17 ağustos 1999 marmara depremi

14 /
parkla ilişkiler uzmanı parkla ilişkiler uzmanı
türkiyenin doğal afet konusunda yetersizliğinin ortaya çıktığı tarihtir.deniz kumu ile inşaat yapanlardan , kolon kiriş donatılarından çalanlara kadar her pisliğin gözler önüne serilmesine sebep olmuştur.
i am spartacus i am spartacus
aklımda depremden sonra dışarı çıktığımızda yıldızları hiç görmediğim kadar yakından görmemle kalmış deprem.
14 yaşındaydım gündüzü havuza gittiğim için yorgunluktan erkenden uyumuştum. zaten hep tedirgin olan benliğim o gün sanki cidden bişeyler hissediyordu. son 10 saniyesi uyandım sadece şaşkındım. ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. yattığım yerden gökyüzü görünmüyordu normalde ama o gün gördüm. çok şaşırmıştım amk yaa. sonra bitti annemin sesi çocuklar koşun dışarı çıkın diye. ben yatıp uyucaz sanıyordum nerden biliyim bi daha eskisi gibi olmayacak. çıktığımda apartmanın giriş duvarları yıkılmıştı. orta hasarlı rapor verdiler sonra apartmana. ağlıyordum play stationum içerde kaldı diye. bi daha giremicem sanıyordum. lise 1e başlıyordum çokta büyümüş sayılmam yani.
deprem biter bitmez dışarı çıktık. mahallemdeki parka gitti bayağı geniş bi alan insanlar komple dışarda mahşer yeri gibi. gökyüzünü net gören bi yer. herkes aynı şeyi konuşuyordu. bismillah çekerek bu yıldızlar niye böyle diyorlardı. parkın yanındaki camide bi sabah namaza rekoru kırıldı muhtemelen depremden 2-3 saat sonra. iğne atsan yere düşmez yer bulunmuyor. bayram namazı gibi.
1 hafta parkta kaldık,artık eğlenceye vurmuştuk. millet tv falan getirmiş eve döndürmüştü parkı amk. geceleri babamla çıkıp dürüm yerdik seyyar muhteşem dürümcüden. sonra oda gitti. çok zor zamanlardı o dönemi aklı başında yaşayanların ruhunda büyük hasarlar bıraktığı kesin. allah bi daha yaşatmasın.
hoplayangoril hoplayangoril
merkez üssü gölcük olan 7.4 şiddetinde gerçekleşen . 60.000 densede miktar sanılanın çok fazla üstünde olan acı bir olaydır. ve o yıkılan şehir benim doğduğum büyüdüğüm şehir.enkaz çocuğuyum 7 saat enkaz altında kalmak çaresizliği hissetmek kıpırdayamamak saatlerce kurtulmayı beklemek gerçekten acı. asıl olay enkazdan çıktıktan sonra canını yakar. anne ve ablayı kaybetmek daha 10 saat önce konuştuğun insanların 10 saat sonra yok olduğunu öğrenmek acı verir.önceki gün görüştüğün konuştuğun arkadaşlarını kaybetmek demek.gölcük demek yıkılan bir şehirde yeniden doğmaya çalışmak demek.
amorti amorti
i̇stanbul'da yaşamama rağmen gerçekleştiği sırada i̇stanbul dışında bulunduğum depremdir. ancak tüm artçı sarsıntıları sırasında evdeydim. zamanla alıştık, şiddetini bile anlar olduk.

-oğlum amorti sallanıyoruz lan!
-valla sallanıyoruz.
-hadi kaçalım, dışarı gidelim. hadi oğlum ne oturuyorsun?
-dur lan dur, bu 3.8 olmaz bişey.
-dur bakiim, yok lan en az 4.2 bu. doğrusun kardeş kaçmaya gerek yok.
-batak atalım mı?
-hadi atalım.
compactdisc compactdisc
hani böyle aklına gelir de canın yanar. öyle bir şey değil bu.

--
5 yaşında ufacık bi çocuğum ben. ellerim minicik, ayaklarım minicik. eskiden sarışındım da ben. kardeşim var bi tane, kız. yeni doğdu. bişi var havada allahım. bişi var bugün bu havada ah dün gibi, 3 saniye öncesi gibi hatrımda. fazla şey. fazla pembe bu hava. allahım içimin benzi soldu bu ne idüğü belirsiz endişeden.

