17 ağustos 1999 marmara depremi

1 /
wolverine wolverine
17 ağustos 1999 yılında meydana gelen bu deprem 60.000 e yakın can aldı. fakat ükümet tarafından bu kaybın sadece 5 te 1 i açıklandı ve televizyonlardaki haberlerde kayıp sayısı 12.000 i geçemedi uzun süre. izmit merkezli gerçekleşen bu depremin şiddeti amerika tarafından 9.6 olarak açıklansada hükümet bunu reddederek sarsıntının şiddetini 7.4 olarak açıkladı.
carmelo carmelo
bizzat yaşadığım gercekten insanın hayatının gözünün önünden geçmesine neden olan bir çok insanın ölüme hayatında en fazla yaklaştığı an...
8844455 8844455
bir "17 ağustos 1999 depremi" hikayesi:

"iki kişilik bir aile istanbul'a doğru yol almaktadır. bu arada yalova'dan geçerler. yol üstünde bir tanıdıklarının yazlıkları vardır. gece geç olmuştur ama yine de ışıklarının yandığını görünce eski dostlarının 5. kattaki evlerine bir ziyaret yapmaya karar verirler. umdukları gibi de olur. eski dostları yatmamıştır ve onları güler yüzle ve sıcak olarak karşılarlar. bir süre hoşbeşten sonra evsahipleri daha yazlığa o gün geldikleri için evde ikram edilecek birşey olmadığını hatırlarlar. binanın altında da gece geç saatlere kadar açık olan bir market vardır. yaşlıca insanlar oldukları için de herhangi biri onca şeyi tek başına taşıyamayacaktır. misafirlerinden izin isteyerek aşağıya markete inerler. sonunu tahmin edebilirsiniz, tam onlar marketteyken deprem olur, ev sahipleri için marketten kendilerini dışarıya atmak kolay olmuştur. ama yukarıdaki misafirler göçük altında kalarak can verirler..."

(bkz: kader)
jaded jaded
100 yılın felaketi olarak dünya tarihine geçti. ben dahil bir çok insanın hayatındaki en büyük tecrübe oldu. çok insan yaşamını yitirdi, çok insan yeniden dogdu.
siz hiç sabahın 3ünde dehşet verici bi ugultuyla uyandınız mı? rüyanızın en tatlı yerinde..ne oldugunu anlamaya çalıştınız mı? bi çogunun bunu yapmaya bile fırsatı olmadı.çünkü o çok sevdikleri, huzur buldukları sıgınaklarının duvarları üstlerine iniverdi! benim gibi şanslı olup evleri ayakta kalanlarınsa tüm umutları, hayattan beklentileri bir anda yok oluverdi!
gün agarıp etraf görünebilir oldugunda ise tam anlamıyla bi felaketti. o senelerdir yaşadıgınız şehir ölmüştü..evet ölmüştü..ve havadaki o agır kokuuu! suratlarında şaşkın donuk bi ifadeyle etrafta çaresiz çaresiz dolanan insanlar..kimi çıktıgı enkaza bakan kimi yakınlarının(eşinin,çocugunun,anne babasının..) çıkarılmasını bekleyen..kimi sadece tanıdık bir yüz görmek, birinin iyi oldugunu bilmek isteyen..
bu hikaye bir çok agızdan bir çok farklı şekilde anlatılabilir. ama bir sonuç olması gerekiyorsa işte..
hayat hala devam ediyor...
battal boy cekirge battal boy cekirge
saros körfezi'nde beklenirken izmit körfezi'ni vuran felakettir. 1999 yılının baharında ahmet mete ışıkara ilk defa televizyonlarda görülerek türk halkı tarafından tanınmaya başlamıştı. saros körfezi'ndeki fayın her an kırılabileceğini ve çok büyük bir tehlike potansiyeli taşıdığını söylemişti. gazeteciler saros'a gitti,bu konuda haftalarca konuşuldu. hatta ahmet mete ışıkara felaket tellallığı yapmakla suçlandı. üzerinden çok zaman geçmeden bu konu unutuldu gitti ve o korkunç felaket meydana geldi. depremde hayatını kaybetmiş merhumlara allah'tan rahmet,yakınlarına da başsağlığı dilemekten başka da elde birşey kalmadı.
deprem sonrası devlet biraz hareketlendi,bu konuda birşeyler yaparmış gibi göründü ve ardından 12 kasım 1999 düzce depremi geldi. aynı senaryolar tekrarlandı,devlet yine birşeyler yaparmış gibi göründü. fakat şimdi devlet de halk da deprem gerçeğini unuttu. bunun en büyük ispatı da avcılar gibi deprem riski olan yerlerdeki kira ve emlak fiyatlarıdır. 2000 senesinde avcılar'da 3 öğrenci çok rahat villa kiralarken bugün avcılar'da 2+1 evlerin kiraları 300 ytl civarında dolaşmaya başladı.
umudumuz avcılar'da yeniden villa kiralayacak duruma gelmemek lakin,gerçekler acı ve önümüzde. maalesef bu ülkenin tadacağı acılar daha bitmedi. her alanda olduğu gibi inşaat sektöründe de uzmanlığa değer verilmediği,müteahhitlik gibi bir kavram kontrolsüzce varolduğu sürece de bitmeyecek,bitemeyecek.
tenement funster tenement funster
veli göçer'in, yıkılan onca binasının moloz kaldırma ihalesini de ahlaksızca ve utanmazca kendi şirketleri tarafından alındığı felaket. bu olay gösteriyor ki bırakın 5-10 yılı 2-3 ayda bile bu cinayet unutulup, caniler ödüllendirilmiştir.
revan revan
türkiye'nin en büyük acılarından biri. herkesin bildiği gibi ama nedense hala hukumetteki bazı ilginç şahsiyetlerin ülkemiz insanını salak yerine koyup ölü sayısını gerçeğin çok çok altında söylediği, binlerce insanın yaşamını yitirdiği o korkunç gün. en kötüsü de hala hiçbir şekilde depreme karşı bir tedbirimizin olmayışı. tüm türkiye'nin tekrar başı sağ olsun.
subuo subuo
düşün..evinizdesin,rahatsın..uykun gelmiş yatmadan önce bir balkona çıkmak istemiştir canın..ay,yıldızlar,mehtap dikkatini çeker,büyüleyici bir güzelliği vardır gökyüzünün..ve sen büyük bir huzurla girersin yatağına..uyku güzeldir ve derindir..sonra en umulmadık anda sarsıntıya uyanırsın..o an neler yaşandığına anlam vermek zordur..'çocuklarım' diye haykıran annenin sesini duyarsın ama hiç ulaşamiyacakmışsın gibi uzaklardan gelir o ses..dizlerin kontrölsüzce titremeye başlar,çenen kitlenir..ailenin küçüğüsün diye evden ilk sen çıkasın isterler ama babanın geride kalmasına razı olamazsın..salondaki o kocaman vitrinin nasıl devrildiğine inanamazsın..evet,belki normalde hiç birşey ifade etmez o görüntü ama o an korkunçtur..düşe kalka inersin bir şekilde merdivenlerden..ve aranın bozuk olduğu komşunun kızı boynuna atlar ağlayarak..'ne oluyor?' diye sorar,cevap veremezsin..mahalledeki diğer insanların suratına bakarsın manasızca,dizlerin titremeye devam eder..sonra başka bir komşu kadın gelir ve o şokla annene 'cehennemde miyiz?' diye sorar,annen cevap veremez..
hava aydınlanır,sen evini görürsün..tüm çocukluğunun geçtiği mahalleden gitme zamanının geldiğini anlarsın..kurtulduğuna sevinirsin ama o da kursağında kalır..'tüpraş patlicak,kaçın' derler..trafik yoğundur,nereye kaçacağını bilemezsin..annene sorarsın 'anne,biz ölecek miyiz?' diye,annen seni avutmaya çalışır..ondan da kurtulursun ama yine de sevinemezsin..dostu,düşmanı,babaanneni,halanı,hiç tanımadığın ya da iyi tanıdığını zannettiğin akrabalarını tanırsın..
17 ağustos 1999 marmara depremi gerçekleri görme durumudur..
zaknafein zaknafein
çınarcık da tüm korkularıyla yaşadığım hiç unutamayacağım olaydır.sarsıntının başlamasıyla yataktan yere uçmam aynı anda gerçekleşmiştir.hemen akabinde dışarı çıkıp yıkılan binaların ve acı feryatların sesini de birkaç saniye sonra duyabilmişimdir.veli göçer isimli isminde memenet olmayan herifin binalarından sağ kalan insanlara yardım götürmüşümdür.beraber günlerimi geçirdiğim arkadaşları kaybetmiş , ruhsal bunalımın ebesini yaşamışımdır.

