17 ağustos 1999 marmara depremi

16 /
ayrılmak istemeyen de ayrılmak istemeyen de
en uzun en korkunç gece, çocukluk travmam. annemin kucağında çığlık çığlıga attık kendimizi dışarıya. bağırışlar, ağlamalar mahşer yeri gibiydi. hala çok net hatırlıyorum. 1 hafta eve giremedik. tam 23 yıl olmuş ne acılar yaşandı, binlerce insan kaybedildi ne yazık ki hala ders çıkarılmadı ve biz önümüzdeki daha büyük bir depreme yine hazırlıksız koşar adım ilerliyoruz. çok yazık.
ophelias ophelias
aradan yıllar geçmesine rağmen çok net hatırlıyorum. o gece üstümde yeşil bir gecelik vardı. depremden sonra o geceliği bir daha hiç giyinmemiştim. çocuk aklı işte. uzun süre dışarıda yatmıştık. eve girmeye korkuyorduk. mahalleliyle akraba gibi olmuştuk. hiç olmadığımız kadar samimiydik. o samimiyeti sevmiştim ama eve dönüp yatağımda uyumak istiyordum. eve girdiğimde dizlerim titrerdi. sanki ev sürekli sallanıyor gibi gelirdi. bir tane benjamin ağacı vardı evde. sarsıntı hissettiğimizde hep o ağaca bakardık yaprakları sallanıyor mu diye. uzunca bir süre ağacın olduğu odaya girememiştim. girsem bile görüş mesafemde olmazdı. korkunçtu…
dumrul dumrul
o ara marmara denizine yakın oturuyorduk. 18 katlı bir binanın 12. katındaydık. evde annem ve ben vardık. ablam başka şehirdeydi. bir hafta filan önce dedem öldüğü için babam sanırım onun evinde olmalı. gece karabasan gördüm. hani hemen ardından uyanırsınız bi nefes alırsınız filan ya, tam o sırada sallanmaya başladım. insan tabii ne olduğunu hemen anlayamıyor uyku + karabasan sersemliğiyle. annem odasından fırladı. beni koruyacak bi şeyler yapmaya çalışıyor da 18 katlı binanın 12. katında ne yapabilirsin. üstten çökse yukarda 6 kat var. yana devrilse 12. kattasın. bir de muhtemelen başkalarına göre daha sert hissediyoruz biz depremi. bina olduğu gibi sanki bir sağa bir sola yatacak şekilde hareket ediyor. 45 saniyeydi değil mi deprem? ikimize de çok uzun gelmişti. tam bitti derken yeniden sallıyor. garip bir şey. yaşamadan anlamak mümkün değil. yaşamak demişken bizde bir hasar olmadı. dışarda yatma olayını biz çok uzatmadık. ikinci gün mü ne eve döndük. on binlerce kişi öldü. on binlerce kişi evsiz kaldı. bi sürü insan kafayı yedi. yani bayağı yediler... bunun travması fena oluyor.

hemen ardından kasımda bolu depremi oldu. bolu depremi de 7,2 idi. düşünün gençler, türkiyede hem nüfusun hem de ekonominin yığıldığı bir bölgede üç ay içinde büyüklüğü 7 üzerinde olan iki deprem oluyor. ölülerini çıkarıp gömemiyorsun. yağma olaylarını filan pek bir yerde okuyamazsınız. bu yaşanan çok büyük bir felaket. 2001 krizini tetikleyen en önemli şeylerden birinin bu iki deprem olduğunu da pek duyamazsınız bir yerden... biri diğerine anayasa kitapçığı şey yapmış da ondan kriz olmuş vay vay...

şimdi yıl dönümünde geçmişte yaşanan talihsiz bir olay olarak anılıyor. bu depremlerin her ikisi de geçmişte yaşanan talihsiz olaylar değil. geleceğimizde yaşanacak olan bir başka felaketi hatırlama ve önlem almaya vesile yapılmalı. çünkü er ya da geç büyük istanbul depremi de olacak. 23 senede ne hazırlık yapıldı? bu depreme hazırlık için toplandığı söylenen deprem vergilerine ne oldu? 17 ağustostan sonra belirlenen toplanma alanlarının hepsine teker teker beton diktiler, avm yaptılar. o felaket de başımıza geldiğinde "allahın işi" diyecekler. bunu da biliyorsunuz değil mi?
karamuratınkedisisarıfuat karamuratınkedisisarıfuat
23 yaşındaydım.o gece inanılmaz bir sıcak ve huzursuz bir hava vardı.
yüksek giriş evden don gömlek dışarı attık kendimizi.bir anda tüm istanbul karanlığa gömüldü.telefon falan hak getire...
o sırada sanki altımızda yer değil de; su yatağı var gibiydi.
ölenlerimize rahmet,kalanlarımıza hayırlı uzun bir ömür diliyorum..
dale nunes dale nunes
deprem sonrasında yaşananlar tam anlamıyla bir rezalet ve utanmazlıktı. hele dsp mhp anap koalisyonunun hiçbir şeyi organize edememesi, becerememesi ve olaya hakim olmaktan çok sadece afallaması acayip boyutlarda garipti.

neyse bir deprem hikayesi de benden olsun. çınarcığı bilenler bilir, ilçe dağ eteklerine kurulu bir sahil kasabası olduğundan yukarı çıktıkça eğim artar. bu yüzden ilçede çok sayıda dik yokuş bulunur. buna göre de binalar istisnalar harici 8-10 katlı olmazlar.