--
ne oluyor? rüya. değil. rüya. bu ne ki. başım dönüyor. baba? gürültü. televizyon niye salonun ortasında? hala başım dönüyor. kötü bi koku. rüya.

--
bundan bir yıl önce, 98. ufak bir kız. adı sevinç. sokağın sonundaki evde. ah ne kadar uzun zaman olmuş adını söylemeyeli böyle. "sevinç". ben ufak, o ufak. bugün değişik bir gün nedense. güneşi bulutu ayrı güzel. sevinç duruyor sokağın sonunda. ben başında. yaklaşıyoruz yavaş yavaş. zaten adımlar avuç içi kadar dimi, git git bitmez o yol orada. heyecan değil başka bişi. huzur gibi. buluştuk. hiç bilmem ben bunu ama oldu işte. öptüm. ben sevinç'i öptüm. garip. temiz. tertemiz. eve girdim sonra.

--
akrabalarım gitti benim. tanıdıklarım. yakınlarımın yakınları. sokağım yıkıldı benim. evler. çokça ev, çokça aileler. hikayeler edindim ben. bu biri öyle. bir kaçından biri öyle. "sevinç" olan bu hikaye. benim sevincim olamayışının hikayesi.

ilk aşkım öldü benim. çocukluk aşkımın üstüne beton duvarlar düştü, nefessiz kaldı, ezildi. 5 yaşındaydım. yıllarca anlamadım ben. çok sonra farkettim. çok sonra geldi anılarım. ölümle tanışmam "sevinç"ti benim. sevinemedim. ilk öptüğüm. ilk sevdiğim. çocuk kalbimin en temiz yerinden. ilk kopan benden. ilk depremim.

--
bu yalnızca biri hikayelerden. bir kaçından biri öyle. anılarım çok kesik. ben çok eksik.

sesimi duyan var mı?
eisvold eisvold
depremden sonraki ohal de görevliydi babam. buldukları tüm ölüleri buz pateni pistine getirmişler. kokusu taaa derinceden duyuluyordu demişti bana. tesadüf ya yıllar sonra o babam istanbul'dan derince'ye taşındı. bir kere bile o buz pateni pistine sokamadım onu, halen önünden geçerken kafasını öbür tarafa çevirir. ben lisedeyken 19 mayıs kutlamasına bile gelememişti sırf stadyum pistin yanında diye.
yaz ayında grip olan şanssız genç yaz ayında grip olan şanssız genç
o zamana kadar duymadığım bir kavram olan deprem i bana öğreten deprem. üzerinden uzun yıllar geçmiştir ve bir çok kişide kötü olarak anılır ancak bana deprem gerçeğini en sert şekilde öğrettiğinden yani bana kazanım olarak döndüğünden severim kendisini. genel olarak da depremi severim keşke sürekli küçük küçük sallasa.
xerdan alonso xerdan alonso
marmara depremini yaşayan kişilere sorun. i̇çlerinden mutlaka o ışık süzmesini gördüğünü söyleyen çıkacak. eğer görmediklerini söylüyorlarsa, çok doğal. deprem anında dikkat etmemiş olabilir bazı insanlar. benim annem, babam ve halam o ışık süzmesini görenlerden.


ama demokraside çareler tükenmiyor. i̇nterneti aç, google amcana sor.
manyas kuş gölü'nde görülen ateş topları mı dersin, marmara denizi'nde balıkçıların gördüğü ışıklar mı dersin, birçok habere ulaşacaksın. tek yapman gereken ''marmara depremi ateş topu'' yazmak.

1976'deki deprem, benim fikrime göre deneme amaçlıydı. haarp yani kıyamet teknolojisi denendi. tesla cihazı denendi.
çalışıyordu.

