olaylarının ilk günlerinde vakaaların avrupaya sıçrayacağını yazmıştım. görüyorum ki haklı çıkmışım.
şu tespitte bulunanlar büyük ezberin yanılgısı içindeler.
"abd 'de 5 sene evvel de olmuştu bu olaylar bir sk çıkmadı, fransa da 10 sene önce de olmuştu benzeri olaylar bir sk çıkmadı."
dünya hiç de 10 sene önceki dünya değil. son 3 ayda bunu anlamış olmalıyız.
bugün dünya halkları 10 yıl öncesinden 10 kat daha yoksuldur.
covid 19 dünyanın dengesini ya ezenlerden yana ya da ezilenlerden yana tarihte görülmemiş bir ibreye çevirecekti. sermaye sahipleri şu an durum onların lehine olsun diye ellerinden geleni yapmaya başladılar. asgari ücrete günde 16 saat çalıştıracakları kölelerin gündüz rüyaları içindeler. ulus devletler, daha beter baskılayıp ruhlarını emecekleri bireyin düşünü kurmaktalar.
lakin halklar da buna karşı bir refleks geliştirmiştir. olaylar buna delalettir.