11 temmuz 2018 soma davası kararı

lapsus alumni lapsus alumni
aralarında asıl patron benim diyen alp gürkan dahil 37 kişi beraat etti!

soma kömür işletmeleri a.ş. yönetim kurulu başkanı can gürkan: taksirle ölüme sebebiyet vermekten 15 yıl hapis. tutukluluğa devam.

genel müdür ramazan doğru: taksirle ölüme sebebiyet vermekten 15 yıl hapis. arttırımla toplamda 22 yıl 6 ay hapis. tutukluluğa devam.

işletme müdürü akın çelik: taksirle ölüme sebebiyet vermekten 15 yıl hapis. arttırımla 22 yıl 6 ay olan hapis cezası iyi hal indirmiyle 18 yıl 9 ay oldu. tutukluluğa devam.

ismail doğru: taksirle ölüme sebebiyet vermekten 15 yıl hapis. arttırımla 22 yıl 6 ay hapis cezası ve tutukluluğa devam.

ertan ersoy: taksirle ölüme sebebiyet vermekten 15 yıl hapis. arttırımla 22 yıl 6 ay hpis cezası indirimle 18 yıl 9 ay oldu ve tutukluluğa devam.

teknik müdür ismail adalı: taksirle öldürme suçundan 22 yıl 6 ay hapis cezası verilerek tutukluluk halinin devamına karar verildi.

mehmet ali günay çelik'e 13 yıl hapis, iyi hal indirimi ile 11 yıl 8 ay

yasin kurnaz, hilmi kazık, haluk evinç, hilmi karakoç, hüseyin, mehmet erez ve fuat ünal aydın 10 yıl hapis iyi hal indirimi ile 8 yıl 4 ay

murat bodur'a iyi hal indirimi de uygulanarak 6 yıl 3 ay

verilen cezaların yatarı ortalama 5,5 sene. ındirimsiz haliyle bile katledilen her işçi için 18 gün hapis cezası verilmiş oldu.

301 insan. 301 can karşılığı. her ölen insan için 1 sene verilse, 301 yıl bile soğutamaz içimizi derken.
karar; ölen işçi başına 18 gün.

işte hayatlarımız bu kadar ucuz.!
bıçakçı petri bıçakçı petri
www.sabah.com.tr

zırlamayın lan yusuf yerkel'i çağırırım ha.

ısrarla seçtiğiniz ve başkan yaptığınız hükümetin sermaye destekçisi olduğunu, yüksek büyüme oranları, sanayileşme karşısında emek ile eve para getiren kocanızın, oğlunuzun, eşinizin hiçbir değerinin olmadığını defalarca söyledik.

çünkü muhafazakarlık bunu gerektirir. sermaye her zaman korunur, kollanır ve sermayeye teşvikler, muafiyetler getirilir.

(bkz: fakirden alıp zengine vermek)

ama emek sadece bir gelir kaynağıdır. sermayenin sahip olduğu hakların yüzde biri bile emeğe verilmemiştir. sadece para olarak değil. sağlık paketleri, ücretler, vergi indirimleri, teşvikler, olası bir uyuşmazlıkta sahip olunan haklar vs.

biz sizin vefat eden emekçi kocanızın, kardeşinizin, oğlunuzun haklarını sermayeden almaları için savaş verirken siz sermayeyi desteklediniz.

bu yüzden;

size su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim.
yaseminkokulupatika yaseminkokulupatika
"adaletleri yerin dibine batsın" dedirtiyoruz işte... ağlaya ağlaya kadıncağız hepsi için 1 ay ceza verseler 25 sene yapardı dedi. ama tabi ki 25 sene hapis cezası verilmedi...

daha ölenimiz çok olur bizim. daha çok analar babalar diz döver. daha çok çoluk çocuk öksüz-yetim kalır.
acının rotası nereden geçiyorsa orayı yakıyor işte.

bu adaletsizlik de bizim ömürlük ayıbımız, ömürlük utancımız olsun.

bugün bizim vicdanımızı sızlatan kim varsa, ant olsun inan olsun hesap verecek...
sizden hukukçu olmaz! sizden yargıç ol-maz!
tarçınlıhavuç tarçınlıhavuç
bu ülkenin adaletini daha önce de birçok kez test etme fırsatımız olduğu için asla şaşırmadığım bir olay.

insan canının bu kadar ucuz olduğunu, adaletin çoğu zaman masumun yanında olmadığını, gücü/imkanı olanın istediği gibi at koşturabildiğini gördükçe gerçekten halimize üzülüyorum.

bugün o insanlar, yarın biz. bu sistem değişmedikçe bir gün bizim de mağdur olmayacağımızın bir garantisi yok.