1999'daki deprem ise çok ayrı bir boyut.
depremin olacağı gece, donanma komutanlığı'nda askeri devir teslim töreni vardı. ancak alışılmışın aksine, gölcük'te i̇srail ordusu da vardı. i̇lk kez böyle bir görüntü ile karşı karşıyaydı türk milleti.

uluslararası bir durum olmamasına rağmen askeri devir teslim törenine i̇srail ordusu da katılmıştı.

abd, görevin gizlilikte yürütülmesini istediği için i̇srail ile anlaşmıştı.

i̇srail ordusu, abd ile ortak bir bilimsel araştırma yapacağını söyledi. görevlilerden izin alarak denizaltı korunaklarına indiler. görevliler dediğim, demirel ve ecevit.

tesla cihazını kurdular. ve çalışmaya başladı. küçük boyutta bir şey planlamışlardı ancak ilahı düzen ters tepti. tesla cihazı, param parça oldu. deprem çığrından çıktı.

ve sonuç:


milyonlar can havliyle kendilerini dışarı attılar.enkazdan kurtarılan bir bayan ali kırca'nın yönettiği siyaset meydanı'nda aynen şöyle dedi ''o gece ne olduğunu bilmiyorum ama bildiğim bir şey vardı ki bu depremden farklı bir şeydi''

i̇letişim hemen kesildi.

i̇stanbul, iletişim ablukasına alındı. telefonlar çalışmıyordu. kimse bilgi akışı yapamıyordu.

4 saat boyunca iletişim durdu.

cumhurbaşkanı demirel'in bile telefonu kesilmişti. gazetelere öyle demişti.

cumhurbaşkanlığı gibi önemli kurumların telefonu, uydu telefonu'dur. yani ne olursa olsun, telefonları kesilmez.
yani i̇srail-abd, uyduları bile devredışı bıraktılar.

patlamanın ardından tesla cihazının parçaları toplandı. 4 saat yeterli bir zamandı, toplamak için.

i̇letişim düzeldi.

ancak bazılarının göz ardı ettiği şeyler yaşanıyordu. bilimsel araştırma diye yutturulan abd-i̇srail oyunu, milyonlarca dolar hasara ve binlerce insanın hayatına mâl olmuştu.

rusya, tesla cihazının geldiğini anladı. marmara'ya bir araştırma gemisi gönderdi. denizdeki radyasyonun da farkına varmıştı.

ama gemi boğazlardan içeri alınmadı.

nato'ya bağlı abd gemisi, rus gemisini durdurdu.



rusya, marmara denizi'ne giremedi.

ardından i̇srail, yardım filoları göndermeye başladı. araştırmayan, okumayan ve yalnızca tv izleyip, tv'de gördüğü her şeyi kabullenen türk milleti, i̇srail'e alkış tuttu.

''vay be, ne yardımseverlermiş. yanımızda oldular, helal olsun ulan''

ancak i̇srail filosu, gölcük'te görev yaptı. patlama sırasında ölen adamlarının cesetlerini ve izlerini toplamak için.
abd'nin hastane gemileri gümrükten içeri alınmadı. ecevit, içeri almadı.
ben olsam ben de almam. tüm millet yine ''ecevit'in ukalalığı'' diye düşündü. ancak durum böyle değildi.

ecevit ve demirel, kalkıp böyle bir olayı halka açıklayamazlar. çünkü kendilerinin de parmağı var, neden ülkelerinin kaderini 2 kanlı ele bıraktılar? nasıl oldu da böyle başıboş bıraktılar onları? bu yüzden halka açıklamadılar.
deprem döneminde, gazetelerde yazıldı. yapay deprem dedi 3-4 gazeteci. ancak daha sansasyonel haberler dururken, o başlıklar okunmadı. deprem yüzünden kimsenin gazete okuyacak durumu da yoktu zaten.

peki i̇srail ve abd neden böyle bir şey yaptı?

kimine göre, rusya bomba patlatmıştı. birileri de yugoslavya'da patlayan bombaların etkisi diyordu. hatta pkk yaptı diyen dingolar bile çıktı. nitekim cnn muhabiri, ecevit'e ''bu deprem suni mi?'' demekte bir beis görmedi. ama akla en yatkın olan feature times'ın araştırmasıydı.

senaryoya göre, abd'nin san andreas fay hattı gerilmeye başlamış. büyük kırılmalar yaşanacakmış ve bu abd ekonomisine büyük zararlar verecekmiş doğal olarak.
zaten hatırlarsanız, california'nın bir depremle suya gömüleceği iddiaları vardı. bu fay hattı california civarlarında bulunuyor işte.
efenim, ordaki gerilmeyi almışlar, küçük depremler ile dünyanın dört bir yanına dağıtmak istemişler. nicola tesla'nın çalışmaları sayesinde.

