17 ağustos 1999 marmara depremi

purge me purge me
öncelikle yakınını kaybedenlere başsağlığı diliyorum. acıları tazedir. böyle şoklarda 20 küsür yıl yetersiz bir zaman acıların dinmesi için, unutmak için. adettendir, ağzımızdan yel alsın, gözler görmesin bir daha böyle büyük bir acı diyerek lafa girip somut konuşayım birazcık..ne deprem çığırtkanlığı olsun, ne gamsızlık. ortalarda bir şey olsun salt gerçekler ışığında...

* bilim adamları, böyle "bilinmez" bir konuda kriter olamaz, sadece el feneri olur ama görüş olarak yine ayrılmış durumdalar. ben, önümüzdeki --en az-- 40-60 yıl boyunca büyük istanbul depremine neden olabilecek bir enerji boşalmasının mümkün olmadığını söyleyen güruha inanmayı seçtim haliyle. bu zaman dilimi içinde altyapı olarak çok eski ve bitik durumda olan istanbul'un yenilenmesini ummaktan başka elimizden gelen bir temenni yok şu an. felaket tellalı görünümlü "yarın bile deprem olabilir" diyen bilim insanlarını pek ciddiye almıyorum şu an duygusal nedenlerle. ek olarak açıp incelemenizi öneririm, teknik veriler de büyük kırılmanın 40 yıl gibi bir zaman dilimi içinde gerçekleşeceği yönünde. bunu, rahat olun anlamında yazmadım haliyle. veri veridir.

* 99'dan sonraki yönetmeliklere göre yapılan binaların nispeten daha dayanıklı olduğu kanısı ile işler yürür emlak piyasasında. gel gelelim, türkiye gibi bir ülkedeysek, denetim mekanizmasının yetersizliği ve rüşvet gibi hususlar çok aşikar olduğu için kimsenin bir şeye güvenmemesi gerektiği ortada. kentsel dönüşümler de ayrı hikaye zaten, güven ver-mi-yor.

* veli göçer'e kesmişlerdi faturayı o dönem. akp'nin geldiği günden itibaren vazgeçmediği dikey mimari ve inşaat çılgınlığı sonrası kaç adet veli göçer daha yaratmışızdır şu an, düşünemiyorum. inşaat işi, özellikle akp ve ekonominin rakamsal verilerle uçuşa geçtiği ilk zamanlarda öyle bir furya olmuştu ki, hepinizin, bakkal dükkanını ve berberini kapatıp müteahit olan bir tanıdığı vardır. bu arada, --belki-- bilmediğiniz bir haber vereyim, (ben bilmiyordum bakınca gördüm yuh dedim güldüm şu an) veli göçer yeniden inşaat işine girmiş. böyle bir memleketiz.

* dediğim gibi, denetimsizlik, liyakatsiz iş yapma, rüşvet, kısa yoldan köşe dönme arzusu gibi ülkece dna'larımızda olan kanserler birleşti ve günümüz kentleşmesini oluşturdu. en kurumsal dedikleri cengiz-limak-kolin cart curt gibi firmaların yaptığı büyük projelerdeki (misal havaalanı) ölümlere, iş kazalarının bolluğuna, çıkan mühendislik bazındaki sorunlara bakarsanız bile bu korkunç gerçeği hayal edebilirsiniz rahatça. şimdi bir de "hadi para birleştirip 12 katlı 3 blok dikelim enişte" diyen lokal müteahit (eski tefeci) tipli insanların yaptığı huzur sitesi türünde binaları düşünün. korkunç bir tablo.

* o dönem, alternatif medyanın olmadığı, çoğu konuda yorum yapacak kadar bilgimizin olmadığı, cahil olduğumuz senelerdi. (hoş şimdi z kuşağı bilgiye ışık hızında ulaşıyor lsdkjfk ama halleri ortada o ayrı bir konu neyse). haberlerde duyduğumuzu salt doğru kabul eder, manüplasyon, algı yönetimi gibi kavramları bilmezdik. demek istediğim, şu an 99 yeniden yaşansaydı, depremin sembol kelimesi sesimi duyan var mı olmazdı sanırım. çok daha ayrı skandallar zaman içinde depremin ötesine bile geçerdi gündem olarak. bunu tahmin etmek zor değil.

* halk zerre bilinçlenmedi bu kadar tantanaya rağmen. biz de buralardan bik bik ötüyoruz, hükümetlere, yanlışlara salladıkça sallıyoruz elimizde kola-cips ama harika insanlar değiliz kabul etmek lazım bunu da. anca laf anasını satim. bu gibi şeylerin konusu dahi açılsa, benim de girinin başında kullandığım "allah gecinden versin" "ağzından yel alsın" gibi kelimelerle susturan kaderci bir kültürümüz, inanış sistemimiz var genelde. hükümetler de bu işlere yeterli bütçeyi ayırıp, devletin yaptırım gücünü göstermediği için bilinç seviyemiz 22 yılda hala aynı. çoğunlukta deprem çantası yoktur. depremlerle yaşamaya alışan japonlardaki organize oluş bilinci yoktur. tatbikat, deprem simülasyonu yapmadık. sigara yasağına ayırdıkları enerjinin onda birini şu depreme ayırıp bilinçaltımıza şu işi sokmadılar 3-5 kamu spotu hariç. dask mask çıktı işte, bir kaç yönetmelikle artık güya deniz kumu koymuyor veli göçer kılıklı müteahitler. muamma bunlar hep.

