14 nisan 2007 cumhuriyet mitingi

1 /
eriyenadam eriyenadam
yine bol bol laiklik'in korunacağı(!) ordunun göreve çağrılacağı, hamasetin, sömürünün dibine vurulacağı yürüyüşlerden biri, belkide en görkemlisi olacaktır. memleketin başına başbakan olarak yakıştırılan kişinin(belki bu kişinin eşinin) cumhurbaşkanlığına uygun görülmemesinden dolayı haykırılacak, demokrat halkım, aydınlanmış kitlem darbe çığırtkanlığı yaparak demokrasi dersi verecek. ağıtlar yakılacak atam siz bizi bunlar için mi kurtardınız diye. veyahut telepatik güçleri olanlar 'ata yaşasaydı bunları derdi' diye söze başlayıp bi yerlere ana avrat sövülecek. bol bol 10. yıl marşı okunacak. kitle öfke translarına girecek, hava gerginleşecek, memleketini çok seven bu kitle pirenin peşine düşecek, yorganını cayır cayır yakacak.

şahsen ben bıktım ülke olarak iki elimizi birbiriyle güreştirmekten. saçma sapan şekilci yaklaşımlarla, komplekslerimizle ezilip büzülüp kendi bacağımıza sıkmaktan. yahu bu ülkenin başına kenan evreni, süleyman demireli yakıştırıp sokağa dökülmeyenler, nasıl oluyorda tayyip'i yakıştıramıyor?(etiketi bas, ahanda bir tayyipçi daha) bir sürü ilke dizilmiş, cumhurbaşkanlığı seçimi içlerinden sadece biriymiş gibi gösterilmiş. keşke gerçekten böyle küresel oyunlara, tehditlere karşı birleşsek, rektörler vizeleri iptal etse, kol kola yürüsek. bu memlekette sana doğrultulmuş silah olarak duran pkk'ya karşı bile adam gibi bi protesto yapılmamış, ne küresel tehdidi allah aşkına. işin özü, türkün türkten çektiğini kimse çekmemiştir. seçime kadar halkımın bir kesimin azmini doruğa çıkararak varını yoğunu tayyibin cumhurbaşkanı olmamasına harcamasını bekliyorum, e direnişte aynı kararlılıkla cevap verir. yeni 28 şubatlar olur, darbe olur, kriz çıkar önemli değil. yeter ki fiyakamız bozulmasın.
kendi çapında bir çember kendi çapında bir çember
öncelikle;
(bkz: bu bir sevgi olayı ercan)

aydınların yürüyüşü olacak(mış).
halk bunu izleyecek(miş).
ama bilinmez ki;
aydınlar yürüyüşünü bitirdiğinde,
halktan biri olacak(mış).

ama bilinmez ki;
bu ülkede aydın kimliği ile sıradan bir vatandaş kimliğinin birbiri ile uyuşmadığını, halkın aydın'ı, aydın'ın halkı anlamadığını, anlatamadığını..

gayet tabi bilinmez ki;
seçim sonrası aydın yahut aydın düşünenlerin tekrardan kabuğuna çekilip başka bir kışı bekleyeceğini, bunun halihazırda bir ritüel olduğunu.

anlayamazsın;
anlatamazsın.
big bang big bang
ceviz kabuğu'na konuk olan atatürkçü düşünce derneği genel başkan yardımcısı profesör nur serter tarafından "ordu göreve" gibi provokatif pankartların ve sloganların olabildiğince engellenmeye çalışılacağı açıklanan miting. yani bu mitingi, düzenleyenleri ve katılanları darbeci olmakla suçlayanlar başka bir saldırı sebebi bulmak zorundalar, bu yöntemleri tutmayacağa benziyor.
aynı zamanda 300'den fazla sivil toplum örgütünün organizasyonda yer aldığı açıklanmıştır. hiçbir partinin, örgütün, görüşün tekelinde olan bir miting değildir yani. tek amacı cumhurbaşkanının halkın sadece yüzde 35'inin istediği değil, mutabakatla belirlenecek olan, toplumun genelinden kabul görecek biri olmasıdır.
broadband broadband
cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucu ne olursa olsun, o makama çıkmak için anket üzerine anket yaptırıp nabız yoklayan kişinin, eğer o makama ulaşabilirse pek de rahat olamayacağının sinyallerinin verileceği mitingdir. her seferinde bu ülkede birşeylerin değişmeyeceğinden şikayet edip duran insanların, eğer samimilerse katılmaları ve seslerini duyurmaları gerekir. ama bunun yerine, "ordu göreve çağrılacakmış", "provakasyon kokuyor" gibi karalamalarla yerlerinde oturmaya devam edeceklerse şikayet etmeyi de bıraksınlar.
why georgia why georgia
onlarca otobüs dolusu insanın türkiye'nin dört bir yanından ankara'ya akın etmesini sağlayacak, düzenleyicisinin atatürkçü düşünce derneği olması sebebiyle, farklı siyasi görüşlerin tek bir amaçta buluşmasını mümkün kılacak, uzun süre önce biletimi ayırttığım ve bizzat bulunacak olduğum mitingdir. haftasonu olması sebebiyle birçok üniversitenin de toplu halde gidecek olması bazı gerici kesimlerin gençlerden korkmasına sebebiyet yaratmıştır.
yılmaz özdil, 5 nisan 2007 tarihli yazısında durumu gayet iyi açıklamıştır. şöyle ki;