45 saniye diğil 45 saat gibiydi diyen varsa , doğru demiştir.
salmiakki salmiakki
kardeşim ilkokulu bitirmiş ortaokula başlayacaktı. okul değiştireceği için (o sene ilköğretimin 8 yıllık olduğu ilk seneydi yanılmıyorsam) arkadaşlarından ayrılacak olmanın verdiği üzgünlük vardı. en sevdiği arkadaşı başka bi okula kayıt yaptıracağından "beni unutma,çünkü ben seni asla unutmayacağım" yazan süslenmiş bi resim vermişti kardeşime. sonrasında kız tatile akbalarından birinin yanına gölcük'e gitti. bi hafta sonrasında da deprem oldu ve kızcağız vefat etti depremde. ama o resim ve yazı kardeşimin odasının duvarında çok uzun bi süre asılı kaldı, kardeşim arkasından uzun süre ağladı. ben de ne zaman o yazıyı görsem içim bi hoş olurdu, sanki araya girecek mesafeleri önceden tahmin etmiş gibi yazdığı sözler.. kısacası bu deprem hayatımı çook derinden etkilemiş bi olaydır; ne zaman hakkında bi yerlerde bişeyler okusam ya da duysam, içim bi kötü olur, gözlerim yaşarır.. allah böyle bi acıyı tekrar yaşatmasın...
cursedpower cursedpower
değişik bir hayat tecrübesiydi deprem belki en acısı belki en trajikomiği. hayatta başımıza ne zaman ne geleceğinin belli olmadığının kanıtı. babam tüpraşta çalıştığından ve patlama durumunda olacakların bilincinde olduğundan izmit özdilekin bahçesine götürdü bizi komşularla 3 gece kaldık orda. o 3 gün belki en komik günlerdi hayatımdaki. bütün otopark insan doluydu 7sinden 70ine çok da yıkım görmediğimizden idrak edemiyorduk olanları. ama hayatımızın tehlikede olduğu duygusu hayal mayal aklımda. alev topu olarak tüpraş. sabah sırıtarak top oynarken gece olunca artık biz nası geçincez anne babamın işi olmıycak evimizde olmaz tüpraş patlarsa gibi sözler ve gözlerde yaşlar. belirsizlik umutsuzluk. tüm depolarını otoparkında konaklayanlara açan özdileke hayran kalmam. hepsi şimdi anı belki. unutuyoruz hepimiz. ama ya yarın yine deprem olursa ne yaparız? bu soru hala belirsiz. hayat hepten belirsiz...
1 /