yazının başından beri bahsettiğimiz bu teknolojinin çalışma prensibi, düşük frekanslı elektromanyetik ışıma ile yüksek enerjileri nakletmektir.

uzun zamandır büyük depremlere maruz kalmamış marmara bölgesi, birden deprem kuşağına girdi. depremler birbiri ardına gelmeye başladı.

i̇şte bunu yapmalarının nedeni, gerçekten büyük bir depremi, küçük boyutlarla atlatabilecek miyiz düşüncesi idi. çünkü kuzey anadolu fay hattı büyük gerilimlere başlamıştı. denenmek için harika bir yerdi. böylece san andreas'ın gerilimlerini de önlerlerdi daha sonra.
ancak ilahi düzen ters tepti. deprem beklenenin 10.000 kat üstünde oldu.

devam edelim.

5 haziran 1977 tarihli new york times'da 28 temmuz 1976 yılında çin, tangshan'da yaşanan ve 650.000'in üzerinde kişinin ölümüyle sonuçlanan depremle ilgili bir yazı yeraldı.

3:42'deki ilk sarsıntıdan hemen önce , gökyüzü gündüz gibi aydınlanmıştı. tıpkı gölcük'te olduğu gibi. temelde beyaz ve kırmızı olan ışıkları 200 mil uzaklıktan görmek mümkündü. birçok ağacın yaprakları yandı ve gelişmekte olan sebzeler sanki bir ''ateş topu'' tarafından kavrulmuştu.

ayrıca 10 aralık 1976 yılında, birleşmiş milletler genel toplantısında "askeri ve diğer çevresel değişim tekniklerinin düşmana yönelik kullanımının yasaklanması anlaşması"ni onayladığı rapor edilmişti. çevreyi değiştirebilecek, deprem vs. yaratabilecek bir teknoloji olmasaydı, böyle bir anlaşma imzalanır mıydı?

tabi ki de hayır. evet diyorsan, önce kendimi sonra seni vururum.

1981 yılında nükleer mühendis ve amerika'daki önde gelen tesla araştırmacısı albay thomas bearden ,amerikan psikotronik derneğinde bir konferans verdi. konuşmasından, tartışılan tesla vericileri hakkında cümlelerini buldum senin için:

"yaptığımız şey frekansı değiştirmektedir. eğer frekansı bir yönde değiştirseniz ,enerjiyi dünyanın bir bölümünde hedeflediğiniz yerin ilerisindeki atmosfere boşaltırsınız. havayı iyonize etmeye başladıkça, hava akış seyrini, jet gidişlerini vb. şeyleri değiştirebilirsiniz. bu mükemmel bir hava makinasıdır. eğer ani bir şekilde boşaltırsanız, bunun için küçük iyonizasyon elde etmezsiniz. bu kez kıvılcımlar ve ateş topları dünyanın yüzeyine boşalacaktır. bu aletle ileri geri oynayarak dünya çapında dev hava değişikliklerine yolaçabilirsiniz."

sanki adamın elinde uzaktan kumandalı oyuncak araba var. nasıl şeker bir şeymiş gibi bahsediyor.
i̇nsan değil bunları yapanlar.

1976'da çin depremi oldu. tesla cihazı denendi. balıklar öldü, meyveler yandı, ışıklar görüldü.
depremin ardından 10 aralık 1976'da, birleşmiş milletler çevreyi değiştiren teknolojilerin, düşman halka kullanılmasını yasakladı. (kanıt)

80'lere doğru, yapay doğa olayları ile ilgili kitaplar çıkmaya başladı. (kanıt 2)

san andreas fay hattı gerilmeye başladı.
1999 marmara depremi yapıldı. fay hattı boşaltma hakkında ilk tecrübe edinildi. (çin'deki deprem yaratmayı test etmekti.)