bazen gerçekten kim jong un gibi bir lider istiyorum ya. şöyle yolsuzluk, hırsızlık yapanları, insanların canını asla düşünmeyen pislikleri eniştesine yaptığı gibi köpeklere yem yapsın. bizim ülkemizde başka türlü ne adalet olacak ne de insan hayatının bir değeri.
obivan obivan
sikimde bile olmayan kararlar. keşke hepsi beraat alsa amk. soma halkı yüzde 60 oy vererek sanıkları vicdanlarında beraat ettirdiler. e millet beraat vermişse yasaların ne haddine ki bu iş adamlarını yargılamak.
iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı
(bkz: versari in re illicita)
ilkesinin ceza hukukumuzdan "kanonik ortaçağ kanunlarından kalma bir anlayış" denerek çıkarılmasından bu yana hakimin 4s bir katiyetle vermek zorunda olduğu karar.

türkiye o kadar komik bir ülke ki hukuğumuz theseusun gemisi haline gelmiş.bütün parçalar değişmiş.üstelik gelen parçaların da birbiriyle alakası yok.hep hakimlere kızıyoruz "sizin evladınız yok mu?" "ananız babanız yok mu?" diye.ama adamın hareket etmekle mükellef olduğu kanunlar var.o kanunlar da adamın elini kolunu güzelce bağlıyor.

bizim filantropist insan hakları havarisi bir modelimiz var biliyorsunuz.bunlar anlık romantizmleri doğrultusunda aynı hususa farklı tepkiler verebiliyorlar.işte bizim "yasama" erkimiz de popülist bir yapıda olduğu için bu farklı tepkiler ve kasılan duyarlar sonucu kanun değişiklikleri yapıyorlar.sonunda bu değişiklikler öyle bir yerde öyle bir çatışıyor ki.işin içinden çıkamıyorsunuz.

mesela bu olayda hepimizin gönlünden geçen ceza ne?bu zanlıların hepsi tck 83 hükümleri çerçevesinde kasıtlı ihmal yoluyla adam öldürmeden hüküm giysin 298'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alsınlar.ben şahsen "kişi başına x gün ceza düşsün" talebinizden bunu anlıyorum.

ama veremez.hakim o cezayı veremez.çünkü cürme konu olan fiil objektif kusur,yani kanuni yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden doğan cürmün,bu sorumluluğun kasten mi taksirli olarak mı işlendiği net değil.sizin vicdanen "bu adam para kazanmak için tedbirleri almadı" deme lüksünüz var.ama hakimin yok.çünkü kanun ceza davalarında şahsın "manevi ve vicdani sorumluluk" üzerinden kusursuz sorumlu sayılamayacağını söylüyor.işte bu yüzden soma'da açılan bütün tazminat davalarında yani idare hukukunda "kusursuz sorumlu" olarak hüküm giyen soma maden yetkilileri,ceza hukukunda aynı sorumluluk çerçevesinde değerlendirilemiyor.böyle durumlarda da bir başka bir temel ceza hukuku ilkesi olan "şüphe,zanlının lehine işler" gereği hakim mecburen fiilin taksirli olduğuna hükmetmek zorunda.burada daraltıcı hiçbir hüküm bulunmadığından tersini yapmaması halinde en iyi ihtimalle dava dış hukuktan geri döner.bu durumda suç "taksirle ölüme sebebiyet vermek" haline geliyor.burada da kullanılabilecek en ağır takdir kullanılmış zaten.taksir "bilinçli" olarak değerlendirilip en üst sınır olan 22.5 yıldan ceza istenmiş,ilk suçu ve mahkemedeki tavrı da mecburen göz önünde bulundurularak 18 yıl gibi cezalar verilmiş.aynı zamanda tck'daki taksirle ölüme sebebiyet vermek suçunun birden fazla kişinin ölümüne sebep olarak işlenmesi de (2 ya da 300 farketmeksizin) 1/3 olarak nitelendirildiğinden bu 22.5 yılın kişi adedine vurulduğunda kıt kalmasını sağlıyor.buna hakimin yapabileceği hiçbir şey yok sevgili romalılar.

ceza hukuku hükümleri ideolojik saiklerle farklılık teşkil etmez.siz bir teröristin kitlelerin ölümüne sebebiyet vermesi durumunda "kişi fiilin sonuçlarını önleme konusunda sırf manevi yargılarla kusursuz sorumlu tutulamaz.kanun niyet okumaz" diye filantropik sevgi pıtırcıklarına dönüşüyorsunuz ya.ceza hukukumuzu bu açmaza sürükleyen de sizlersiniz.

ben mi?ben karma hukuktan yanayım.pkk hükümlülerine bozkır yasası hükümleri ile,tecavüz hükümlülerine kısas hükümleri ile,hırsızlara ise hamurrabi kanunları ile yaklaşılmasını istiyorum.o yüzden ben "bu cezalar çok hafif" diyebilirim.ama siz diyemezsiniz.