10 kasım

17 /
confessions confessions
sabah 9'a 5 kala şirketin önünde yakamıza bilgisaraydan çıkardığımız atatürk resimlerini kesip iliştirilmiş, elimizde şirketimizin duvarında asılı olan büyük bir atatürk resmini alıp toplandık.
saat 9'u beş geçe saygı duruşumuzu yaptık.
içimden atatürk ve silah arkadaşlarına gazi ve şehitlerimize fatiha okudum. taksiratlarını affetmesi için merhametlilerin en merhametlisi rabbime dua ettim.
saygı duruşu bitince istiklal marşını okuduk ve bu ülkeyi kuranlara nasıl bir imkansız işi başardıkları için alkışlarla işimize geri döndük.
olmasaydın da olurduk diyen milli bayramları yasaklayan atatürk, türk kimliğini cumhuriyeti silmeye çalışan bugün bizden çok atatürk'e sarılan solucanlara inat.
cok asabi psikolog cok asabi psikolog
eşi benzeri bulunması çok zor olan bir adamın ölüm yıl dönümü bugün.

sevgi, saygı ve en derinden özlemle anıyorum.

ancak, şunu da unutmayalım. bizim için 10 kasım'da çok 11 kasım önemlidir. zira 1938'den beri dava arkadaşları ve bu ülkeye 1 damla bile kanını dökmüş tüm adamlar ve mermi taşıyan tüm kadınlarla beraber duvarları örülen bu cumhuriyete sahip çıktık mı? bence hayır.

ancak edebiyat yapıyor toplumun büyük çoğunluğu. kendi çabasıyla çıkmayan çalışanlar istisnalara onlara selam olsun buradan. ister bana "ya bugün sus bari la bebe" diyebilirsin ama bu tavır, tüm geleceğimizi etkileyecek bir virajdayız şu günlerde.

o yüzden "izindeyiz" kelimesini edebiyat olarak da, icraat olarak kullanalım lütfen. buna ben de dahilim.

çünkü bu sözü söyleyen bir adam, eminim bugün kendisi anmamız yerine, mirasına sahip çıkmamızı daha çok isterdi.





allah rahmet eylesin. mekanın cennet olur inşallah.
death is certain life is not death is certain life is not
hiç tanımadığım, hiç görmediğim birini özlemek ben ve benim gibi milyonlarca insan için. bir 10 kasım'da bir de 18 mart'ta bu duyguyu yaşıyorum.

geriye bıraktığı anılarını iyi yaşatamıyoruz. küflenmiş dini geleneklerden uzak, ciddi bir devlet anlayışından; televizyonda ak sakalıyla, kuran hatim etmekten başka hiçbir vasfı olmayan insanların devlet erkanını eleştirebildiği, ülkenin geleceğine yön verecek kararlar alabildiği konuma geldik. bu bizim ayıbımızdır.

dünyanın neresinde demokrasi, hak ve özgürlükler seçimle, protesto ile, tatlı dille elde edilmiş ki biz bunlarla bu değerlerimizi elimizde tutabilelim?

hak dilenilmez, alınır. ve biz ülkece bu hakları daha ne kadar dilenerek elde edebileceğimize inanacağız hiçbir fikrim yok.

savaştan çıkmış, yoksulluk ve sefalet içinde; tarihi travmalar atlatmış bir topluma fabrikalar kurduran, demir ağlar ördüren bir anlayıştan; yanıbaşında illegal kurulmuş bir devlete bile sınırını kapatamayan, köprülerini japonlara yaptıran, ihalelerini akrabalarına satan, peygamber yerine koyup taptıkları adama devletin her kademesini kaptırıp sonra da utanmadan "yanılmışız" diyebilen bir devlet erkanına sahip olduk.

elimizde kalan tek şey atatürk ilke ve inkilaplarına olan saygımız ve bağlılığımız. bizi tek bir noktada birleştiren budur. ancak diğer her şeyi elde etmek için ihtiyacımız olan şey de budur.

tekrar ayağa kalkmak, din sömürücülerini 100 yıl önceki gibi ait oldukları yere göndermek, kendi sülalesini devletin her kademesine yerleştirmek suretiyle devlet yönettiğini sananlar ve buna müsaade edenleri -ki bu çok büyük bir kesimdir, hak ettikleri ve ait oldukları yerlere tıkmak dileğiyle.

umarım kemiklerinin sızlamasını durdurabilecek cesarete ve duyarlılığa sahip olacağız bir gün.

nur içinde yat.


enverhoca enverhoca
neden olduğunu bilmeden ağlayan çocukları hatırlatan tarih.
bu ülkede doğmuş çocuklara, kendilerini yırtsalar dahi daha iyisi olamayacaklarını pompalamış, empoze etmiş sistemin, kullandığı argümanlardan biri olmuş tarih.

