istanbul a vize uygulaması

iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı
(bkz: recep tayyip erdoğan) ın belediye başkanlığı döneminde gündeme getirdiği projedir.

peki vize getirelim.tamam şehrin bu kadar kalabalık olması hoş değil.ama neye göre vize getireceğiz?

doğum yeri istanbul olanlar mı vize alacak?istanbulda doğan milyonlarca urfalı sivaslı var.doğma büyüme istanbullu olup istanbula ya da ülke ekonomisine gram faydası bulunmayan yığınla adam var?

istanbulda okuma-çalışma şartı mı getireceğiz?baba parasıyla istanbul'da okuyor çalışıyor gözüken zibilyon tane kımıl zararlısını geç,istanbulun anasını belleyen adamların çoğunun da kağıt üzerinde sigortalı bir işi var.

soy kütüğü üzerinden belirli bir tarihe kadar geriye gidip kalanını göndermeye mi kalkacağız napacağız?

evet istanbul'un hatta marmara bölgesinin komple nüfusunu azaltmamız lazım.sanayi envanterimizi ve genç nüfusumuzu ülkede atıl bölge kalmayacak şekilde yeniden konumlandırmamız lazım.doğru bunların hepsi ihtiyaç.ama bu iş vizeyle olmaz.ya da mao başgan gibi "hadin pirinç tarlalarına" diye süngüyle itekleyerek de olmaz.

marmara depremi'nde misal çok net bağırdı.mevcut durumda birbiriyle dip dibe bulunan istanbul,izmit ve bursa'da yaşanacak olası afet,salgın hastalık durumları ya da allah korusun bir düşmanın saldırması halinde ülkece y*rraklara yan geliyoruz.

dsp hükümeti buna biraz olsun ayıktı.o dönem bilecik gibi samsun gibi bir kısım illere ciddi sanayi teşvikleri vererek buraları canlandırmaya çalıştılar.ama akp bu işi gerisin geri resetledi.

açılım denen bok yeme esnasında bölgede yarak kürek yerlere tonla teşvik verdiler.civata somun sıkamayacak dalyaraklar tonla para aldı.hatta bu paranın belirsiz bir kısmı da örgüte gitti.

anadolu'da teşvik dağıttılar."teşvik projesi yazılır" diyen arzuhalciden bozma dallamalardan birini önüne katan milyon milyon para aldı.kimi içinde tavuk olmayan tavuk çiftliklerine,kimi çukurovanın bilmem kaç km uzağında iptidai çırçır makinelerine tonla parayı gömdü.

tarımsal üretime dair "traktör kredisi dağıtmak" diye bir destek olmaz.tarım kooperatifi dediğin oluşumun yasal tefecilikten farkı olur.sanayi envanterini kaydıracak adamın buna uygun akademi-sanayi programları olur,girişimcilik-kalkınma planları olur.dpt'yi kapatacak kadar angutsan tabii,yerine kalkınma ajansı diye işletme mezunu dalyarakların bankacılık yaptığı aptal birimlerin olursa tabii sadece istanbul değil tüm memleket amele pazarına döner.

bunun çaresi bellidir.

siz atatürk'ün alpullu'ya şeker fabrikası'nı bölgede şeker pancarı eken dayıoğulları var diye mi yaptığını zannediyorsunuz?memleketin tren hattını eskişehir'de düğümlemesini porsuk çayı'nda yüzmek için mi zannediyorsunuz?ot bile bitmeyen bir kasabayı başkente dönüştürme çabasını alman mimarlara para yedirmek için mi botanik tutkusundan mı yaptığını zannediyorsunuz?

üretim,envanter planlaması,tarım politikası gibi işler ciddiyet ister.sen "benim mehmedim milletin mınakoyamadı yeterince dur şuradan köprü geçireyim." "ormanın anasını sikip görgüsüz araplar gibi havaalanı yapayım" şeklinde yatırımlar yapabilirsin.ama bunları süngüyle de vizeyle de yapamazsın.çap ister.

27 nisan 2019 fenerbahçe trabzonspor maçı

pink flamingo pink flamingo
artık kazanamayalım da bitsin bu çile yaa. düşersek düşelim valla bak, her hafta aynı eziyet yeter yaa.
evet beni kahvehane diliyle konuşturan fenerbahçeme de yazıklar olsun ama olsun bak, cidden düşsün. düşerse sevineceğim bak söz veriyorum. dolar 2 liraya düşmüşçesine sevineceğim, enflasyon sıfıra düşmüşçesine. o kadar diyorum yeter ama bak valla yazık bize de. yok yaa ne ağlaması, aykut dediler sinirlerim bozuldu sadece.
içim şişti.
2

iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı

iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı
faşizm ile kast edilen eğer roma lejyonlarındaki mızrak paketlerinden yola çıkarak kara gömlekli italyan bebeleri ve cermen kudurukları tarafından icat edilen o sefil debelenme ise bunun cevabını rahmetli hüseyin nihal atsız :

"biz güleriz façyoların felsefesine,
dayanır mı kırkı bir tek türk efesine?"

diyerek vermiştir.

ama bir de genelde kızılcıklar,ya da ikinci sınıf milliyetçiler,ya da islamcıların dilinden düşürmediği bir yafta olarak kullanılanı var ki.onu duymaktan her daim keyif alan yazardır.

bunu da en iyi benim gibi doğa tutkunu ya da veteriner arkadaşlar anlarlar.yaralı ya da vahşi hayvanı doğru eklem takımından tutup sabitlediğinizde debelenir,bütün kuvveti ile çırpınır sizinle itişir.ilk başladığında bütün reflekslerinizi harekete geçirip,ısırıklarla,sıyrıklarla acıyla biten bu itişme zamanla keyifli bir mücadeleye yerini bırakır.

işte bir kızılcığı ya da islamcıyı ensesinden yakaladığınızda da "faşist faşist" diye çıkardıkları o kesik inleme ya da hırıltılar da bize her zaman aynı keyfi veriyor.

efendim finans-kapital dediğiniz şeyle de tek alakamız söz konusu tabiri üretip tedavüle sokan beyaz protestan anglo sakson taifesinin vakti zamanında ormanlardan çıkıp tuvalet kullanmaya başlamalarına vesile olmamızdır.onun dışında söz konusu ekiple hiç sevişmediğimiz de herkesçe malumdur.

hakkımda toplumda oluşturulmaya çalışılan yanlış algıyı bir nebze kırmak adına kaleme aldığım bu giriyi sonlandırırken bu algıyı kasan çok sevgili kızılcığımız beste'ye de 1920'de kuduz bolşevik itlerini avrupa sınırında kan kusturup geri postalayan polonyalı yiğitlerin çok sevdiği şu marşı armağan ediyorum.


9