şimdi size desem ki...
"antalya'da onbinlerce insanın katılacağı miting var, haberiniz olsun."
eminim çoğunuz...
"hayırdır, ne mitingi bu" der.
***
halbuki o miting yapıldı bile.
***
yağmur vardı... şakır şakır.
buna rağmen onbinler katıldı.
gördünüz mü televizyonlarda?
gazetelerde?
göremediniz... çünkü vermediler.
***
sansürün feriştahı işte budur.
***
antalya "kıyıda" kaldığı için, "göstermezsek, kimsenin ruhu bile duymaz" dediler ve bunu başardılar... kısmen.
***
ama gelin görün ki, o mitingin feriştahı, türkiye'nin "kıyısı"nda değil, "göbeği"nde, başkent'te yapılacak 14 nisan'da.
yüzbinler katılacak... yüzbinler.
***
sakla da görelim.
***
kızıyorlar tabii... öfke falan.
diyorlar ki, "şirazesi kaçtı..."
nedir bu mitingin adı?
"atatürk ve cumhuriyet mitingi."
e bu cumhuriyet'in şirazesi değil midir atatürk? neden kaçsın?
***
neymiş, öğrenciler katılsın diye, bazı üniversitelerin sınavları ertelenmiş.
canım kardeşim...
bebe yaşındaki ilkokul öğrencilerini partinin mitingine götürünce, "güzel..."
üniversiteli ata'ya gidince, "çirkin..."
var mı böyle?
***
üstelik...
avrupa birliği fonlarından para alan sivil toplum örgütleri, memleketin bölünmesi için çaba harcarken, soykırım iddiasını desteklerken, kıbrıs'ı verin diye kıçını yırtarken, "demokrasi" oluyor.
hiçbir yerden para almayan sivil toplum örgütleri, atatürk ve cumhuriyet için çaba harcarken, "anti-demokratik" oluyor.
***
yok öyle!
***
şiraze kaçmıyor.
aksine...
şiraze kovalıyor.
***
hep beraber, 14 nisan'da ankara'ya...

(bkz:http://www.ensonhaber.com/author_article_detail.php?id=3756

bas bas başbakanlık koltuğunda türkiye demokratik bir ülkedir diyenler neden rahatsızlar bu mitingden? bunun demokratik bir hak olduğunu neden kabullenemiyorlar? her ne hikmetse alelacele denetçilerini add'yi denetlemek üzere göndermeleri de merak uyandırıcı. neden korktunuz ki?
recai pengül recai pengül
yürüyüş demokratik bir haktır. bu hakkını kullanmak isteyenler ister emekli general olsun, ister memur ister rektör olsun onları ve yapacakları eylemleri küçümsemek yakışıksız bir harekettir. kendi anlayışına yakın insanların yaptığı eylemleri kabul edilebilir, uzak insanların yaptığı eylemleri kabul edilemez bulan zihniyetin varlığı ve yaygınlığı kişisel olarak benim o yürüyüşe katılmamı sağlayabilecek bir sebeptir.

