13 haziran 2008 hollanda fransa maçı

1 /
minpietro minpietro
kalbimin les blues ile beraber olduğu fransa'nın fransa gibi oynamasını umduğum maç. turnuvanın en keyif verici futbolunu oynayan hollanda ile sağlam savunmasıyla dikkat çeken fransa'nın çeyrek final yolundaki en önemli maçları.
ness ness
fransa; romanya karşısındaki gibi sıkıcı, hollanda; italya karşısındaki gibi yırtıcı olursa hollanda'nın kazanacağına emin olduğum maç.
ketenkele ketenkele
portakal giyinenlerin futbolcudan çok ayaktan ayağa ya da kaleye top yollayan kargo elemanları gibi davranmaları dolayısıyla 20. dakkadan galibiyeti hak ettikleri maçtır...
edit: portakal giyinenlerin kalesindeki adamın tek başına takım olduğu gözümden kaçmadı..
ness ness
hollanda'nın artık fransa'ya acımasını beklediğim maçtır, son dakika olmuş, uzatma olmuş daha ne eziyorsun kardeşim, daha ne gol atıyorsun? çıktın işte çeyrek finale, adamlarda gurur bırak azıcık..
altan ve babası altan ve babası
adamlar son dünya kupasının finalistlerine bir araba gol attı. çok keyif alıyor insan hollanda maçlarını seyrederken. kupayı direk bunlara versinler zira bunların oynadığının yanında diğerlerinin oynadığı ayakla top depmek sadece.
menemene benzeyen picasso tablosu menemene benzeyen picasso tablosu
grupta fransa dışında tüm takımların işine gelen bir skorla bitmiştir.grup birinciliğini garantileyen hollanda'nın romanya maçında bazı oyuncularını dinlendireceğini düşünüyorum.romanya bu grupta çeyrek finale en yakın takım ve oynadığı futbol fransa ve italya'ya göre daha iyi.doğru dürüst kontra atak bile yapamayan,yunanistan gibi seyirciyi maçı izlemekten soğutan fransa ve italya varsın elensin.romanya çıksın.(mutu penaltı kaçırmasa bu sonuçla çıkıyorlardı)
baschar baschar
4. golden sonra boşalmayan futbolsever tanımıyorum ulan!

ilk maç (bkz: #2469657) çok şeyin habercisiydi esasında. portakallar maça iyi başladı gene. gole kadar da topu istedikleri gibi kullandılar. golden sonra ise anlamsızca skoru koruma yoluna gittiler ki bu onların alışık olmadığı bir sistemi icra etmesi anlamına da geliyordu. zaten fransa'nın iyi oynamaya başlaması ve çok sayıda pozisyon bulması da bunu doğruladı.
ikinci yarının başlamasıyla ise dünya üzerinde hiçbir teknik direktörün kalkışamayacağı bir işe kalkıştı van basten. hala şoktayım. 1-0 öndeyken 56. dakikada 2 oyuncu değişikliğini kullandı, yani resmen delirdi. orta sahadan defansa yönelik bir oyuncuyu alıp yerine robben'i, bu da yetmedi fena oynamayan kuyt'u alıp yerine van persie'i sürdü. portakallar, bu dakikadan itibaren topa yeniden hakim oldu ve zaten ikinci golü sadece bu ikili yarattı. sonrasında henry'nin akıl dolu vuruşuna saniyesinde robben "yarı-tanrısı", imkansız golüyle karşılık verince fransa maça havlu attı. belki de turnuvaya!

son golü anlatmaya ise dimağım yetmiyor. ohohoho!


grupta ise son maçlar itibariyle ilginç bir durum mevzu bahis. son maçlarda italya-fransa maçı berabere biter de hollanda, romanya'yı yenerse hollanda harici takımlar 2'şer puanda kalıyor. yani; olay üçlü avareja esasında hollanda'nın kime ne kadar gol attığına kalıyor ki kelimeler kifayetsiz yemin ederim. hollanda'nın görece az gol attığı takım -bi' zahmet- çeyrek finali hak edecek! yani hollanda "sen gel" diyecek! (bkz: sen gelme ulan ayı)
xander xander
hollanda hepsi çok güzel 4 gol attı lakin savunmada da baya açık verdi.göze hoş gelen futbolları ile bütün futbolseverlerin yine kalbini çelmeyi başardı.ama son zamanlarda göze hoş gelen futbol değil , fransa yunanistan gibi kale önünde dizilip bekleyen takımlar final oynuyor kupa kazanıyor.

sonuç olarak inşallah hollanda için bu turnuvada hayal kırıklığı ile sonlanmaz güzel futbollarının karşılığını ve kupayı alıp giderler.
1 /