* 26 eylül 2019 istanbul depreminde dahi, (5.8 di) telefon hatlarının, paniğin, altyapı çöküşünün hafızalarımızda taze olması, olası büyük senaryo için halimizin ne kadar aciz kalacağının göstergesi. istanbul çok eski bir şehir. düşünmesi bile korkunç. 2019 dan sonra 2 sene geçti, yine aynıyız. demek ki herkeste kadercilik hakim arkadaş, şunu da inkar etmeyelim be.. "amaaan öleceksek ölürüz" şeklinde bakıyor çoğu kişi. bu gamsızlığın başka açıklaması olamaz.

* son olarak aklımda olan bir madde şeklinde şunu eklemesem çatlarım...99 depreminde bile, kollar kesilerek alınan bilezikler, enkaz altında altın arayan çeteler gibi ne haberler duydu bu kulaklar. çoğu kulaktan dolma bilgiler olarak kaldı. kimi abartı, kimi yanlış, kimi az bile söylenmiş derecesinde doğrudur diyelim hadi uzatmayalım ama bunlar oldu biliyoruz. oldu bunlar. yağma denen gerçeği gördü insanlar. bir şişe suyu o kaosta 5 liraya satan piçleri gördü.

şu an allah korusun böyle bir durum yaşansa, o akitci puştların sırf yalakalık olsun diye, şu an vatan elden giderken, "kurtuluş savaşında bize yardım etmiş güzel insanlar" diye tanıttığı afganlar ölümüzü bile siker.

velhasıl, bazı süslü beyzadelerin kölesi haline gelen güvenlik güçlerimiz, böyle felaket durumlarında, asıl görevi olan depremzedelere yardım etmek dışında çok büyük oranda yağma, tecavüz, insan kaçakçılığı, hırsızlık gibi kriminal suçları önlemeye kanalize olacak ve deprem sonrası en çok ihtiyaç duyulan iş gücü sekteye uğrayacak. demografik yapının amına koydukları için, daha deprem falan olmadan ve herkesin eli ayağı tutup tepki verebiliyorken, biz çoğunluk iken bile kadıköy'de, moda'da taliban bayrağı açıp sallayan bu öfkeli kalabalık, biriktirdiği tüm kini, en acı zamanımızda almaya çalışacaktır diye düşünmekteyim. umarım bunda yanılırım.
3
dumrul dumrul
hangi seneydi? ikitelli'de sel sonrası yaşanan yağmalar geldi aklıma. onu hatırlıyor musun? depremle kıyaslanmayacak kadar küçük ve lokal bir olayda bile yardım için olay yerine gidenlerden çok yağmacı vardı.
purge me purge me
yok ikitelliyi inan hatırlamıyorum yalan yok. google yaparım şimdi detaylar için. aynen öyledir tabi maalesef hocam. yani şu kelimeye artık çok klişeleşti ve ota boka kullanıyorlar diye ama "ortadoğu" açlığı desem yeri. sırf bunlarda değil, örneğin 3 liralık plastik çamaşır selesinde indirim olan marketin önünde ya da benzer bir olayda, ihtiyacı olmamasına rağmen birbirini ezen güruh da canlandı şimdi gözümde. bu konu depremde gerçekten büyük sorun olacak. oturup bunun için bile insanları eğitmek ya da kolluk kuvvetlerini bilinçlendirmek lazım ama daha depremin "d" harfine girmemişler önlem olarak, kaldı ki bunu yapacaklar. orman kanunları forever diyeceğiz gibi herhangi bir kaosta artık (sırf deprem değl).. şu mülteci hadiselerinden sonra hele, görünüş bu hocam..
dumrul dumrul
nedense ben 2000 öncesi diye hatırlıyordum ama 2009'muş.

www.sabah.com.tr

bahsettiğimiz yıkıcılıktaki bir depremde kolluk gücü falan olmayacak. salt enkazların kaldırılması aylar sürebilir. çok organize ve akılcı bir iktidar başta olsa bile işin bu kısmına dair hayalci olmamak lazım. herkes ciddi ciddi bunu düşünmeli. en azından kafada aile ve yakınlar için bi toplanma alanı falan belirlenmeli. birlikte durulmalı. güvenlik için de bir şeyler düşünülmeli vs.
bu başlıktaki 244 giriyi daha gör