97 veya 98 yılında işte bu yokuşların olduğu yerlerden birine hak-san isimli bir firma inşaat dikmeye başladı. binanın dikildiği yer iki bayırın kesişme noktası ve yan tarafı ufak bir tepelik olduğundan çok büyük bir istinat duvarı da inşa edildi.

ancak zamanla inşaatta çeşitli gariplikler olmaya başladı. önce istinat duvarında çökme alametleri başladı. sonra bina henüz bir iki kat çıkmışken çökmeler meydana geldi. i̇nşaat durdu, durmadı derken yine devam etti. bina çürük mü acaba söylentileri ayyuka çıktı.

bir sene sonra oradan geçtiğimizde bir de ne görelim! bina alışılmışın aksine tam 11 katlı inşa edilmişti ve çok absürt bir görüntüye sahipti. adeta bir kuleye benziyordu ve mevcut yapısıyla sanki zorlukla ayakta duruyormuş gibiydi.

tabii ilçenin bu en yüksek katlı binasına yukarı katların gördüğü enfes deniz manzarası da hesaba katılınca ilgi büyük olmuştu ve apartman kısa zamanda dolmuştu. önünden en son geçtiğimde balkonlarının tamamında ışık yandığını hatırlıyorum binanın.

sonra gün geldi 17 ağustos oldu. herkes sokaklara döküldü. yıkılan evler, ölenler, yaralananlar, büyük bir başı boşluk ve keşmekeş ortaya çıktı.

ve duyduk ki hak-san da çökmüş. hemen oraya gittik ki o kule ve koca höngürtü tamamen çöküp, un ufak olmuştu ve dönüştüğü yığın bile en az üç kat boyundaydı. ayrıca binanın bir kısmı yanındaki apartmanın üstüne yığıldığından o apartmanda da göçükler ve çökmeler olmuştu.

toplamda 60 küsur insana mezar oldu bu apartman. yapılan incelemelerde binanın yapıldığı arazi gereği yanlış inşa edildiği, normalden 3-4 kat fazla kat çıkıldığı, bu çıkılan katların kolonlarının bazılarında demir bile olmadığı, binanın yapısal olarak sorunlu olduğu ortaya çıkmıştı.

ve işte zaman geçti, ölen öldü, kalan kaldı. bugün kimse ne hak-sanı, ne de diğer çöken apartmanları hatırlamıyor bile.
acarabi acarabi
umursamazlığın ve boşvermişliğin halkımıza yaşattığı acılarla anılacak olan felaket.
önlem alınacağı yerde, nefes alınacak ve kurtulma şansı verecek arter ve alanlara yine yeniden beton bloklar çıktığımıza göre tekrarında daha da büyük yıkımlara ve can kayıplarına sebep olacaktır.
olsun...
tanrı yazgısı kader denip geçilecek nasılsa...
dipnot: toplanan deprem vergilerini unutma unutturma.
ropte ropte
üzerinden 23 sene geçtiğine inanmadığım deprem. depremden sonra en çok konuşulan şeylerden biri 30 yıl içinde büyük bir i̇stanbul depremi daha olacağıydı. fay hareketleri vs buna işaret ediyordu. rahmetli ahmet mete ısikara'nin ağzından çıkan her söze dikkatle bakıyorduk. 30 seneye kalmadan yeni bir deprem olacak diyorlardı.

daha çok var desek de 23 senesi geçti bile. depremin olduğu 45 saniye ne kadar uzun geldiyse, bu 23 sene de o denli kısa geldi. 7 sene içinde olması muhtemel büyük bir depremde kaçımız sağ kalacak acaba?

hani kentsel dönüşüm vs bir şeyler yapıldı tamam da, yeterli mi dersek hepimiz cevabı biliyoruz. zaman daraldı bir şeyler yapmak gerek.

sesimi duyan var mı?

bu soruyu bir kez daha sormakta geç kalmayalım.
2
delipedro delipedro


şöyle bir evden sağ çıkınca ve istanbul'da yaşayanlar şöyle sallandık böyle korktuk deyince çok kere labisiktiringidin demişliğim var.
kırk beş saniye süren bu olay için bu fotoğrafa kırk beş saniye bakamayanlar 7,4 yetmedi mi dediler, oralarda çok zina vardı dediler, gölcük'te insan vücutlu eşek başlı yaratıklar görüldü dediler, dediler de dediler.
kötüböcek came back kötüböcek came back
depremi "tuzla'daki ordu evinde pencereden kuran fırlatılması yüzünden oldu, komuta kademesi komple ateist" diyerek açıklayanlar olmuştu, neden merkez üssü o ordu evi değildi bilinmez tabi,
cami yıkılmasın diye onu tutan yeşil cübbeli sarıklı şeyhler gördüm diyerek gündeme oturmaya çalışan, tabi medyacılardan yolunu bulacak ya pezevenk, bir sürü yalancı embesil çıktı piyasaya,
deprem sonrası piyasaya yağmacılar da çıktı, bir kaç tanesinin asker tarafından vurulduğu haberi geldi, çok şükür dedik,
en çok veli göçer diye bir müteahh itin yaptığı binalardan bahsedildi, yaptığı her bina yıkılmış, pezevengin isminde hayır yok dedik,
depremin nedenlerini çok konuştuk ama çözüm üretmedik,
80 yaşındaki uzmana deprem dede deyip ülkenin en seksi erkeği ilan ettik,
başka bir deprem uzmanının kaslı vücudunu ekranlara taşıdık.
kısacası depremden çok büyük magazin çıkardık,
ama hiç ders çıkarmadık.
16 /