eminim -aslında emin değilim de öyle düşünüyorum-
ki atatürk'ün kendisinin şöyle bir isteği olmamıştır; sağa,sola, oraya, buraya, her önüne gelen yere benim kafama benzer şekillerde birşeyler dikin de kuşlar üzerine pislesin ...hiç sanmam.

fikirlerini tartışacaksak! evet buna evet derim ama öldü diye üzülmek, veya tanımadığım birini sevmek. bana anlamsız, sığ ve saçma geliyor.

atatürk bu ülke çocuklarının kafalarının üzerindeki öğrenilmiş çaresizlik tavanıdır. sistem tarafından o hale getirilmiştir. kişinin kendisinden bağımsız bir durum bu , yani atatürk'ün kendisi ile ilgisinden çok sistemin onun için belirlediği rol bu.
gençlerimiz ne olursa olsun her ne kadar zorlarsa zorlasınlar hep kendisinden daha iyi olamayacakları bir lidere - ki liderin varlığı ve gerekliliği ayrı bir tartışma konusu olabilir- istedikleri kadar çalışssınlar sıçradıklarında kafakarını herseferinde çarpacakları bir tavana sahipler.
çocuklarımıza; tanımadaıkları, dokunmadıkları birini sevmeyi öğretip-dayatıp- ardından bu varlığı kaybettikleri için ağlatacağımıza, düşünmeyi, eleştirmeyi, araştırmayı dogmatik inançların reddini öğretseydik.
nerdeeeee....
ellisande ellisande
türkiye cumhuriyeti tarihinde yaşanan en hüzünlü gün. her 10 kasımda duyulan siren sesleriyle birlikte gözlerden süzülen ince yaşlar, vatanın ne hale geldiğini gördükçe bir sele dönüşmek istiyorlar adeta. unutmadık asla unutmayacağız ata'm.
prynzm prynzm



sabah uyandığım andan itibaren bir yumru geldi oturdu boğazıma. halsizlik ya da yorgunluk ile alakası olmayan ama tam da bunların karışımı ile tanımlanabilecek bir ruh hali içinde okula gittim. çocukları karşıladım, sonra atatürk büstüne çiçeklerimizi ve kendi yaptığımız çelengimizi koymak için diğer sınıflarla birlikte aşağı indik. öncesinde çocuklara siren çalınacağını ve bu süreçte neler yapmamız gerektiğini anlattım. zaten 29 ekim ve öncesinden beri konumuz atatürk olduğu için oldukça duyarlılar ve neler yapmaları gerektiğinin farkındalar.
büstün önünde sıra olduk sireni bekledik. siren çaldı, siren ve saygı duruşu boyunca 20 çocuktan tek bir kelime çıkmadı, atatürk'e bakıp beklediler. bu size normal gelebilir ancak 20 tane 5 yaşındaki çocuğun hiç hareket etmeden saygı duruşu, istiklal marşı ve siren sesinde beklemesi çok da kolay değildir aslında.
sonrasında her öğretmen kendi programını gerçekleştirmek için kendi sınıfına çıktı. çocuklara program öncesi ön hazırlık ve hatırlatma olsun diye atatürk ile ilgili sorular sordum;
-atatürk nerede doğdu çocuklar?
+selanik'teee
-annesinin adı ne?
+zübeyde hanım
-babası?
+ali rıza efendi
-kardeşi?
+makbule hanım
....
....
-peki atatürk şimdi nerede yatıyor?
+kalbimizdeeee
anıtkabir yanıtını beklerken çocuklardan kalbimizde yanıtını alınca yemin ederim cızz etti içim, duygulandım, gururlandım, hüzünlendim, gözlerimin içi güldü.

atatürk sevgisi ile büyüyen onu minik kalplerinde yaşatan cumhuriyet ile büyüyen güzel çocuklarım var benim. çünkü "olmasaydın olmazdık ata'm".

son olarak;

"büyük ölülere matem gerekmez fikirlerine bağlılık gerekir."


bu adam gitti gider bu adam gitti gider



herkes tek yürekti elbette ama bir galatasaraylı olarak fenerbahçeye ayrıca teşekkür etmek istiyorum. tüm gün gönüllü bir şekilde milletin arkasını toparlayıp iş yaptılar anıtkabirde. insanımızı da anlamakta zorlanıyorum. anıtkabir gibi bir yerde daha duyarlı olmak gerekirken gördüğüm çöp manzaraları beni üzdü açıkçası. kalabalıklardan da pek hoşlanmam ama bugün gördüğüm efsane kalabalıktan dolayı ayrıca mutluluk duydum. saygıyla, rahmetle, minnetle anıyoruz. dahası seni çok arıyoruz.
17 /