bugün türkiye'de iktidara sahip olan partilere hakim olan siyasî anlayıştan ve onların liderlerinin hayat görüşlerinden memnun olmayan insanların tepkilerini göstereceği bir yürüyüştür. eğer katılım fazla olursa ve taşkınlık çıkmazsa bu yürüyüşten sonuç alınacaktır. alınacak sonuç, kendi hayat anlayışlarını bu ülkede yaşayan herkese dayatmaya çalışan zihniyetten rahatsız olan insanların aslında ne kadar kalabalık olduklarını farketmeleridir. bu yürüyüşle ince ince dalga geçmek, küçümsemek, taş atmak ancak yapanın seviyesizliği ile demokrasi anlayışının eksikliğini gösterir.
recai pengül recai pengül
"bu yürüyüşü illa da karalayacağım ve eğleneceğim." diyen arılara tavsiyem millî irade meselerine hiç girmemeleridir. beş yıl önce toplam seçmen sayısının aşağı yukarı dörtte birinin oyuyla iktidara gelmiş bir partinin, görev süresi bitmek üzere olan bir mecliste sahip olduğu çoğunluk sayesinde seçilecek bir cumhurbaşkanından bahsediyoruz çünkü. eğer "yasaldır, o hâlde meşrudur." diyen arılar varsa bugünlerde siyasî bir büyüğümüz tarafından verildiği için aklıma gelen örneği vermek isterim: hitler de millî iradeyi yansıtan yasal seçimlerle iş başına gelmiş bir parlamento ile muktedir olmuştu. ama hitlerdi değil mi?*

uzun lafın kısası, bu ülkede mevcut iktidarı ciddi ve ağır şekilde eleştiren ve cumhurbaşkanını istediği gibi seçmesine karşı tepkisini göstermek isteyen çok sayıda insan mevcut. sözlükteki bir kısım arılarımızın demokrasi anlayışı bu insanların demokratik haklarını kullanarak, yasal sınırlar çerçevesinde gösterecekleri tepkilere karşı alacağı tavırla sınıfta kalacak veya geçecek. benim bu arılara tavsiyem hazımsızlık göstermemeleri, yürüyüşün ciddiyetini ve eğer katılım fazla olursa da aklımıza getireceği düşünceleri geçersiz kılmak için pislik atma stratejisini sahiplenmemeleridir. eleştiri ile pislik atma arasındaki farkı halının altına süpürüp "eleştiriyorum." bahanesiyle insanların demokratik haklarını kullanmalarını küçümsemek ve dalga geçmek hazımsızlığın göstergesidir. bu tespitte bulunmak veya bu tespitin yanlış olduğunu iddia etmek de klavye tuşlarına basabilme özgürlüğümüz ile eşdeğerdir. eleştiri burada her yerde olduğundan daha kolay ve serbest.
şevket i bostan şevket i bostan
anayasaya göre cumhurbaşkanını halk iradesini bünyesinde toplamış olan tbmm'i seçer aynı anayasanın 66.maddesine göre-ki bu madde 1924 anayasasaından beri var-türkiye cumhuriyeti vatandaşı herkes türk'tür. aynı anayasayının koruyucu unsuru olan anayasa mahkemesinin örnek teşkil eden iki kararına göre üniversitelere türban ile girmek yasaktır. aynı anayasa başımızda yök diye bir kurum kurmuştur, böyle gidip gelen bu anayasa 1982'den çok devletçi ve her konuda hakmiyet amacı ile yazıldığı için delik deşik olmuştur. şimdi bu anayasa bazı şeyler diyor diye bu miting neden yapılmasın ayrıca acaba o meclis halk iradesini temsil ediyor mu? bazıları etmediğini düşünüyor ki miting düzenleniyor, cumhurbaşkanı'nı meclis seçer eğer o meclis halkı temsil ediyorsa. hadi diyelim bu miting yapılmamalı cumhurbaşkanını da bu meclis keyfine göre malum isim üzerinde anlaşarak seçsin, memleketin tek derdi bu mu? bu miting acaba onları da eleştiremez mi? 1.5milyon dolar'a satılan seka'yı, peşin satılan ama utanmaz alıcının vergi borcu nedeniyle taksitlendirilen özelleştirmeler mi? borçlu şirketlerin özelleştirmelerde yer alıp vergi ödememesi mi? milli açıdan önemli kurumların satılması mı? her gün haberi gelen şehitlerimiz mi? öldürülen üç odtülü mühendis mi? barzonun birinin lafları mı? amcalarına,dayılarına,abilerine selam gönderen şeker kız candyler mi? eğer cumhurbaşkanlığı konusunda hem fikir değilseniz seçin birini eleştirsin bu miting.
1 /