türk basınının en saygın isimleri farklı üsluplarla ''yapay deprem mi?'' diye sormaktan kendilerini alamadılar. taha kıvanç, can ataklı ve sedat sertoğlu şüphelerini köşelerine aktaran önemli isimlerdi.
dertoddler dertoddler
o geceye mahsus bir şey hatırlamıyorum. ufaktim bayağı ben. teyzemin çığlığıyla uyanmıştik hepimiz.ben uyku sersemi bir biçimde salondaki avizeye bakiyordum. salincak gibi sallaniyordu. annem bemi kaptigi gibi dis kapinin önüne doğru götürdü. deprem bitmişti tabii fakat o korkuyla hickimse evde kalmak istemiyordu.(komik bir detay olarak apartmanda yasayan bir genc sortuyla ve terlikleriyle asansör ile bizim kata inmişti. asansöre de binmemesi gerektiğini yeni ogrenmis olacak ki gülüyordu.)
apartmandan cikip arsaya dolustuk butun mahalleli ben de bir arabanin arka koltugunda uyuyakalmisim. ertesi sabah eve dönmüştük.herkes salonda beraber uyuyordu.televizyonda ali kirca vardi, sürekli haber...
o cocuk halimle normalde cizgi film olmasi gerekirken haber olmasina sinir olmustum. isin ciddiyetini o gun ilerleyen saatlerde ben mutfakta yalnizken olan ikinci bir depremle anlamistim.mutfak masasi zangir zangir sallanmis ben korkudan salona gidememistim.

o depremden sonra birçok malzeme hirsizligi ve yapi dayanaksizliğı ortaya cikmisti.bircok insan hayatini ve ailesini kaybetmis bircoklari da evini...

gerekli onlemlerin büyük bir ciddiyet altinda alinmasi ve boyle felaketler karsisinda tum insanligin bu sekilde caresiz kalip hicbir can ve mal kaybi olmamasi dileğiyle. ..
i am spartacus i am spartacus
işık mevzusunu bilmemde komplo teorileri hep ilgimi çekmiştir. bide yıldızların net bir şekilde daha yakındaymış ve daha büyümüş halini gördüm. valla her şey olabilir.
tanım: allah bir daha yaşatmasın dediğim deprem.
absimiliard absimiliard
şehirde elektirik kesintisinden dolayı ışık kirliliği az idi ve dolayısı ile yıldızların net gözükmesi bilimsel olarak buna bağlanmıştı diye hatırlıyorum.

mantıklı bilimsel açıklaması da budur. diğer açıklamalar biraz komplo teorisi gibi geliyor ama depremi an ve an yaşayan bir insan olarak ilgimi çekmiyor da değil.

şunu bilirim o güne dair. kıyamet gibi idi. abartmıyorum 30 cm uzunluğundaki avize ağır olmasına rağmen tavana 90 derece açı ile devamlı çarpıyordu. sol-sağ şeklinde yana atılımlı inanılmaz bir sarsıntı vardı. kasımdaki düzce depremi ise beşik gibi sallamıştır.

ayrıca sıkıcı tutunduğum yatağımdan beni fırlatabilmiştir kocaeli depremi. hakikaten korkunç ve şiddetli bir depremdi.

sabah 7 gibi radyolardan amerikan kaynaklı bilgiler 8,1 gibi bilgi geçmişlerdir.

depremin büyüklüğünü bilebilecek bilgiye sahip değiliz belki ama inanın inanılmaz bir sarsıntı vardı.45 sn ömür gibi idi. 7,4 den daha büyük olup olmaması noktası bilim adamlarına kalmış artık.

gerçi ahmet mete ışıkara büyüklük ile şiddetin farklı kavramlar olduğunu dile getirmiş, son yüz yılın en şiddetli depremlerden biri olduğunu söylemişti.

büyüklük:7.4 ama şiddet:10,5-11 arası gibi rakam vermişti. (yanlış bilgi varsa düzeltilebilir)
depremin büyükülük rakamı olan "7,4" hala muallaktır. orası bir ayrı bir konu.
andrenn andrenn
bu milletin hafızasına kazındı bu deprem. çok büyük yıkımları beraberinde getirdi. bu deprem ile beraber hayatını kaybeden ne kadar insan var ise allah rahmet eylesin.
herkızınarkadaşolarakgördüğüçocuk herkızınarkadaşolarakgördüğüçocuk
it gibi korktuğum deprem, evimizin demirlerini bizzat babam kesti, beton firmadan alınan hazır beton. babam bu binanın sağlamlığına kefildir ben yaptım diyor, gerçi 99 depremindede tek bir çatlak dahi olmadı ama it gibi korkuyorum, o depremi yaşamamış olmama rağmen korkuyorum, her kalbim attığında acaba deprem mi diyorum , her kopek havladığında yüreğim azıma geliyor, korkuyorum, çok çok korkuyorum
14 /